1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. YA İSLAMLA YÜKSELİR, YA İNKÂRLA ÇÜRÜRSÜN!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

YA İSLAMLA YÜKSELİR, YA İNKÂRLA ÇÜRÜRSÜN!

A+A-

Bugün her kesimden, her cemaatten, her gruptan insanı ilgilendiren hassas bir konuda düşüncelerimi paylaşacağım. Asrımızın gündem oluşturmada ve gündem geçişlerinde sınır tanımadığını ve her anımızın bir şeylerle dolu ve karmakarışık bir yaşam tarzımızla sona doğru koşar adım gittiğimiz bir gerçek. Sosyal medya tabir ettiğimiz internet imkânlarıyla çok sayıda insanın kendini olduğundan farklı gösterme çabasında olduğunu ve birilerine bir şeyleri ispat etmekle yükümlüymüşçesine bir gayret gösterdiğini her daim gözlemlemekteyiz.

Özellikle son yılların etkin güçlerinden olan sosyal medya ağlarını kullanarak daha etkin, daha alımlı, daha gayretli, daha sevilen, daha aranan, daha başarılı gibi kendini lanse etmeye dönük çabalar karşısında bu hususun sınır tanımadığını ve giderayak ciddi bir sosyal tehdide dönüştüğünü görmekteyim. Özellikle facebooktan paylaşılan bir takım resimlerle mükemmel bir hayat yaşadığını ve etrafta çok aranan bir insan olduğunu dayatırcasına belleklere kazımaya çalışan yeni bir hayat tarzının günümüz insanlığının sosyal bir problemi haline dönüştüğünü görmek gerekiyor. Resimlerle paylaşılan hayatın aslında gösteriş merakımızın dayanılmaz cazibesiyle teşekkül ettiğini ve birilerine hoş görünme, birilerinin takdirini kazanma ve birilerince alkışlanma içgüdüsüyle ortaya çıktığını kabul etmeyen kime yok. Daha kötüsü, bu paylaşımları yapan kişilerin birçoğu hemen her gün bu tür birilerini imrendirme amaçlı koyduğu örneğin yemek sofraları ya da aldığı arabayı ya da daireyi kasalma zemini olarak görüyor. Bir nevi halk diliyle anlatmak istersek, kendini olduğundan farklı gösterebilecek tüm şebekliklere meydan vererek gösterişin dibini zorluyor. Bu tehdit, günden güne içinden çıkılmaz hal almaya başladığından buna dur diyecek bir zemin oluşturulmasında yarar görmekteyim. Bunu başka bir misalle renklendirmek gerekirse birkaç hafta önce ha kaldırıldı, ha kaldırılacaktı velvelesiyle milletin zihnini bulandıran ve aile yapımıza en büyük darbeyi vuran ama evlilik gibi ciddi bir sünneti ihya eden anlayış mantığıyla milyonlarca insanımızın gönlüne girmeyi başarabilmiş, ama gün geçtikçe magazinleştirilmiş evlilik programlarının bu milletin örf ve ananeleriyle yakından veya uzaktan hiç alakası olmadığını buradan açık ve net bir şekilde deklare etmeliyim.

Toplumsal yapımızı bozmaya yönelik bu tür uygulamaların, dini hassasiyetlerinden hiç kuşku duymadığımız AK Parti hükümeti döneminde iyice ayyuka çıkmış olmasını da kötü bir tevafuk olarak değerlendirebiliriz.

Sosyal yapımızın gün geçtikçe bozulmasında önemli bir etken olan bu tür şov programlarının ne insanımıza ne de insanlığa zerre katkı sağlamadığını söylemeye gerek yok. Hele birde bu saçma programlarda evlenecek kişiler buluşturulurken baldır bacak saçma sapan dans şovlarıyla sahnede arzı endam etmeleri tek kelimeyle şebekliktir.

Programı renklendirme amacıyla birkaç çirkef katılımcı, birkaç dedikoducu, birkaç romanı da oyunun öznesi olarak sahneye iliştirdiğiniz zaman evlere şenlik bir sahne yapısının ortaya çıktığını ifade etmeliyim. Dikkat ederseniz 80’li yıllardan günümüze yavaş yavaş özellikle TV kanallarıyla evlerimize kısacası mahremlerimize kadar girebilen bu tür saçmalıklar artık olağan görülmeye başladı. Kimse hiçbir şeyi yadırgamıyor. Hatta övgü kaynağı olarak gördüğü saçmalıkların kendisinden bir şeyleri götürdüğünü fark bile edemiyor. Bütün bunlar Türk toplum yapısının nasıl dumura uğratıldığını göstermesi bakımından çok önemlidir.

Dikkat ederseniz, milletimizin özünde olan kaynaşma ve fikir alışverişinin yerini dedikodu ve seviyesiz paylaşımlar almıştır. Ahlaki yapımız, bundan 15 yıl önce hiç tahmin edemeyeceğimiz korkunç boyutlara ulaşmıştır. Kıskanma denilen en güzel hasletlerimizden birisi yerini sözde anlayış adını taktıkları bir yapıya büründürülmüştür. Ezanlar okunurken tıka basa dolan genç ve orta yaşlı cemaatlerin yerini, dünyadan umudunu kesmiş hayattan beklentisi kalmamış oldukça yaşlı bir kesim almıştır. Çünkü genç kesim, sağda solda dünyevi oyuncaklar peşinde koşmakta, babasının aldığı arabasıyla sokaklarda, caddelerde fink atmaktadır. Hayatın gayesini ve sonunu idrak edemeyen bir kişilik yapısıyla her geçen gün felaketten felakete sürüklenmektedir.

Bunu anlayıp, hayatının ileri aşamalarında elden ayaktan kesildiğinde kendince hidayete ermişçesine biraz daha ciddileşse de yaşken eğilen ağacın ileri aşamalarda ne kadar zorlasa da aslı gibi dimdik bir yapıya dönüşemediğini görmektedir.

Şeytani bir anlayış olarak kapıldığı “ daha yaşın genç, az ilerlesin kendine çeki düzen verirsin” saçmalığıyla kısacık ömrünü sonsuz bir tehlikenin içine atabiliyor.

Necip Fazıl’ın çok güzel bir şiirinden alıntı yaparak yazıma nokta koyayım:

Dün geçti, Yarın var mı? Gençliğine Güvenme! Ölen hep ihtiyar mı?

Neler Kaybetti İnsan Kul'a Kulluk Uğruna. Ah Bir Erebilseydik, Kul Olmanın Şuuruna,

İnsan Sevme Hissini İsraf Etmemeli, Kim Ne Kadar Sevilmeye Layıksa, Onu O Kadar Sevmeli,

Ömrüm Ağaç Dalında Savrulan Bir Yapraktır. Ne Kadar Genç Olursam Olayım Sonum Kara Topraktır.

Ya İslam’la yükselir, Ya inkârla çürürsün. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!

Ben Bir Garip İnsanım. Ne Tahtım Var, Ne Tacım. Tut Elimden Allah’ım. Yalnız Sana Muhtacım!          

Bu yazı toplam 549 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.