1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR

A+A-

Müslümanlardan birinin yahûdî bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma davet etti ise de, müslümanlığı kabul etmedi. Hattâ bu ortağına; “Eğer Müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm.” dedi. Yahudi yine kabul etmedi.

O Müslüman başka bir gün “Eğer Müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm.” demesine rağmen yine kabûl etmedi.

Müslüman tüccar bir süre sonra; “Eğer müslüman olursan, malımın üçte ikisini sana veririm.” dedi. Yahudi yine kabul etmedi.

Müslüman tüccar artık ortağının Müslüman olmasından ümidini iyice kesmişti. O Müslüman, bir gün Ebû Saîd Mîhenî’nin dergâhının yanından geçiyordu. Yahudi ortağı da yanında idi. Bu sırada dergâha girdi. Ebû Saîd Mîhenî bu sırada sohbet ediyordu. Yahudi ortağı da kendi kendine; “Ben de mescide gireyim, bir dinleyeyim, bakalım neler anlatıyor. Onun halk arasında kabûl görmesinin sebebi nedir bir göreyim? diye düşündü. Yahudi olduğuma dair üzerimde her hangi bir işâret olmadığı için beni nasıl olsa tanımaz.” dedi. Yahudi, gizlenerek mescide girdi. Bir direğin arkasına oturdu. Ebû Saîd Mîhenî sohbet sırasında bir ara Yahudi’nin arkasında oturduğu direğe doğru dönerek;

“Ey yahûdî! Direğin arkasında ne kadar kendini gizlemeye çalışsan da gizlenemezsin.” dedi.

Yahudi gayri ihtiyarı ayağa kalktı. Ebû Saîd Mîhenî’nin yanına vardı. Ebû Saîd hazretleri ona Müslüman olmasını söyleyince, bu dâveti kabul edip, Müslüman oldu.

Ebû Saîd hazretleri ona; “Şimdi ortağının yanına git. Sana Müslümanlığı öğretsin. İşler vakti zamanı gelince olur. Ondan önce olmaz. Zamanı gelince Müslüman olmak için malın üçte birine, yarısına ve üçte ikisini vermeye hacet kalmaz.” Buyurdular

CENNETLİK KADINLAR

Peygamberimiz (s.a.v) bir gün ashabına, “Size cennetlik kadınların kimler olduğunu haber vereyim mi?” buyurdu.

Ashap, “Buyrun, haber verin yâ Resûlallah” dediler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu saadeti hak eden kadınları şöyle tanıttı:

“Onlar kocalarını çok severler. Onlara çocuk verirler. Bir kızgınlık anında veya kendisine kötü davranıldığında ya da kocası ona kızdığında elini kocasının elinin üzerine koyar ve ona, işte elim elinde; sen benden razı olmadıkça uyku uyumayacağım’ der.”

Böyle bir kadın karşısında eriyip yumuşamayacak ve kusurun biraz da kendisinde olduğunu söylemeyecek erkek çok azdır. Kocasına karşı tevazu gösterip sabırla bu formülü uygulayan kadın, dünyası da âhireti de cennet olur.

Böyle özür dileyen bir kadının özrünü kabul etmeyen ve ona hâlâ sert davranan erkeğin de hesabını Allah görür.

KÖTÜLÜK YAPANA DA DUA ETMEK.

İbn Mes’ud (r.a.) pazardan yiyecek satın alıyordu. İsteğini satın aldıktan sonra sarığın bir kenarına bağladığı paraları vermek istedi, fakat sarığını açınca paraların olmadığını gördü ve şöyle dedi:

– Ben oturduğumda paralar yerinde duruyordu.

Bu söz üzerine etraftakiler parayı çalana beddua etmeye başlayıp şöyle dediler:

– Ey Allah’ım! O parayı alan hırsızın elini kestir. Ey Allah’ım! Onun başına şunu getir, bunu getir! Bunun üzerine İbn Mes’ud (r.a.) şöyle dedi:

– Ey Allah’ım! Onu parayı çalmaya zarurî bir ihtiyacı şevketmişse, o paraları onun için bereketli kıl! Eğer günaha dalmak cesareti ve cüreti onu böyle yapmaya şevketmişse bunu ona en son günah olarak kıl!

Bu yazı toplam 746 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar