1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. UNUTMAYALIM! AHİRET DÜNYADAYKEN KAZANILIR.
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

UNUTMAYALIM! AHİRET DÜNYADAYKEN KAZANILIR.

A+A-

Bazıları zengindir, parayla pulla ziyadece haşır neşirdir. 
Bazıları orta hallidir, malda mülkte, itiş kakışta yarışın hep önünde olmak ister, hatasını kabullenemez. Kendini tecrübeli sanır.
Bazıları fukaradır ama kazanca giden yolları aralamak için gayret göstermez. Hayatı miskinlik, fakru zaruret içinde geçer.
İnsan, çoğu zaman işine geldiği gibi düşünür, öyle algılar. Bugünü yaşamanın telaşındadır. Diğerleriyle uğraşacak zamanı dahi yoktur. Kafası hep hesapla, kitapla meşguldür. Çünkü içinde bulunduğu anı yaşamaktadır. Diğerlerinin çektiği sıkıntı ve sorunlar onu hiç ilgilendirmemektedir. Kazancının kendi maharetinden başka bir şey olduğuna inandıramazsınız. 
Bazı kullar, bollukta şükreder de darlıkta şükür halini kaybederler. Halbuki makbul olan; zenginlikte de fakirlikte de hamd, şükür ve rıza halini muhafaza ederek kalbi muvazeneyi korumaktır. Bir rivayette:
“Kıyamet gününde zengin bir kul getirilir. Allah-ü Teala ona:
–Seni Bana kulluktan alıkoyan ne idi? buyurur. O zengin:
–Ya Rabbi! Malımın çokluğu beni meşgul etti, der.
Cenab-ı Hak, Hazret-i Süleyman’ı (a.s.) misal getirerek:
–Sen Süleyman kulumdan da mı zengin idin? Onu niye mülkü o kadar meşgul etmedi? buyurur.”  
Kalbin sanatı; mal ve mülkü Cenab-ı Hakkʼın rızası istikametinde kullanabilmektir. Kalbini dünyanın kasası yapmayan şükür ehli cömert zenginler ile; kanaatkar, sabırlı ve haysiyetli fakirler, insanlık şerefinde ve ilahi rızada beraberdirler.
İşte dostlarım dünya hayatını kolayca harcayan ve ahir alemini karanlığa büründüren kesim için bir nebze olsun faydam olursa diye çırpınıyorum. Çünkü insanların hayırlısının insanlara faydalı olanlar olduğunu biliyorum. 
Madde imtihanını kaybeden insanlar oldukça çoğaldı. Küçük kıyameti kopmayan insanlara bir katkım olsun derdindeyim. 
Zenginlik güzel şeydir ama hakkını verdikçe güzeldir. Diğer insanlara faydalı olabiliyorsanız tadına doyum olmaz. En büyük ibret olan ölüm bile uyarı niteliği taşımıyorsa o halde derdiniz nedir?
İnfakta örnek olarak almanız gereken o kadar yüce şahsiyetler vardı ki! Sırf Allah’ın rızasına mazhar olabilmek için yeri geldiğinde kendilerini dünya malından soyutladılar. Ben diyorum ki malınızı mülkünüzü bırakmayın. Çalışıp kazandınız, tabi ki o parayı helalde sarfetmek en doğal hakkınızdır. Ama onca biriken varlığınızın içerisinden zekata giren kısmını gönül rahatlığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırmıyorsanız, risk altındasınız demektir. Öte yandan fakire bir ihtiyaç göreceği zaman en ucuzunu, en sıradanını, kalitesizini araştıran, cebinde kağıt para yerine bozuk para arayan zengin kardeşim, kendine ne alıyorsan o insanlara da aynısını alacaksın. Size garanti ediyorum. Bu dinimiz islamın da ayrıca taahhüdüdür. Yaptığınız her kuruş yardım size misliyle hem dünyada hem ahirette dönecektir. Bunda anlaşılmayan bir şey var mı? 
O halde niçin hala dünya safahatına bu denli düşkünsünüz?
Burada tarlanızı güzelce hazırlayıp, sürdükten sonra tohumunu, gübresini, suyunu vereceksin ki hasat vakti geldiğinde vefası kuşku götürmeyen toprak ta size ektiklerinizin karşılığını misliyle verecek. 
Bakınız, İslam tarihinde Salebe ve Karun bunun en bariz iki misalidir. Fakirken salih birer müʼmin hayatı yaşayan bu insanlar, muazzam nimetlerle imtihan edildiklerinde, bunu kaldıramamış, şımarıp azgınlaşmış, neticede ebedi bir hüsrana düçar olmuşlardı.
Öte yandan, şu kısacık dünya hayatının günleri, ahirete nisbetle pek kıymetlidir. Zira ahiret, karşılık görme yeri; dünya ise kazanma mahallidir. Rivayet olunur ki Hazret-i İlyas (a.s.), Ölüm Meleği’ni karşısında görünce dehşet içinde ürperdi. Azrail (a.s.) bunun sebebini merak ederek:
–Ey Allah’ın Peygamberi! Ölümden mi korktun? diye sordu. Hazret-i İlyas (a.s.) cevaben:
–Hayır! Ölümden korktuğum için değil, dünya hayatına veda edeceğim için bu haldeyim… dedi. Sonra sözlerine şöyle devam etti:
–Dünya hayatında Rabbime kulluk yapmaya, iyilikleri tavsiye edip kötülüklerden sakındırmaya gayret ediyor, vaktimi ibadet ve amel-i salihlerle geçiriyor, güzel ahlak ile yaşamaya çalışıyordum. Bu hal benim huzur kaynağım oluyor, gönlüm sürur ve manevî neşelerle doluyordu. Ölünce bu zevkleri ve lezzetleri yaşayamayacağım ve kıyâmete kadar mezarda rehin kalacağım için üzülmekteyim!
Değerli okurlarım! unutmayalım ki salim bir akıl ve mantığın icabı; küçük, basit ve geçici menfaatleri; faydası ebediyyen sürecek büyük kazançlar ile değişmeyi gerekli kılar. Bu sebeple aklı başında her insanın vazifesi; fani dünyanın cazibesine kapılmaktan sakınıp ebedi olan ahiret saadetini kazanmaya çalışmak olmalıdır.

Bu yazı toplam 1082 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.