1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. YAŞAM VE ÖLÜM, HER CANLIYA EŞİT MESAFEDEDİR
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAM VE ÖLÜM, HER CANLIYA EŞİT MESAFEDEDİR

A+A-

İki gün önce her yıl olduğu gibi Atatürk’ün ölüm yıldönümünü milletçe andık. Dünyaya gelen her fani gibi o da doğdu, büyüdü, yaşadı ve hayata veda etti. Daha öncede birileri yaşamış ve süresi dolunca dünyadan göç etmişti. Sen de bir gün veda edeceksin. Bende bir gün bu dünyaya veda edeceğim. Sözün özü ne kadar sıradan olduğumuzu anlamamız için bu satırları karalama ihtiyacı hissettim.
Onun için hiç bir şeye ne çok fazla sevinin ne de çok fazla üzülün. 
Herkes kendine takdir edilen zaman dilimi içerisinde, nasip edilen şeyleri yaşar, nasip olunan kadar yer, nasip olunan kadar kazanır ve nasip edilen süre hitama erince de ruhunu teslim eder ve dünya nüfus listesinden düşülerek ahiret listesine ilhak edilir. 
Çevremizde ki birçok insanın bu gerçeğin farkında olduğu halde bu dünyaya niçin o denli kaptırdığını anlamakta zorlanıyorum. 
Yaşlı ya da genç ve hatta belki de çocuk iken terk edivereceğimiz bu dünya için nefsi bu denli kaptırmanın anlamı var mı?
Hiç gereği yok.
Ekilenin diğer alemde biçileceği bir dünya hayatını bu denli içselleştirmenin gereği var mı?
Hiç yok…
İşte Atatürk’te o listede yer alan milyarlarca insandan sadece biriydi Yaptığı amellerle başbaşa kalacağı diğer aleme 10 Kasım 1938 tarihinde sabahın erken vakitlerinde irtihal etmişti.
Fikri anlamda seversiniz, onaylarsınız ya da bazı yaptıklarını kabul etmezsiniz o sizin kişisel tercihinizdir. Ama asla kişiyi ilahlaştırmayınız. Bugün bu çıkmaza kapılan birilerinin 80 sene öncesinde vefat eden birini bu denli tanrılaştırmasını ve haşa taparcasına bağlılık göstermesini yüce dinimiz islam kabul etmez. Ölüm yıldönümünde gidersiniz ruhuna Fatiha ikram edersiniz, duanızı edersiniz. Buna kimse karşı gelemez.
Kıyaslama amaçlı söylemiyorum, söyleyemem de zaten ama aşağıda zikredeceğim konuda sınırı aşanlar oluyor. 
Sevginiz asla alemlerin efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in sevgisinin önüne geçmemelidir. Çünkü ona sevginin kaynağı yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir.
Üzülerek başımdan geçen bir hadiseyi sizlere nakletmek murad ediyorum. İnternette firmalar arası iş amaçlı sosyal alanda faaliyet gösteren sosyal paylaşım sitelerinden birinin web sitesinde biriyle bir münakaşam oldu. Atatürk’ü sevmeyen her kim olursa olsun bu ülkede yaşamamalı gibi bir paylaşımına nezaketen çok aşırı olduğunu ve üslubunu yumuşatması gerektiğine ilişkin yorumum karşısında adeta çılgına dönerek etmedik hakaret bırakmadı. Kendisinin bayan olması hasbiyle onca alttan almama rağmen kendini kaybetmiş bir halde saldırılarına devam etti. 
Açıkçası üzüldüm. Bu denli kapılmasının nedenlerine inmek istedim ama onda da taassuptan öte bir noktaya ulaşamadım. 
Allah aşkına! Kim olursa olsun taparcasına bağlılık dinen sakıncalıdır. Bunu iki cihanın efendisi aleyhissalatü vesselam efendimiz de onaylamıyor. Tapınılacak tek merciin alemleri yaratan yüce Allah olduğuna onca nas’la işaret ettiği halde insan vasfıyla dünya hayatında olanlara kutsallık atfederken dikkatli olmalıyız. 
Günümüz insanının sorunu olarak gördüğüm kişileri ilahlaştırma düzeyinde ki abartılı sevgi mantığının itikadi noktalarda ciddi sapmalara yol açtığı ve insanlararası ilişkilerde ciddi pürüz ortaya koyduğu çoğunuzun malumudur. 
Asıl can yakıcı gelen kısmı, bir kaç şaklabanın din adamı kisvesiyle etrafına topladığı cemaati nezdinde aşırı sevgiye düçar olmasının verdiği tesirle kendini kaybederek hata üstüne hatalara düşmesi ve peşinden taşıdığı yüzlerce belki de binlerce insanın da hataya düşmesine sebep olmasıdır. 
Tarikat adı altında onca insanın duygularıyla oynaşıp mal mülk sahibi olan para basan nice din adamı sıfatlı bezirganın halen prim yapması bana oldukça manidar geliyor. 
Siz, ne istiyorsunuz?
Siz, ne bekliyorsunuz?
Eğer kaynak istiyorsanız Kur’an ve Sünnet neyinize yetmiyor?
Eğer tefsire ihtiyaç duyuyorsanız onca devasa tefsir kitabında gelen açıklamalar sizi aydınlatmıyor mu?
Hak yolu bulmak için illa bir şeyhin elini öpmeniz eteğine sarılmanız mı gerekiyor?
En mükemmel iki kaynağı az önce size zikrettim.
Bu iki kaynağı rehber edinerek yolunuzu tayin ettiğiniz sürece Allah’ın izniyle hiçbir ek desteğe ihtiyacınız kalmaz.
Dini açıdan bu böyle…
Dünyevi açıdan da yukarıda izah ettiğim gibi örneğin Atatürk’ü sever, fikirlerini benimseyebilirsiniz. Ama sevgide aşırılığa kaçarak tanrılaştırma geleneği ortaya koymanız doğru değil...
Lütfen yapmayın!    

Bu yazı toplam 1053 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.