Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Vazife Anlayışı

A+A-
İnsanın dünyaya gelişinin bir sebebi olmalı.

İnsanın boşuna yaratılmış olmadığı da bir gerçektir.
Bu gerçekten hareket ederek günümüz insanının bu konuda nasıl davrandığına, günlük olaylara bakarak bir değerlendirme yaparsak yanlış hareket etmiş olmayız, diye düşünüyorum.

Her şeyden önce biliyoruz ki, insan düşünen bir yaratıktır. Başka yaratılmışların sahip olmadığı bir iradeye de sahiptir. Yani kendi üzerine düşen görevlerin ne olduğunu düşünebildiği gibi bir şeyi niçin ve nasıl yapacağını da düşünür ve yapıp yapmama kararını da verebilir.
Kaldı ki, bu konuda eğer bir dine inanıyorsa inancı onun sorumluluk taşıdığını zaten kendisine telkin etmiştir.
Dinimiz İslâm da inananlarına bu konuda, gönderdiği Peygamber a.s. ile yol gösterdiği gibi, ayrıca bizzat Allah’ın koyduğu kuralları da bildirmiştir. Bu anlayış ve inanca göre, inanan bir insan yaptıklarından sadece dünyada sorumlu olduğunu değil, aynı zamanda ahrette de sorumlu tutulacağını bilir ve buna inanır.
Kişi dünyada iken, önce kendine karşı bir sorumluluk taşır. Sonra bu sorumluluğu yakın aile fertleri ve yakın komşularıyla devam ederek, içinde yaşadığı insanlık âlemine kadar ulaşır.

Hiç şüphesiz bu sorumlulukların da bir karşılığı vardır. Bu karşılık kişinin sorumluluğunu yerine getirince müspet olacağı gibi, sorumluluğunu yerine getirmediğinde de menfi olacaktır.

Sorumluluğun dünya işleri ile ilgili olması durumunda dünyadaki karşılığı maddi olacağı gibi, ahretle ilgili olan sorumluluğun karşılığı da manevi olacaktır.
Bu özelliğin herkes için geçerli olduğunda da asla şüphe yoktur. Binaenaleyh kişi dünyada hangi makam ve mevkide bulunursa bulunsun sorumluluk taşır.
Günümüzde bazı görevlerde bulunan kimselerin dokunulmazlıklarının bulunması ise onların sorumsuzluklarını değil, yaptıkları işleri rahat bir şekilde yerine getirmelerini sağlamak için tanınmış bir korunma aracıdır.

Buna göre meselâ bir milletvekilinin dokunulmazlığının bulunması onun her istediği şeyi yapabileceği ve yaptığı her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez. Üstelik memleketi için doğru olan şeyi / şeyleri, yani Anayasa ile belirlenmiş işleri yerine getirmek için yemin etmiş olmaları onların sorumsuzluğunu değil, sorumlu olduklarının ve bu sorumluluğun kendilerini sınırlayıcı bulunduğunun bir göstergesidir.
Bu durumun dışına çıkan veya aksine bir davranışta bulunan kimselerin yaptıklarından sorumlu tutulmaları ve bunların takibi işi ise devletin diğer organlarının görevleri arasındadır. Onlar bunun peşine düşmezler ve milletin haklarını koruma görevlerini yerine getirmezlerse bu durumda onların sorumlulukları söz konusu olur.
Ben her kurumun, kendi sorumluluk alanına giren konularda görevlerini yapacaklarına inanıyorum.
Bu yazı toplam 115 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.