1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. UYARMAK DENİNCE!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

UYARMAK DENİNCE!

A+A-

Cami önünde dana kuyruğu kesenler. Yaptığı işin gizlisi saklısı olmayanlardır. Dolayısıyla her şeyleri aşikârdır.
Her ne olursa olsun çalışanları teşvik etmek gerekir. 
Tabi usulü adabınca değil mi?
    Ancak, biz ne dersek diyelim yanlışta ısrar etmenin sonucunda kaçınılmaz son olan zarar ziyana, felakete uğrayan kuru kuruya inat edenlere de söylenir.
--- Haydi, gözün aydın olmazsa olmazına kavuştun! Denir.
Evet, bu kaçınılmaz sona katlanmak zorundadır. Yahut sen bunu kendin istedin demektir..
Çünkü perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. Derler.
Eğri büğrü yolun doğru yolcusu elbette olmayacaktır.
Gübre kökeninde beslenip dam ardında süslenip el önüne hoş çıkılmaz. Onun için tecrübe yüklü aksaçlıları dinlemek zorundayız. Böylesi piri fanilerin nasihatlerini duymak ve uygulamak en güzeli yakalama adına fırsat olacaktır.
Bizim buralarda çok kullanılırdı. Zaman zaman babam rahmetli bir iş yaparken bir başkası bozmaya kalkıştığı zaman;
---  “Ben Allah Allah tay öğretirim, bu da gelir tayın arkasına diken kıstırır. Derdi.
Tabi böylesi tabirler, sözler, deyimler yılların tecrübesiyle söylene gelen sözlerdir. Dikkate almak gerekir. Bu bizim zenginliğimizdir.
Bir iş yapan varsa yapanı moralize etmek gerekir. İş yapanı teşvik edici sözler söylemelidir.
--- Selam ün Aleyküm kolay gelsin. Cenabı Allah yardımcın olsun diye dua ve temennilerde bulunmak gerekir.
Bariz bir yanlış var ise de iş yapanı rencide etmeden, kırmadan doğrusunu anlatılmalıdır.
Dan dan diye yanlış başa kakılarak, ukalalıkla ikaz olunmaz. Olursa da o yanlış düzeltilmez.
O zaman ne olur?
“Kaş yapacağım derken gözü çıkarırsın.” Öyle değil mi?
Kaş yapacağım derken göz çıkarmak deyiminin, tabirinin nasıl doğduğunu yazalım da bugünkü yazımızla iletmek istediğimiz konu daha güzel anlaşılsın.
“Eski düğünlerde, şimdiki gibi gelin hanıma makyaj yaparlarmış. O zamanlar bu işleri, adına kalemkâr denilen bu işin ustası olmuş kadınlar yaparmış.
Bu arada gelinin kaşları rötuş yapılır, cımbızla fazla tüyler çekilerek inceltilir. Kalemkârın elindeki özel kalemle kaşlara şekil verilirmiş.
Bir düğün evinde böyle bir hazırlık yapılırken, davetlilerden bir kısmı çalgı çalıyor, bir kısım gençler de odanın ortasında oynuyorlarmış.
Her nasılsa, oynamakta olan genç kızlardan birisinin ayağı kaymış, yere devrilirken, kalemkâr kadına çarpmış. Kalemkârın elindeki sert uçlu kalem, gelin hanımın gözüne batmış.
Bir feryad, bir bağrışmadır kopmuş. Düğün evi karışmış, acele hekim çağırmışlar, fakat hepsi nafile, göze saplanan kalem, zavallı kızcağızın gözünü kör etmiş.
Bu olaydan sonra gelin hanım bir gözünden olmuş, kalemkâr kadın da ekmeğinden. Çünkü o kalemkârı bir daha kimse çağırmaz olmuş. 
Adı anıldıkça 
--- “Haa şu kaş yaparken göz çıkaran kadın mı? Aman istemeyiz” demişler.
Kaş yaparken göz çıkarmak deyimi, incelik gerektiren bir işi yaparken ya da; “faydalı bir iş yapayım, şu yanlışı düzelteyim iyi olsun” derken, daha da kötüsüne sebep olmak manasında kullanılmaktadır.
Şimdi gelelim günümüze dersek.
Öyle yapılmaktadır ki, tıpkı yukarda deyimde ifade edildiği gibi “BİR YANLIŞI DÜZELTEYİM derken DAHA KÖTÜSÜNE SEBEP OLUNMAKATADIRLAR.
Bunu başka bizim buralarda söylenen tabirle yazımız bitirelim.
--- “OĞLAN HALASINI EŞEĞE BİNDİRMİŞ AYAKLARI YERDE SÜRÜNÜR!”
Ne olur hizmet etme ve hizmet üretme konumunda olan kardeşlerim yukarıdaki tecrübe ifadelerimizi dikkate alın!

Bu yazı toplam 726 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.