1. YAZARLAR

  2. Ayşe İlhan

  3. Valiye açık mektup
Ayşe İlhan

Ayşe İlhan

Yazarın Tüm Yazıları >

Valiye açık mektup

A+A-

Sayın Valim,
2018-2019 eğitim – öğretim yılı okullarda kılık –kıyafet tartışmalarıyla başladı. Kendim 28 Şubat sürecinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden kılık kıyafet (başörtüsü) yüzünden okuldan uzaklaştırıldım. İdeallerim de hayallerim de bununla birlikte benden uzaklaştı gitti. Bin yıl sürer dedikleri süreç Ak Parti’nin iktidar olmasıyla başörtülülere hem kamusal alanda, hem de okullarda serbestlik getirilerek bitirildi. 28 Şubat sürecinde bizim gibi düşünmedikleri halde başörtülülere destek olan, bizimle birlikte eylem yapan, yapılan bu zulümlere rıza göstermeyen milliyetçi arkadaşlara da sol görüşlü arkadaşlara da verdikleri her türlü destekten dolayı teşekkürlerimi buradan ifade etmek isterim.
Sayın Valim,
İki kız, iki erkek dört çocuğum var. Hepsi okullarına serbest kıyafetle gidiyor. Kızlarım başörtülü, feraceli okullarına rahat gidebilirken, onlara forma dayatması yapılmazken, başı açık kız öğrencilere ve erkek öğrencilere forma dayatılmasını anlamakta zorlanıyorum. Hatta bu zihniyetin 28 Şubatçılardan hiçbir farkı olmadığına da inanıyorum. Onlar başörtülülere zulüm yaptı, biz de başörtülü olmayan, kız-erkek bütün öğrencilere zulüm yapıyoruz. Başörtümden dolayı 28 Şubatçılar beni okulumdan uzaklaştırdı, şimdi de serbest kıyafetten oğluma ceza verdiler. Forma giymemekte ısrarcı olunca da çeşitli bahanelerle tekrar disipline sevk ettiler. En son eşim oğlumu ikinci dönem Açık Öğretim Lisesine almak zorunda kaldı. Oğlum Açık öğretimden mezun olarak Türkiye’de TM alanında ilk 3500’girerek 28 Şubatçıların kılığımdan kıyafetimden, ideallerimden, hayallerimden 3. Sınıfta uzaklaştırdıkları İstanbul Hukuk Fakültesine girmeyi başardı. Bu bizim için kolay bir süreç olmadı. Eşim yaşadığımız sıkıntıları size anlatan bir mektup yazdı. Eşimin size yazdığı mektuptan ne beklediğini sorduğumda bana: ’’ Vali Bey bu mektubu muhtemelen hiç görmeyecek. Mektup Valilikten İl Milli Eğitim Müdürlüğüne oradan Teftiş Kuruluna sevk edilecek. Onlar da Ak’ı Kara Kara’yı Ak yapan iki müfettiş gönderirler. Soruşturma bitinceye kadar da oğlum zaten üniversiteye girmiş olur,’’ dedi. (Oğlum üniversiteye girdi, soruşturma hala tamamlanmadı veya daha bize bildirilmedi) Oğlumun öğrencilik hayatının en verimli döneminde, işlerin bu noktalara gelmesine sebep olanlara hakkımı helal etmiyorum. Bu yıl Ankara İlahiyat Fakültesini bitirdim. Hukuk okuma gibi bir düşüncem yoktu. Ama aileme yapılan haksızlıklar, adaletsizlikler ve hukuksuzluklar bana azim ve kararlılık verdi. 40 yaşından sonra oğlumla aynı okulda okumak isteği oluşturdu. İnşallah 3.sınıftan kaldığım yerden oğlumla beraber devam edeceğim. 
Sayın Valim,
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okurken 28 Şubatçılara karşı kullandığımız bir slogan vardı: ”Uzaya füze fırlattınız da bizim başörtümüze mi takıldı?” diye. Şimdi biraz sloganik olacak ama yapımı 3. Hava limanından önce başlayan ve halen bitirilemeyen Mahmut Esat Ortaokulu benim oğlumun serbest kıyafetine mi takıldı? Konya’nın merkez ilçeleriyle yarışan Seydişehir’in başarısı benim oğlumun serbest kıyafetinden dolayı mı düştü? Seydişehir’de, Okul Müdürünün, Milli Eğitim Müdürlüğünün, bürokratların ve siyasetçilerin  eğitim öğretimle ilgili nitelik ve nicelik açısından bir vizyonu vardı da benim oğlumun serbest kıyafeti mi  onlara engel oldu? ... 
Sayın Valim,
Ülkemizin hem askeri hem de ekonomik olarak kuşatılmaya çalışıldığı, devlet ve millet olarak çok zorlu bir dönemden geçtiğimiz bugünlerde, ne zamana kadar kılık kıyafetle uğraşıp asıl sorunlarımızı gündemimize alacağız. Bizim asıl gündemimizi terör, işsizlik, gelir dağılımındaki eşitsizlik, yolsuzluk, toplumsal ahlak, kendi teknolojimizi üretmek, beyin göçü, fitne odağı haline gelen Dırar mescitlerini yıkıp(fiziki anlamda söylemiyorum) yerine Nebevi mescitleri inşa etmek … vs. oluşturması gerekmez mi?  Hasan Basri’nin (r.a.) dediği gibi “ Ne gariptir ki Müslüman kanının oluk oluk akıtıldığına aldırmayanlar bana pire kanının hükmünü soruyorlar.” Asıl sorunlarımızı bırakıp pire kanının hükmüyle mi akıllarımızı meşgul (işgal) edeceğiz. Daha ne zamana kadar pire kanının hükmüyle uğraşacağız.  Tarihten hiç mi ibret almayacağız? Maalesef biz pire kanının hükmüyle uğraşırken  batının ekonomi, teknoloji, sanayi vs. alanlarında  gelişmesini takip edemedik. Biz bunun bedelini   Merhum Akif’in  ‘’Bedr’in Aslanları ancak bu kadar şanlı idi’’ cümlesiyle özetlediği  Çanakkale Savaşında dede, baba, torun üç nesil aynı anda savaşarak çok ağır ödedik.   Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri okuyamayan, kendi çıkar ve menfaatlerini önceleyen, basiretsiz, ferasetsiz, liyakatsiz, beceriksiz, ehliyetsiz yöneticilerimizin nelere mal olabileceğini Çanakkale Savaşında ğördük. 
Pire kanının hükmüyle uğraşacak değilim. Seydişehir halkının akıllarını da bizim yaşadığımız sorunlarla meşgul etmek istemem. Milli eğitimin temel amacı öğrencilerde istendik davranışlar geliştirmektir. Öğrencilerimizi okullardan uzaklaştırarak biz bunu gerçekleştiremeyiz. Benim asıl sorunum telefonu dahi olmayan derslerinde başarılı öğrencilerimizi şu veya bu sebeplerle örgün eğitimde tutamayan bürokratlar ve siyasetçilerdir. Milli Eğitim Müdürünün, Kaymakamın hatta oğluma ceza veren Okul Müdürü’nün çocukları serbest kıyafetle okullarına giderken bizim çocuklarımıza forma dayatanların uygulamalarıdır. Ben çocuklarıma bu farklı uygulamaları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri anlatmakta zorlanıyorum. Bireysel olarak benim kimsenin kılığıyla – kıyafetiyle, inancıyla, siyasi görüşüyle vs. sorunum yok. Biz halk olarak iktidarıyla-muhalefetiyle, sağcısıyla-solcusuyla, başı açığıyla-başörtülüsüyle, serbest kıyafetli öğrencisiyle-formalı öğrencisiyle; Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, Abaza’sıyla, Roman’ıyla vs. 81 milyon hep birlikte YENİ TÜRKİYE’ yi inşa edeceğiz.  Külfetine de nimetine de hep birlikte ortak olacağız. Başkanımızın(Reisimizin) ifade ettiği YENİ TÜRKİYE anlayışından taviz verilmemeli.  Ak Parti içerisindeki AKPli siyasetçilerin ve bürokratların YENİ TÜRKİYE’yi yeterince kavrayamadıklarını düşünüyorum.  Ak parti  3 ‘’Y’’ (yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar) ile mücadeleyi kararlı bir şekilde devam ettirmesi anlayamayan, bürokratlarını, siyasetçilerini, daire amirlerini ve kurum müdürlerini daha fazla taşımaması gerektiğine inanıyorum. Ülkemizin en önemli sorunu kılık kıyafetse, Seydişehir’deki okullarımızın problemleri benim çocukların kıyafetiyle çözülecekse, serbest kıyafetle giden diğer çocuklarımı da örgün eğitimden uzaklaştırsınlar. 
Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1887 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar