1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yaşam ile ölüm arasında bir süreç yaşıyoruz!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşam ile ölüm arasında bir süreç yaşıyoruz!

A+A-

Yaz aylarında insanlar fazla evde kalmak istemez. Açık alanda nefeslenmek rahat etmek ister. Evlerde tıkılıp kalmak istemeyen halkımızın bu yılda aynı duyguları yaşadığı ve yaşayacağı kuşkusuz.

Fakaaat!

Bu sene durum biraz farklı olacak, olmalı, olmak zorunda…

Herkes üzerine düşen vazifeyi yapacak, bilinçli olarak önlemlerini alacak. Tüm tedbirleri aldıktan sonra da gerisi takdir yetkisi elinde olan rabbimize aittir.

Bu dünyaya her birimiz gönderildik. Takdir olunan süre dolunca er ya da geç gideceğiz. Kimisi bir hastalıktan, kimisi iş kazasından, kimisi ev kazasından, kimisi trafik kazasından, kimisi durduk yere hiçbir sebep yokken bir anda dünyayı terk ediverecek.

Unutmayalım. Tedbir alındıktan sonra takdirde rabbim sizin tutumunuza bağlı olarak değişiklik yapabilir. Yüce nizamın nasıl işlediğini bizim kıt akıllarımız kaldıramaz. O yüzden pandemi döneminde çoğunluğun bazı gerçekleri algılayamamış olması karşısında üzüntüye kapılıyorum.

Burada dikkat edilecek en önemli detay bu durumun sadece kişiyle alakalı olmadığı ve tüm çevresini, hatta hiç tanımadığı halde yolda, asansörde, lokantada, toplu ulaşım araçlarında, pazarda, bakkalda, manavda ya da herhangi bir yerde karşısına çıkan insanlara da bulaştırarak büyük vebal üslenme riskini de üzerine almış oluyor.

Bu günlerde tam da bunu yaşıyoruz.

Belirli saatlerde spor amaçlı yürüyüş yapmak için evden işyerinden çıkarak kaldırımlarda adımlıyorum. Çoğu maskesiz olmasının yanısıra, sosyal mesafe kuralını da ciddiye almadığı için yürüyen tehlike olarak ortalıkta dolaşıyor.

Markette kasaya ödeme için yaklaştığımda hemen ardımda ki kişi sadece santimlerle ifade edilebilecek bir mesafede yaklaşıp tehdidi ciddiye almadığı gibi bir hava yaratıyor. Kimi öksürüyor, kimi aksırıyor.  Eğer siz mesafeyi aralasanız bile bunu tedbir amaçlı yaptığınızı düşünmeyip sanki kendine virüslü muamelesi yapmışınız gibi algılıyor. Ahh! Şu duygusal yapımız! Akabinde de size tripler atabiliyor. Surat savat yapanlar çıkabiliyor. Homur homur homurdananlar oluyor.  

Kendi kendime söyleniyorum

İnsan başına gelmeden bu tehdidi algılama cühdünü niçin göstermez?

Geçenlerde bir yazımda KOVİD 19’a yakalanmış bir arkadaşımın telefon açarak başından geçenleri yazıma aktarmıştım. Hala tam şifaya ulaşabilmiş değil ve gelecekte ne olacağının bilincinde değil. Bana yalvar yakar başından geçenleri topluma duyurmamı istemişti.

Şimdi çıkın sokaklara çoğunun ya maskesi yok, ya çene altında, ya el bileğinde, ya da gözlük misali kafasında, kimse durumun ciddiyetinde değil. Maskesiz olanlara polis tarafından uygulanan 900 TL’lik ceza da etki etmiyor.

Herkes kafasında yaşattığı ya da yarattığı doğru neyse ona tabi olarak bildiğini okuyor.

Sağlık Bakanımız bas bas bağırıyor, Salgın tehdidinin azalmadığını (Özellikle de Konya’mızın riskte öncelikli olduğunu) ısrarla ilan ettiği halde insanımızın bu denli vurdumduymaz tavrı karşısında şok oluyorum.

Şu ifadeyi sıkça duyuyorsunuz : Yeni normal…

Yani 2020 mart ayına kadar yaşadığımız hayatlarımız eski ve normal yaşantılarımızdı. O dönem sona erdi. En azından yetkili ağız tarafından pandemi riskinin sıfırlandığını, 2020 mart ayı öncesi serbestliği yaşayabileceğimizin ilan edilmesiyle normal yaşantımızı sürdürebileceğiz. Henüz normalleşme sürecine dair net bir açıklama yok. Sürecin başladığı gibi mi devam edeceği yahut ta virüsün değişime uğrayıp daha büyük bir tehdide mi dönüşeceğine ilişkin belirsizlik canımız istese de istemese de sürecek.

Belki de farklı bir boyutla karşılaşacağız. İçinde bulunduğumuz günleri arar hale geleceğiz. Bunu hiç düşünüyor musunuz?

Bundan sonra kıyamete kadar belki de maskeli dolaşım mecburiyeti, gömlek, pantalon giyinmeniz kadar elzem hale dönüşecek.

Onun için fazla rehavete kapılma lüksüne sahip değiliz. Her an her şey olabilir.

İşin diğer boyutu diğer meseledir.

Örneğin bu virüsün bilinçli olarak şu ya da bu devlet tarafından yayıldığı, insan nüfusunu azaltmaya yönelik bir plan olduğu, dünya kaynaklarının azaldığı için böyle acımasız yola kalkışıldığı gibi söylemler ve düşünceler bundan sonra hep ortalığa atılacak. Belki aslı olacak, belki olmayacak ama bunu tahminim bundan 50 yıl sonra ki nesiller öğrenebilecek.

Bizim işimiz şu an bu değil.

Net bilgi sahibi değiliz, sadece yorumcuyuz. Duyduklarımızı diğerlerine anlatan sıradan ferdiz.

Elzem olan mevcut şartlar altında bilinçli davranmasını bilmek ve yaşantılarımızı garanti altına almaktır. Her an ensemizde gezinen ölüm riskini olabildiğince uzaklaştırmaktır. Mevcut şartlara ragmen nasıl güzel bir insan olduğumuzu diğerlerine göstererek tehlikeli süreç içerisinde parlayan yıldızlar olabilmektir. Diğer insanlara kucak açabilmektir. Diğerlerine faydalı olabilecek nadide fertler olarak yol almaktır. Geçen hafta hastane koridorlarında röportaj yapılan gözü yaşlı hemşiremizi unutmayın. Tam üç aydır ana babasını ve çocuklarını göremediğinden bahsederek önlemsiz sokaklarda gezinenlere isyan ediyordu.

Herkes sorumluluğunu bilmelidir. 

Bu yazı toplam 1429 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.