1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. VEFA VAKTİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

VEFA VAKTİ

A+A-

Yaşadığımız dünya’da “Vefa” kaldı mı, kalmadı mı bilmiyorum.
Öyle olaylar, öyle zamanlar görüyoruz, öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki, konuya göre :
Bu adam vefasız diyoruz.
Öyle insanla karşılaşıyoruz ki işte ,
İşte vefalı insan diyoruz.
Allah kimseyi vefasız etmesin, dostsuz bırakmasın.
Vefa kaldı mı, kalmadı mı bilmiyorum.
Yalnız  bazen sızlanıyoruz ve ;
Vefa İstanbul’da bir semtin adı olduğunu hatırlıyoruz.
Hz. Mevlana’nın bu yıl 746 Vuslata erişme yılını kutlayacağız. Bu kutlama törenlerinde ise ana tema “ Vefa vakti” bizde birkaç gün Hz. Mevlana ile ilgili şeyleri yazacağız.
+++   
■ Adamın biri hamama gitmiş. Adam yakışıklı mı yakışıklı! Göbek taşına geçmiş oturmuş. Tam o sırada içeriye kendisine benzeyen biri daha girmiş. Ama onun etrafında hizmetçiler, korumalar var. Oradakilere 'bu kimdir?' diye soruyor. “O, padişahtır' diyorlar. Padişah olduğu için ona 
özel oda açıyorlar. Padişah etrafındakilere 'şimdi buradan gidin!' diyor. Adam, herkes gittikten sonra 'padişahın odasına bir bakayım' diyor. Kapıyı açınca ne görsün? Padişah ölmüş! 'Tam bir fırsat, nasıl 
olsa bana benziyor' diyor. Padişahı sırtladığı gibi göbek taşına bırakıyor, padişahın yerine geçiyor. Sonra hizmetçilerini çağırıyor; 
“Haydi, hemen gidiyoruz!”
Elbiseler giyiniliyor. Saltanat arabasına binip doğru saraya gidiyor.Kendisini ele vermeden harem dairesine girmek istiyor. Harem dairesine girince 'cariyeler nerede?' diyor.. İşte o anda yüzüne şiddetli bir tokat 
iniyor. Uyanıyor ki, göbek taşında uyumuş. Meğer gördüklerinin tümü rüya imiş. Tokadı atan, konuşmuş;
“ Padişah çıkacak hadi kalk git buradan!' 
“ Dünya bu, göbek taşına yatarsın, tokatla adamı uyandırırlar. Azrail aleyhisselamın uyandırması böyle de olmaz!”
■ Bir gün Konya çarşısında atımla geziniyor, eve öteberi almak için çevreyi kolaçan ediyordum. Birdenbire karşıma pejmürde kılıklı, saçı-sakalı birbirine karışmış bir pir-i fani çıktı. Atımın dizginlerini sıkıca tutup sordu ;
- Şimdiye dek neler yazdın, neler okudun anlat bakalım evlât?
Açıkçası bu sorgudan hiç hoşlanmamıştım. Bu adam hangi cüret ve cesaretle atımı durduruyor ve benden hesap soruyordu. Ben yalnız Konya'da değil, tüm yakın ve uzak çevrede bilinen, aranan, sohbetine doyulmayan, bilge, fazıl ve feraset sahibi, kitapları okunan bir insandım.
“Kimsin, nesin, nerelisin?” diyecektim,
ama adamın gözlerinde şimşekler çakıyor, sabit bakışlarla ezecekmiş gibi süzüyordu.
- Çok kitap okudum, çok kitap yazdım!
- Boşuna okuyup nafile yorulmuşsun.
O yazdıklarının hepsini yırt at, ya da yak!
- Ne münasebet, ben onları yazabilmek için yıllarca kitap okudum.
O hiç oralı olmadı. Elleriyle atımın dizginlerinden sımsıkı tutup şöyle konuştu ;
- Sen kendini oku evladım, kendini oku !
İşte ne olduysa ondan sonra oldu; donup kaldım. Uzun süre hareketsiz at sırtında kalmışım. İhtiyar doğru söylüyordu.
Gerçekten ertesi sabah yazdıklarımın hepsini attım. Okuduklarımı da yaktım.
Benim hocam, benim öğretmenim,benim velinimetim,benim mürşidim işte bu Tebrizli Şems'ti. Ona Şems-i Tebrizi derler. Ondan çok şeyler öğrendimse de, öğrendiklerimin aslı ve esası tek sözcükte gizlidir.
Allah'ın tekliği, birliği ve benzemezliği olan Tevhid! 
Bir Damla;
Dil bedest aver ki hacc-i ekber-est 
Ez hezaran Kabe yek-dil Bihter-est
Kabe bünyad-i Halil-i Azer-est 
Dil nazargah-i Celil-i ekber-est
Gönül yap ki gönül yapmak en büyük hac demektir. Bir gönül binlerce hacdan iyidir. Zira Kabe’yi Hz. İbrahim yapmıştır, sonuçta insan yapısıdır. Oysa gönül her an Allah’ın baktığı yerdir. Gönlü inciten Hakkı incitmiş olur . (Bu alıntıyı merhum Rıdvan Bülbül’den almıştım. Ruhu şad olsun)

Bu yazı toplam 712 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.