Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

YA VARSA

A+A-

Kimimiz darlığın - yokluğun verdiği sıkıntılar içinde kıvranırken, kimimiz zenginliğin verdiği şımarıklıklar içinde debelenmekteyiz. Bazılarımız onulmaz dertlerin pençesinde acı çekerken,  bazılarımız Allah’ın bizlere bahşettiği sağlık ve sıhhatin değerinden habersiz, şükürden ırak yaşamaktayız.  Bu birbirine zıt, bu birbirine aykırı haller ve durumlar içinde insanoğlu kendisine emanet olarak verilen ömür atının üstünde, kaçınılmaz ve mutlak olan,  dünya kurulalıdan beri hiçbir canlının istisna edilmediği,  o kesin sona doğru,  yıl yıl, ay ay, gün gün, dakika dakika, saniye saniye… İlerlemekte.  Bu akışı, bu devranı,  bu gidişi milyonlarca yıldır durdurmayı başaran olmadı ve bu günden sonrada olmayacak. Ne Karunlar, ne Nemrutlar, ne Firavunlar bu gidişe engele olabildiler,  ne de Başta kâinatın efendisi peygamberimiz Muhammed Mustafa(sav) başta olmak üzere diğer peygamberler.  
Miladi bir yılın sonuna doğru yaklaştığımız bu günlerde kimimizin “ toprağa karışıp yok olup gideceğiz”, “kimimizin kozmosa kavuşacağız”, kimimizin (yani Müminlerin) ,  “öleceğiz, lakin çürüyüp, tabiata karışıp yok olmayacağız.  Hiçbir şey sona ermeyecek. Tam tersi sonsuz bir hayata, ebedi bir zamana doğacağız.  Tekrar diriltilip,  bu dünyada yaptığımız her iyiliğin/ sevabın mükâfatını ve her kötülüğün/günahın da cezasını mutlaka ve mutlaka çekeceğiz…” diye inandığı bir neticeye yaklaşmaktayız.
Hz Ali Efendimizin Dediği Gibi
Aklı olan, iman ve feraset sahibi olan herkes bilir ki bu dünya fani öbür âlem baki. Haşa ve haşa diyelim ki bu inanç doğru değil. Yani ölümden sonra bir hayat yok ve ölen herkes toprağa, suya karışıp yok olup gidecek. Haşa sümme haşa böyle olsa bile inanan insan inancından dolayı ne kaybedecek? Hiçbir şey. Yani o da öbürleri gibi haşa yok olup gidecek. Bu dünyada inancından dolayı yaşadığı hayat, yaptığı ibadetler, yaptığı iyilikler, inancı gereği uymak zorunda olduğu güzel ahlaki kurallar ona bir zarar vermeyecek. Tam aksine bu dünyada inandığı İslam ona; “adaletli ol demiş o da öyle olmuş. Temiz ol demiş o da temiz olmuş. Gıybet yapma, cimri olma, hırsızlık yapma, kumar oynama ,içki içme,  fakir fukaraya yardım et, annen baban başta olmak üzere herkese iyilik yap, büyüklere  saygı duy küçüklere sevgi ile davran, fakiri fukarayı gözet,  komşunla iyi geçin,  darda kalmışa yardım et, zalime karşı çık, mazlumdan yana ol, ailene, çocuklarına sevgiyle, merhametle muamele et,  bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir bu nedenle sakın katil olma gavurlar da senin gibi insandır,  yani sizler hep birlikte Hz Ademin torunlarısınız,  bu sebeple  onlara da acı ve tebliği yap… Bu inançta olan bir toplum faziletli bir toplumdur. Bu ahlaki davranışları yerine getiren bir cemiyet daha faziletli ve daha erdemli bir cemiyettir.
İlk insan olan atamız Hz Âdem den beri yaşayan tüm insanlar ve cemiyetler bilmelidir ki, bu güne kadar yaşayan en cemiyetler içinde en faziletli, en ahlaklı, en erdemli olanı sahabe efendilerimizdir. Yani 622 yılında Medine’de kurulan İslam devletinin ilk vatandaşlarıdır. Bu gün Dünyada yaşayan 8 milyara yakın insan ve Türkiye’de yaşayan bizler şunu görmekte:  Son yıllarda teknoloji her alanda inanılmaz bir yükselişe geçti.  İnsanlar tarihin hiçbir döneminde maddi imkânlara ( yiyecek, içecek, giyecek, barınma, iletişim, ulaşım, bilişim…)  böyle çok sahip olmamıştı. Nimetlerin bu kadar artması, büyük gelişmeler insanları mutlu ve huzurlu etmiyor. Tam aksi bir durumla karşı karşıyayız. Çare; ASRI SAADET İNANCINA VE AHLAKINA DÖNMEK.

Bu yazı toplam 1078 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.