1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. YARGITAY HAFTASI, BERAT GÜNÜ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

YARGITAY HAFTASI, BERAT GÜNÜ

A+A-

10 Mayıs  "Danıştay ve İdari Yargı Haftası"

Aynı zamanda İslam alemi için önemli  bir gün. Bu gün BERAT  gecesi. Tüm Müslümanların yüce Yaratan’a dua edip, suçlarının af edilmesi için avuç açacağı gün. Mubarek Ramazan ayına kadar bundan sonra  KANDİL  gecesi yok.  Gerek Danıştay ve İdari Yargı Haftası nedeniyle  bu alanda hakkıyla görev yapan insanları, gerekse tüm İslam Aleminin BERAT  kandilini kutluyorum.

Danıştay  Türkiye’nin köklü kuruluşlarından ve adalet dağıtarak denetim yapan bir kurumdur.   1,5 asırlık bir geçmişe sahiptir.

Nitekim Osmanlı’nın son dönemlerine doğru 19. yüzyılın başlarında ıslahat ve yenileşmenin en önemli hareketlerindendir; 1868 yılında Şûrâ-yı Devlet adıyla  bugünkü konuma gelen Danıştay kurulmuştur.

Bu kurumun geçmişine ve günümüze bakarak yaptığım araştırmaya göre Cumhuriyet döneminde ise 1982 yılında yürürlüğe giren Danıştay Kanunu'na göre örgütlenen Danıştay, "Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" uyarınca yapılan değişiklerle, 2016 yılı itibariyle 9 dava ve 1 idari olmak üzere 10 daireden oluşuyor ve bünyesinde  yüzün  üzerinde tecrübeli ve yüksek mahkeme hâkimi görev yapıyor.

Elbette ki yargı sistemi içerisinde yer alan herkes önemli görevler üstlenmektedir. Ancak bir hukuk devletinde bu  yüksek mahkeme hâkiminin ve idari mahkeme hâkimlerinin görevi, sorumluluğu ve vicdani ağırlıkları daha da büyüktür. Danıştay ve idari yargı, idarenin tüm faaliyetlerinin yargıya taşınabilmesi dolayısıyla, büyük ve önemli bir iş yükü altındadır.

İdari yargının vatandaşın isteklerini karşılamak ve vatandaşı idare adı verilen büyük güce karşı korumak şeklinde tezahür eden hukuki işlevi, düpedüz  ve açıkca hukukun üstünlüğünün bir göstergesidir.Bunu herkes bilmeli, kabul etmeli ve her ne pahasına olursa olsun, bu kuruma hiçbir gerekçe ile baskı yapılmamalı, siyasallaştırma çabası içinde olunmamalıdır.

Sağlam, tarafsız ve siyasi baskılardan uzak, idare, mahkeme kararlarının verdiği  sonuca, memnun olmasak da dahi uymak zorunda olunmalı ve kabul etmeliyiz.

Yargı, siyasal iktidarın mutlak gücünü sınırlayıp, onu denetleyerek sistemin devamı açısından önemli bir görev üstlenmiştir ve bu görevini de tarafsızlık ilkesiyle yapmalıdır.

Elbette buradaki denetim siyasi değil, hukuki bir denetim olmalıdır. Yargının bağımsızlığı ise, bu görevin tam ve etkin olarak yerine getirilmesini sağlayacaktır.

Beğeniriz, beğenmeyiz ama, gerçekler her zaman acıdır. Bu ilkeye göre Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun Danıştay'ın kuruluşunun birkaç yıl önceki yıldönümünde yaptığı konuşmasında dile getirdiği bir söz vardır: "Siyasetin girdiği mahkemeden adalet kaçar."

