1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Üstazımız Şeyhimiz Müfti Hadimi (K.S.)In...
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Üstazımız Şeyhimiz Müfti Hadimi (K.S.)In...

A+A-
Üstazımız Şeyhimiz Müfti Hadimi (K.S.)In Aksaraylı İbrahim Efendiye Yazdığı Mektubun Bir Suretidir

Sübhan olan Rabbimin ismiyle. Biz ondan eman isteriz. Bundan sonra: Ey felaha kavuşturacak çok nasihat taleb eden salih kardeşim!
-Salaha götürecek nasihat, Rabbi’l-âleminin kelamından ve Seyyidi’l-mürselin Efendimizin kelamından iktibas edilen nasihat içindir.
Rabbimizin: “Senin nefsin senin üzerinedir”ayeti celilesi senin nefsini ikmalde sana kâfidir. Sen meşguliyetlerin cümlesini, nefsin fezailini cem etmek talebi üzere hasrettir. O takdir de takva devleti gayesinden elbette başka bir şey tasavvur olunamaz.
O takva devletinden başta; “O Allah’dan hakkı ile ittıka ediniz” kavli şerifince elde edilir. Tasavvur olunur. Ve şu size işaret edilen, Hz. Allah’ın nasihatlerinin zübdesidir (kaymağıdır), kullarının hepsi için. Hassaten Nebi ve Evliyanın zübdesidir.
Müfessirlere göre: Takvanın hakkı, yapılmasında beis olmayan (mahzur olmayan) her şeyi terk etmekle. Hatta ifasında beis olan şeylerin hepsini terk de takvanın hakkı yerine getirilmiş olur. Ve bu takdir de, mayani (faydalı) olan şeylere karışmaması, geçmemek için, malayaniyi terki lazım kılıcıdır (yani kılıç gibi kesmektir). Sana lazım olan şeyin geçmemesi için. Çünkü sana lazım olan şey, sana bakı olan şeydir, yani sana kalacak olan şeydir. Sana faydalı olan başkasına da faydalı olandır. Yukarda geçtiği gibi, bu Tarikatı Muhammedi’ye de (Muhammed a.s.) ın yolunda) olan kimse fuzuli kelamdan ve boş sözleri uzatmayı terk etmesi lüzumludur.
Ve kalbinden Allahü Teâlanın: “Allaha yöneliniz”Allaha koşunuz” kavli şerifini kalbinden çıkarma. Taki; “Ayeti celilesinin sırrının inhitasına kadar. Yani sırrı tecelli edinceye kadar. (veya sırrı tecelli etsin).
-Allahın zikrine devam et. Allaha yüz çevirmekten kaçın. Çünkü o, mübtela ve müntehidir. “Muhakkak dönüş senin rabbinedir” Kıl ve kal-i terk et. (yani denildiydi dediydi...)gibi. Sen her halini ve ahvalini, Mevla-i Müteâle mülakı olmayı kendisi ile elde edeceğin şeylere hasrettir.
Ve sen dünya sevgisinden başka bir şey bulunmayan, ahireti terk eden insanları terk et. Çünkü dünyayı seven, ahireti terk eden kimse, hangi şeyin fani, hangi şeyin bakı kalacağının seçimini aklı ile elbette tasavvur edemez. Hâlbuki ahiret çok hayırlı ve bakidir.
Sana insanlarla muaşeret babında Rasülullah s.a.v.) in: “Faziletlilerin en üstünü, senden alakayı kesene gitmen, sana vermeyene vermen, sana zulüm yapanı affetmen, seni ziyaret etmeyeni senin ziyaret etmen, sana kötü davranana açık lisanla, yumuşak tarafından güler yüzle, tatlı dille, galiz, abes ve şiddet olmadan merhametle, rifkat ve şefkatle, güzel davranmak faziletlilerin en fazıletlisidir” kavli şerifi kâfidir. O şeyde Allah’ın rahmeti vardır.
“Onlara yumuşak davran. Onda Allahın rahmeti varıdır” ve “Sen katı şiddetle davranırsan elbette senin etrafından dağılırlar” kavli şerifini mülahaza et. Sen hakkıyle teemmül etsen, aslın aslını bulursun.
Ve sen şöhretten kaçın. Çünkü şöhret, zamanımızda harap edici bir zehirdir. Tadıldığı takdirde o kimse ona mübtela olur. Haber görmek gibi olmaz. Sana halk ile muaşeret de imamımız İmamı Azam r.a.) in AHIRİ İŞBAH da imamı faniye ve talebesi imamı Yusufu semtiye vasiyeti sana kâfidir.
Yine yukarda geçtiği gibi, dünya işlerinde şu hadisi kudsi kâfidir. “Ey dünya, bana hizmet edene sen hizmet et. Benim azabım sana hizmet edenedir”.
Hırs ve tamahkârlığı terk et. Kanaat sahibi ol. Dünya ehline dünyalığı elde etmek için kalbini meyl ettirme. Sen ibadetden ne için halk olundu isen onun üzerine devam et. Allahü Teâlâ çok gayretlidir. Öyle bir gayret ki, kulunu, halis kulları için hizmetinde kılar. Sen, hakkıyle tecrübe etmiş olsan, muhakkak dünya, insanlardan zenginlik isteyen için küçük bir danedir.
İhtiyaçlarını insanların Rabbine hasret. Bakıyatı salihattan bizim ümmetimize verilen fani arzuların istihsalinde senin içinde verildi. Sen o saadeti zayi etme (boşa giderme). Sonra, senin üzerindeki meşguliyet, talim ve tedrisle menfaat verici ilme hizmetten nazar ve ameli hikmetlerin vazifeleri ile meşgul olmaktır. Ve ameli saliha ile hizmetin devamı ile vazifelisin. Senin meşgul olacağın vazifen bunlardır.
Sonra: Sen şu, vasıtalı ve vasıtasız talep olunan, kast edilen ikdam olunan şu nasihat sahifelerini teberrük sahifesi kılma. Belki vaktin fevkında (üstünde) kıl. Çoğu vakitlerini bu nasihatlere nazar et. Ve onunla amel et. Sen onun lafızlarını her ne kadar söylesen de o, bir nasihattir. Lakin sen, o nasihatlere çok riayet et. Eğer sen kabul eder o nasihatle amel edersen, mahza senin iz’an (yüksek anlayış) kabiliyetindendir. Ve illa kabul edip amel etmezsen, sana tasavvur edilen nasihatçı yani sana şu iki ayeti nasihatçı olarak tasavvur et derim.
Şu iki ayet: “İnsanlara iyilikmi emrediyorsunuz, hâlbuki kendi nefislerinizi unutuyorsunuz” “Kendinizin yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz”.
“Kötü amellerimizden ve nefsimizin şerlerinden Allahü Teâlâ’ya sığınırız. Ey hile, kuvvet ve ahvali tahvil eden bizlerin hallerini güzel hallere tahvil et. Ömrümüzün sonunu hüsnü hatime eyle. Beni müslüman olarak öldür ve salihler zümresine ilhak eyle. Âmin. (aynı eser sahife 14) (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 55 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.