1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Yaşamak !..
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşamak !..

A+A-
Bu konuyu zaman zaman yazarım.
İnsanlar önce kendini düşünmeli ama, çevresini de unutmamalıdır.
Sadece kendini düşünmek “Bencillik” olur.
Sadece karşıdakini düşünmekte, kimse kusura bakmasın, bence budalalıktır.
Mübarek Ramazan ayını geride bıraktık.
Ramazan ayında düşündüğümüz iyilileri ve iyi hasletleri bundan sonra da yapmalıyız, düşünmeliyiz.
Ağustos ayının ortalarını geçiyoruz.
Okulların açılmasına da yaklaşıyoruz.
Şimdi düğün mevsimi.
Kimi insanlar oğlunu, kimileri kızlarını evlendirip, mürüvvetlerini görecekler.
Kimi ailelerde çocuklarını İslam’ın gereği olarak sünnet ettirecekler, o mutluluğu yaşayacaklar.
Bunlar en doğal şeyler.
İnsanların sevincine, mutluluğuna hepimiz katılmalıyız. Onları kutlamalıyız.
Bunda bir beis yoktur.
Ancak bu törenler sırasında ve yaz sıcağının en yoğun olarak yaşadığımız şu günlerde bazı kimseler öylesine egoist oluyorlar ki, kendi mutluluğu ve sevinci, başkalarının mutsuzluğu, sinir bozukluğuna neden olabiliyor.
Araç konvoyları caddeleri dolduruyor. Klaksonlar, sirenler adeta bir gürültü dünyası yaratıyor. Bu süreç içinde çoğu zaman yine aynı konvoydaki kişiler trafik kurallarını falan hiçe sayıp, insanların ve kendilerinin yaşamlarını tehlikeye sokuyorlar. Bazen de araç sahipleri özellikle de akşam saatlerinde susturucusuz ve patinaj yaptırarak, otomobillerindeki müzik aletlerini sonuna kadar açarak kirliliğe katkı yapıyorlar. Zaten şehirde yaşamanın karşılığı olarak bir gürültü kirliği yaşıyoruz. Bunlar artılar olmaktadır.
Birde askere gitme dönemleri vardır ki, insanı çileden çıkartıyorlar. Gecenin saat 23.00-24.00 de hatta daha ileri saatlerde araç konvoyları, sürekli klakson çalışması uyuyan insanları, hastaları ve çocukları ne ölçüde rahatsız ettiğini acaba düşünmüyorlar mı bunu yapanlar ?Elbette tören yapılacak, elbette askere giden gençlerimizi kutlayacağız. Onlar Türk Milletinin onurlarıdır ama, başkalarını rahatsız ederek değil. Bir de bu uğurlama sırasında araçlar yarışıyor. Tehlike, kaza ya geldim diyor, ya da oluşuyor. Duyuyoruz çoğu zaman böylesi törenlerde kazalar, ölümlü kazalar meydana geliyor.
Aşırılığa kaçmadan, aşırı gürültü kirliliği yapmadan yapılacak törenleri bende alkışlıyorum. İnanıyorum ki, birçok insanda benim gibi düşünmektedir.
Dileğim insanlar mutlu olurken, başkalarını da düşünüp, mutsuzluğa neden olmamalıdır ve Emniyet güçleri de buna izin vermemelidir.
Yine sokak düğünlerinde mahallelerde yapılan düğünlerde mutlaka müzik oluyor. Olsun buna insanlar katlanmalı ve sabır göstermelidir. Ancak öyleleri vardır ki, yapılan müzikle mahalleli ahi zar kalıyor. Mahallelerde hasta, yatakta yatmakta olan insanlar, minik yavrular olabiliyor. Havai fişeklerle onları fazlaca rahatsız etmek kimin ne hakkına. Emniyet bunlara izin vermemelidir. Bir- iki-üç neyse onlarca atılan havai fişek insanları rahatsız etmektedir. Ayrıca bu işi biraz da belediyeler açılış veya benzeri şenliklerde yaparak kötü örnek olmaktadır. Bunlara “dur” denmelidir. Kaldı ki, bu işe baştan beri ben karşıyım. Çünkü bunun ne anlamı olduğunu bilemediğim gibi, yurt dışından getirilen bu fişeklere ödenen boşuna parada işin cabası değil mi? Gecenin yarısını geçtiği halde bu düzen devam ediyor. Burada da Emniyet güçlerine iş düşmektedir.
Yazımızı Bedri Rahmi’nin “Yaşamak” adlı bir şiiri ile noktalayalım:
Kimi eskidiği için yaşar,
Kimi yaşadıkça eskir.
Ne tohumda keramet,
Ne toprakta,
Ne başakta,
Marifet yaşamakta.
 
Bu yazı toplam 71 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.