Bu söze katılıyorum ve adaletin kaçmaması için siyasetin adalet saraylarının kapısının önünden geçmemesini dilemekteyim. Yakın geçmişte bir terör örgütünün merkezi haline getirilen adalet saraylarının halini ve gelinen noktayı hep birlikte izlemekteyiz. Bir terör örgütünü temizlerken, alanı bir başka oluşabilecek tehlikelere karşıda korumamız gerektiğini düşünmekteyim. Bu görevde önce bu kurumun kendi görevi olmasına karşın, siyasi kadrolarda buna özen göstermelidir.

Yüksek yargı kurumlarına atamaların/ seçimlerin nasıl yapıldığı bu açıdan büyük öneme sahiptir.

Danıştay üyelerinin dörtte üçü, idari yargı hâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.

Nitekim anayasa değişikliği ile Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun da 5 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanmakta, kurulun daimi üyesi olan Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı da Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiği düşünüldüğünde, bu sayı 7'ye çıkmaktadır.

Yani Danıştay'ın dörtte üçünü, 13 üyesinden 7'si Cumhurbaşkanı tarafından atanan HSYK; dörtte birini de Cumhurbaşkanı seçecektir.

Bu açıdan anayasa değişikliği ile yargı da Cumhurbaşkanına bağlı hale gelmekte ve "tarafsız ve bağımsız" yargı umutlarımız ne yazık ki  endişe taşımaktadır. Kişilerin  ve bugünkü yönetimin tarafsız, dürüst ve samimi olması yeterli olmayabilir. Yarınlarda iş başına gelecek Cumhurbaşkanları acaba bunu nasıl kullanacaktır. İşte bütün mesele burada kilitlenmektedir.

Katılıp, katılmamak sizin anlayışınıza bağlıdır elbette.Ancak Türkiye'den Özgürlük Araştırmaları Derneği ve Liberal Düşünce Topluluğu'nun partneri olduğu Washington merkezli Mülkiyet Hakları Alyansı (Property Rights Alliance) 10 yıldır güçlü bir mülkiyet hakları sisteminin temeli olan "yasal ve politik çevre"yi, "fiziksel mülkiyet haklarını" ve "fikrî mülkiyet haklarını puanlamaktadır.

Bu kuruluşun hazırladığı 2016 Uluslararası Mülkiyet Hakları Endeksine göre:

Türkiye, 128 ülke arasında 61. sırada yer alırken, alt kategorilerde yer alan Yargı Bağımsızlığı'nda 98. sırada! Bu sıralamayı ben Türkiye açısından yetersiz görmekteyim. Sizi bilemem…Geçtiğimiz sene, Yargı Bağımsızlığı'nda 90. sırada yer alıyorduk.Bunun yanı sıra Türkiye, hukukun üstünlüğü kategorisinde de 58. sırada bulunuyor.

Yapılan anayasa değişikliği ile önümüzdeki yıllarda umut ediyorum ki, geriye değil, ileriye yürürüz ve adaleti, hukuku üstün ve tarafsız hale getiririz.

 Demokratik hukuk devletinin oluşması, korunması ve gelişmesi için vazgeçilmez bir güç olan idari yargının, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmadan işe yararlılığı bulunmamaktadır.

Yargı bağımsızlığı, ancak yargıçların ve mahkemelerin bağımsızlığı ile teminat altına alınırsa gerçekleşebilir.

Türkiye'de elbet sorumluluk duygusuyla görevini yerine getirerek adalet dağıtmaya çabalayan birçok hâkim var. Taraflı ve belli terör örgütlerine hizmet eden, onlara bağımlı olan hakim ve savcıların verdiği karar adil ve doğru olsa da endişe taşımaktadır. Bunu son FETÖ olaylarında hep birlikte gördük ve görmekteyiz. Ancak tarafsız, bağımsız ve adil yargılama yapabilen, güvenilir bir yargı için tüm hâkimlerin aynı çabaya sahip olması gerekir.Şunu bilelim bir yerde iyi yargıç varsa, kötü kanun yoktur.

 

 

 

Bu yazı toplam 287 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.