1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Yaptığı İşin Farkında Olmamak
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaptığı İşin Farkında Olmamak

A+A-
Yaratılan canlı varlıklar içinde akıllı olan tek yaratık insandır. İnsan akıllı ve iradeli olarak yaratıldığından dolayı yaptığı işlerden dolayı hem dünyada iken ve hem de ahrette sorumludur.
Ayrıca yapacağı her işi önceden seçme konusunda da serbesttir. Yaptığı işten Sorumlu tutulması da bundan kaynaklanmaktadır.
Dünyada bir iş yapan kimse daha doğrusu yapmak isteyen bir kişi onu yapmadan önce düşünür: Ben böyle bir iş yaptığımda bundan ne gibi bir fayda sağlarım? Bu yapacağım iş benim lehime ve faydalanabileceğim bir şey midir, yoksa faydalanamayacağım ve aleyhime olan bir iş midir?
Eğer faydasına olduğunu düşünüyor ve öyle görüyorsa onu yapar, yok o yapacağı işten zarar göreceğini düşünüyorsa o zaman bu işten vazgeçer. Hatta bırakın zarar görmeyi, kendisine bir fayda temin etmeyecekse bile o işi yapmaktan vazgeçer.
Bunun bir ileri noktası ise şudur: Gerçek akıllı olan bir kimse konuya sadece kendi açısından bakmaz. Aksine konuya, başkasını da dikkate alarak bakar. Yani yaptığı işin kendisine bir zarar vermeyeceğini görür, hatta fayda vereceğini bile düşünür ve öyle olduğuna inanır, fakat bu işin bir başkasına zararı dokunacağını fark eder ve durumu böyle görürse veya sezerse bu işi yapmaktan hemen vazgeçer.
Aslında akıllı her insan için bu nokta önemlidir. Akıllı bir Müslüman’ın yapacağı şey de budur. Yani Müslüman bir kimse kendisi için ne kadar faydalı olacağını bildiği bir işi yaparken bile eğer, ister Müslüman olsun, ister bir başka dinden, hatta bir hayvan bile olsa ona zarar vereceğini görüyor ve düşünüyorsa o işi asla yapmaz ve sonunu görmeyi beklemeden o işten vazgeçer.
Aslında bir Müslümana yakışan da budur, böyle davranmaktır. Yoksa ben şöyle düşündüm: ‘Yaptığım bu iş benim yıllardır, düşündüğüm ve yapmak için fırsat kolladığım bir işti. Ben de bunu kollayıp gözetiyordum, fırsat düşünce de yaptım, ama bundan bazıları zarar görmüş, ancak hata olsa da benim faydalandığım bir iştir ve onun için yapmış bulunuyorum. Bundan dolayı beni suçlamayın veya suçlayamazsınız’ diyemez.
Böyle bir durumda onun yapacağı tek iş kalmıştır: Her şeyden önce bu işten zarar gören kimse veya kimselerden özür dilemek. Ayrıca yaptığı iş sebebiyle maddi bir zarar da vermişse bunu ödeyerek telâfisi cihetine gitmektir.
Bunun bir ileri noktası daha vardır, o da şudur: Yaptığı şey aslında suç olarak kabul edilmişse ve yasalar bu işi böyle tarif ve tavsif ediyorsa işin bu cihetine karşı da kendisine bir çıkış yolu aramamaktır.
Kendisini akıllı gören bir kimse yaptığı işi başkalarından gizlemiş olsa bile ileride yani Allah’ın kendisini hesaba çekeceğini bildirdiği bir günde tekrar önüne çıkacağını ve de bundan dolayı cezalanacağını bilen ve buna inanan bir kimse dünyada iken böyle davranmaktan asla çekinmez.
Gerekenin kendisine dünyada iken yapılmasını yeğler ve ona razı olarak, gereken şekilde ve gereken kimselerle helâlleşmeyi de tercih eder.
Çünkü akıllı ve inanan bir kimsenin yapacağı bundan başkası olamaz.
Bence bütün bunlardan sonra, akıllı ve bu millete bilgi ve tecrübeleriyle hizmet etsin diye, partisinin ileri görüşlü ve düşünceli idarecileri tarafından beğenilmiş ve Milletvekili adayı yapılmış; seçmenler tarafından da seçilerek Meclise gönderilmiş. Fakat bu da yetmemiş Meclis Başkan Vekilliği görevi verilmiş bir kimsenin yaptığı iş ve verdiği zararların doğruluğu ve yanlışlığı bu düşünceler karşısında değerlendirilmelidir.
 
Bu yazı toplam 231 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.