1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Yarını olmayan gün
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Yarını olmayan gün

A+A-

(Bu ve buna benzer yazıların tesiri şuna benzer;  bir kova suyu yanan bir nesnenin (odun, soba, çıra…) üstüne attığımızda meydana gelen manzara ile,  soğuk bir odunun, soğuk bir fırının, soğuk bir taşın üstüne attığımızda meydana çıkan manzara birbirinden çok farklıdır. Tıpkı bunun gibi bu yazıda, Allahtan ayrı kalmanın, gerçek vatandan cüda olmanın hasret ile yanıp kavrulan sevdalılar tarafından okununca meydana gelen tepki ile;  küfür, cehalet ve gaflet içinde debelenen kara gönüllüler tarafından okununca meydana gelen aksülamel birbirinden yüzde yüz zıt olacaktır)    

Daha dün gibiydi, yeni doğmuştuk, yumuş yumuş ellerimiz, geldiğimiz dünyanın izlerini taşıyan minnacık vücudumuz, hiçbir şeyden habersiz aklımız ile saf ve duru bir bakış ile bakıyorduk sağa sola. Ebeveynlerimiz büyük bir sevinç içinde bakıyorlardı bize. Gün gibi  hatırlıyoruz değil mi neşe içinde, (hiçbir sorumluluğumuz olmadığı için) koşup eğlendiğimiz, gülüp oynadığımız bırak yarınları birkaç saat sonrasını bile düşünmediğimiz çocukluk yıllarımızı, sanki birkaç saat önce yaşanmış gibi gelen, hiçbir şeye önem vermeden kaygısızca yaşadığımız gençlik günlerimizi. Sanki hiç bitmeyecekmiş, sonsuza kadar sürecekmiş gibi ruhumuzu sarmalayan, bedenimizi, gönlümüzü adeta değirmen taşları arasında öğütürcesine acıtan, bizi bu dünyadan alıp götürecekmiş gibi ızdırap veren, benliğimizi pare pare eden, sanki bizden başkasında olmayan sadece bizim düçar olduğumuzu sandığımız sıkıntılarımızı.

Doğum, bebeklik, çocukluk, sevinç, hüzün, başarı, mağlubiyet, para, hırs, fakirlik zenginlik, aşk, ayrılık, aile, millet, devlet, siyaset, spor, sağlık hastalık… Doğumdan ölüme kadar karşılaştığımız binlerce nesne, binlerce hadise, binlerce olay, binlerce vaka, binlerce çeşit duygu, binlerce çeşit hakikat…

Canlılar, cansızlar, insanlar, hayvanlar, bitkiler, melekler, dünya, gezegenler, galaksiler, kâinat, dün, bugün, yarın, sonsuzluk ahiret… Kadın, erkek, zengin, fakir, genç, yaşlı, siyah, beyaz,  iyi, kötü, çirkin, güzel… Bunlar ve buna benzer milyonlarca isim, milyonlarca hadise, milyonlarca vak’a… Hepsi değişik, hepsi farklı, hiçbiri ötekine benzemeyen şeyler.

Bu karmaşık, bu sayıya sığmayacak kadar çok ve hem zaman , hem mekan  hem de nitelik ve nicelik olarak farklı devasa varlıklar ve olaylar içinde biri var ki her canlı için geçerli, her canlı için eşit.  Ona kimisi  “Yarını olmayan gün, dakikası kalmayan saat, saniyesi kalmayan dakika  ” diyor.  Kimisi “sonsuzluğun başlangıcı olan eşik, kimi dönüşü olmayan yola atılan ilk adım, kimisi “gölgeler dünyasından hakikat alemine geçerken durulan son dura” diyor. Ölümden bahsediyorum.  Onun hakikatini bilip ona göre hazırlananların,  Şeb-i Arus=Düğün gecesi olarak adlandırdığı, bu dünyayı ebedi sanıp günlerini gafletle geçirenlerin adı anıldığı zaman ürperdiği, duymak istemediği, elini tahtaya vurduğu, “maazallah, Allah korusun” diye tepki gösterdiği ölüm. Allaha, Ahirete inanmayanların ondan sonrasını “ışığa kavuşacağız” diye kendini avuttuğu, inkârcılardan bir kesimin ,”toprak olup gideceğiz, tabiata karışıp ot, ağaç, su, çiçek… Olacağız”  dediği hakikatten dem vuruyorum.  

Oysa;

Enbiyâ Sûresi’nin 35. âyetinde de Allah buyurur:

“Her canlı ölümü tadar. Bir imtihân olarak sizi hayırla da şerle de deniyoruz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz...”  Hazret-i Mevlânâ;  “Dirilmek için ölünüz!” der. Claudianus.  “Ölüm, her şeyi eşit yapar.” Diye haykırır.    “İbn-i Sina  “Hakikatte ölüm, ruhun aletlerini kullanmasını terk etmesinden başka bir şey değildir, ruhun aletleri ise organlardır.”  Gerçeğini dile getirir. 

Aklı başında olan bizler de, fırsat elde iken her canlı için mutlaka uygulana bu sonsuz hakikate inanıp, gereken hazırlığı yapmalıyız değil mi?  

Bu yazı toplam 1138 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.