1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Yalan Mı Söylüyorsun, Kıvırıyor Musun?
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Yalan Mı Söylüyorsun, Kıvırıyor Musun?

A+A-
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, HDP ile PKK arasında bir bağın olmadığını ve PKK'nın uyguladığı programın terör olmadığını söylemiş.
***
Yüksekdağ şöyle devam ediyor: "Bizim HDP olarak PKK ile bağımız yok. Belge konulması lazım ortaya, aksi takdirde çok saçma kalıyor iddialar. Biz parlamento seçimlerinde yüzde 13 oy aldık. İki aylık seçim kampanyası süresince 7 HDP’li öldürüldü. Şu ana kadar failler yargı önüne çıkartılamadı. Öldürülen kişiler ellerine silah alarak PKK ile birlikte savaşmış kişiler değildi.”
***
Padişah bir gün, "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!"demiş.
Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; "Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü".
“Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..'’
"Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.."
"Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!.."
“Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!" "Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir".’
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün Keloğlan gelmiş; "Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!.
***
Yüksekdağ padişahın huzurunda “HDP ile PKK arasında bir bağ yoktur” dese kesin Keloğlan gibi ödülü alırdı.
***
O kadar kıvırmaya başladılar ki, artık kendilerinden olanlar bile Yüksekdağ gibilere gülüyorlardır.
***
Yalancı mısınız, şalvarlı dansöz müsünüz karar verin artık.



Kuyumcuyu Buldunuz Mu?

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip; "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.”
***
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der. İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak beş lira vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gider. Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
***
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: “Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm." Öğrenci, "Hayır veremem" diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: "Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim." Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
***
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler. Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır. Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?" Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir. Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir." Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...



KISA KISA

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, PKK'ya yönelik operasyonların Ak Parti'nin oylarını yükseltmek için yapıldığını iddia edenlere sert tepki gösterdi: “Buna bizim oralarda kitapsızlık, şerefsizlik denilir.”
Buna sadece sizin oralarda değil, dünyanın her yerinde şerefsizlik denir.
***
Demirtaş “Toplum barış isterse hükümet sessiz kalmayacaktır” şeklinde açıklama yapmış.
Sormazlar mı adama “Toplum bugüne kadar savaş mı istiyordu?” diye. Dağda ölülerin sayısı artınca mı aklına barış geldi Demirtaş?
***
Twitter’da Olgun Yılmaz ile Cemaate yakınlığı ile bilinen Önder Aytaş arasında geçen ilginç bir diyalog bugünlerde sık sık paylaşılarak “Kapak” göndermesi yapılıyor.
Olgun Yılmaz Önder Aytaç’a soruyor: “Tek soru tek cevap neden kaçtın?
Önder Aytaç cevap veriyor: “Çünkü hicret ettim. Sen 14 asır önce yaşasaydın Ebu Cehil’in zulmünden kaçan sahabe efendilerimize de kaçtı derdin” Olgun Yılmazın cevabı gerçekten “kapak” niteliğinde:
“İyi de ben porno kaset dizayn eden, kumarhanede basılan, köpük partisi veren bir sahabeye tarihte hiç rastlamadım”
Bu yazı toplam 108 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.