1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yakın Geleceğin Karanlık Yüzü
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yakın Geleceğin Karanlık Yüzü

A+A-
Yakın gelecekte bekleyen karanlık senaryoların en iç karartıcısını size kelimelerle anlatmaya çalışacağım. Bunun için önlem alınabilir mi? Bilemiyorum. Ama aşağıda zikredeceğim sahneleri dikkatle okuyun.
Dünya, her zamanki gibi dönmeye devam ediyor. Güneş vaktinde doğup vaktinde batıyor. Toprak aynı toprak, su aynı su ama bazı şeyler sanki eskiden olduğu gibi değil. İnsanlar, birbirinden kaçıyor. Ezanlar okunuyor, davete icabet yok. Selam alıp vermeler sona ermiş. Selam vermek nerdeyse suça dönüşmüş. Gözlerin bakışı sanki daha da soğuk. Maneviyat kelimesi lügatten çıkmış.
Güneş her şeye rağmen yeni bir güne uyanıyor. İnsanlar işine gitmek üzere yollara düşüyor. Gittikleri yolda insanlar sadece elinde ki teknolojinin son ürünü telefonuna bakmakla meşgul olduğu için insanlar asla yüz yüze gelmiyor. Kimsenin birbirinin yüzüne bakarak gülümsemeye ihtiyacı yok. Hatta tanıdıkla karşılaşmamak için adımlarını hızlandıranlar ve yolunu değiştirenler var. Anneler ve babalar, çocuklarının emniyeti için ellerinden tutmuş okullarına götürüyorlar. Dahası okulların yanına yeni veli bekleme salonları açılmış. Ders aralarında çocuklar teneffüse çıkınca direk veli bekleme salonunda ki ana veya babalarının yanına koşuyorlar. Ders zili çalınca da sınıflarına dönüyorlar. Kimse, kimsenin muhatabı değil. Arkadaşlıklar ve dostluklar sadece kelimelerle sınırlı kalmış. Okul çıkışı çocuğunu alan anne ve babalar direk evlerine dönüyorlar. Eve gelen akrabalar ziyaretten men ediliyor. O günün izledikleri bir dizi günü olduğu ya da akrabalardan kaynaklanabilecek kötülüklere dair korkular bunda başlıca rol oynuyor. Çocuklar en yakın akrabalara bile bırakılamaz hale gelmiş.
Fakirler ile zenginler tamamen birbirlerinden soyutlanmışlar. bir araya gelmeleri bile imkansız hale dönüşmüş. Sadece zenginlerin girebileceği alışveriş merkezleri, restoranlar, mağazalar açılmış.
Öğretmenler için yeni bir sigorta sistemi tesis edilmiş. Öğrenci şiddetine karşı hayat sigortası edinen öğretmenler, çocuklara ders anlatmak yerine onların gönlünü hoş etmekten öte bir şey düşünemez hale gelmiş.
Yolda yürürken kalp krizinden düşen bir adam oracıkta can vermiş. Ya da yolda karşıdan karşıya geçerken bir adama araba çarpmış ve adam ölmüş. İnsanlar kollarından ve ayaklarından tutarak kaldırıyorlar. Herkesin gözü önünde cesedi kaldırım kenarına bırakıyorlar. Olağanlaşmış bu durum karşısında insanlar hayatın akışına göre hareket etmeye devam ediyorlar. Kimsenin aklında dönüp te yardım etmek yok.
Ezanlar okunmuyor. Camilerde kılınan namazlarda ruh kalmamış. Gelenekselleşen ibadetleri de sadece sınırlı sayıda Müslüman eda ediyor. Cami girişlerinde yaş sınırı getirilmiş. 18 yaşın altındakiler camiye alınmıyorlar. Üstünde kalanlar ise güvenlik kontrollerinden geçerek camiye girebiliyorlar. İmam, insanları irşad edemiyor. Sadece namaz kıldırıyor ve cemaati evlerine postalıyor.
Herkes tamamen egoist bir yaşam sürüyor. Hafta sonlarında ki piknik sefaları için herkes günler öncesinden randevu alarak ağaç gölgesi kiralıyor. Sınırlı sayıda kalan ağaçların hepsine numara vurulmuş. Dileyen sevdiği ağacı bir yıllığına ve yüksek bedelle kiralayabiliyor.
Su, en değerli ihtiyaç haline gelmiş. Öyle mahalle aralarında ki tatlı su çeşmeleri falan kalmamış. İnsanlar bir damacana su için büyük rakamlar ödemeye başlamışlar. Damlasının bile israf edilemeyeceği kadar değerli olan su, altın madeni karşısında şaha kalkmış. İnsanlar yolda gördükleri bir bardak su ile bir kilo altın arasında tercihte tereddütsüz suya saldırıyorlar. Maddenin anlamı kalmamış. İnsanlar yaşamak için gerekli olan Yüce Rabbimizin en büyük lütuflarından olan su ve hava gibi değerlere ölümüne sarılır hale gelmişler. Marketlerde ki su reyonları ayrı bir cam bölme içinde ve başında güvenlik görevlisi bekliyor. Ödemesi hemen orada alınıyor. Banyo yapmak yasaklanmış. Bunun için her türlü önlem alınmış. Temizlik için fabrikasyon temizleme mendilleri raflarda yerini almış. Haftada bir kez vücudun her yeri bu mendillerle silinerek temizlenilmiş kabul ediliyor. Kaplıca ve içmecelere giden vatandaşların cömertçe kesenin ucunu açmaları gerekir hale gelmiş. Denizlere gidenler içinde aynı şeyler gerekse de doğa dengesinin insanoğlunca hunharca katledilmesi sebebiyle köpek balıkları denizlerin en korkulu rüyaları haline gelmiş. Tel örgüyle çevrilebilen bir alanda denize girilebiliyor.
Artan taşıt sayısı yüzünden trafiğe çıkmak imkansız. Bu sebeple toplu taşıma araçları revaca çıkmış. Ama onlarda da birinci sınıf ve ikinci sınıflar için ayrı bölmeler oluşturulmuş. Rahatça gitmek isteyenler için yüksek bedel karşılığında bilet satışları yapılırken ikinci sınıflar ise balık istifi vaziyette gidecekleri yere ulaşabiliyorlar.
Artık sala bile okunmaksızın direk bedeli karşılığı cenaze hizmetleri ile mevtanın olduğu yerden alınarak rahmetlinin hiç takip edilmeksizin defnedilmesi ile iş biterken zamanla yeni toplu iskan alanları açmak için o günün müftülüklerinden alınan fetvalarla mezarlık yeri belirlemenin hurafe olduğu yaygarası yayılmış, kabristanlar dozerlerle yerle bir edilmiş. Geçmişe saygı da bu şekilde hitama ermiş.
Meyve ve sebzeler tamamen yapaysallaşmış. Sadece görüntüsü olan bu maddelerde ne koku kalmış ne de lezzet kalmış. Herkes bu tatlı meyve rayihalarını unutmamak için marketlerde satılan özel ambalajlı meyve kokusu jellerine akın etmiş. Çocuklarına karpuz ikram ederlerken ellerinde ki karpuz jelini koklatarak, yedikleri tatsız ve kokusuz meyvenin gerçekte kokusunun o olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.
Artan nüfus yüzünden, yenilen her gıdanın kanserojen ihtiva etmesine aldırış bile edilmez hale gelmiş. O müzmin hastalıklara yakalananlar için çok çaba sarf edilmez hale gelmiş ve kendilerine ölümün tatlı yüzü lanse edilmeye çalışıldığı için yaşamdan umut kesmeleri yönünde bir baskı oluşturulmuş. İnsanın hiç değeri kalmamış.
Evet, çok karamsar bir yazı oldu. Ama etrafınıza bir bakar mısınız?
 
Bu yazı toplam 52 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.