1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Yahudi Baklası: Termiye 
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Yahudi Baklası: Termiye 

A+A-

Kültüre dair yazılar yazarken ve tam da mevsimi iken Konya kültürüne ait olan termiyeyi neden yazmıyorum diye düşündüm. Böylelikle hem bu bitkiyi tanıtmış hem de sanatla olan bağlantısı hakkında bilgi vermiş olalım. Belki de bu vasıtayla Konya’ya ait olan etliekmeği sahiplenen arkadaşlara yeni bir seçenek daha sunmuş oluruz kim bilir. 
Delice bakla, acı bakla, gevur baklası gibi isimlerle anılan bitki Konya’da termiye, Antalya’da tirmis olarak bilinir. Latince ismi “Lupinus Albus”tur. Çiçekleri dik salkımlar şeklinde kümelenmiştir. Her sene yerinde çıkan bir senelik ya da ufak çalı şeklinde gelişen üç değişik türü vardır. Bizdeki deli bakla bitkisi senelik olup rengi açık lila ya da pembedir. Acı taneleri ise yeşil renktedir. Olgun tohumları alkaloit gibi zehirli bileşenler taşıdığı için çuvallara doldurularak derelere yatırılmak suretiyle 2-3 gün suda bekletilir veyahut haşlanarak bu bileşenlerden ayrıştırılır. Böylelikle acılığı ve zehri gitmiş; sarı rengiyle yenmeye hazır hale gelmiş demektir. Konya’nın Seydişehir ve Doğanhisar ilçelerinde yetişen bu bitki kış mevsiminde gerek marketlerde gerekse semt pazarlarında satılmaktadır. Üzerine tuz serpilerek akşamları meyvenin yanında misafirlerimize ikram ettiğimiz bu bakliyat çitlek (çekirdek) gibi çitlenmek suretiyle kabuklarından çıkartılarak yenir. Kolon kanseri başta olmak birçok hastalığa iyi gelen termiye çeşitli vitamin ve mineraller içermektedir. Ayrıca; Anadolu’da Lokman Hekim denilen kişilerce hemoroid tedavisi için de kullanılırdı. Bunun için önce tohumları değirmende çekilir, toz haline getirilen bitki balla karıştırılarak sabahları aç karna hastaya yedirilirdi. Yine tohumu ezilerek lapa haline getirilir ve deri hastalıkları tedavi edilirdi.
Konya, Antalya, Isparta gibi şehirlerin dışında Anadolu’nun genelinde pek bilinmeyen bu bakliyatı ünlü ressam Gencay Kasapçı tablolarında suluboya ve yağlıboya ile renklendirerek kullanmıştır. Sadece termiyeyi değil; onun öncesinde yağmur damlalarına benzettiği mercimek taneleri de kullanan sanatçı kendine has üslubuyla ilgili şunları söylemiştir: “Mercimekler yağmur taneleri gibiydi. Ancak bir iki denemeden sonra mercimeği kontrol altına almanın güç olduğunu gördüm, bu nedenle onun yanlış bir malzeme olduğunu düşündüm ve kendi içinde bir forma da sahip olan termiyeyi kullanmaya başladım. Bu şekilde kendi tekniğimi de yaratmış oldum. Artık, her şeye rağmen farklılığı yakalamıştım. O zamanın eleştirmenleri çalışmalarımda Bizans mozaikleriyle Süleymaniye Cami’nin çinilerinin birleşimini buldular. Aslında bu şekilde kendi ülkemin kültürel değerlerinden de yararlanmış oldum. Fakat bu bilinçli bir şekilde olmamıştı. Tamamen bilinçaltından çıkmıştı”. 
 

Bu yazı toplam 2057 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar