1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yaşamlarımız İpotek Altında!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşamlarımız İpotek Altında!

A+A-
Yakın gelecekte dünyanın yaşanmaz bir hal alacağına dair çeşitli haberler ve söylemlerle sıkça karşılaşıyoruz. İnsanların tamamen maddi odaklı yapıları ve insani yaşama duygularını kaybetmeleri sebebiyle düne kadar olmaz dediğimiz korkunç gerçeklerle baş başa kalabiliyoruz.
Çok değil bundan 30 sene önceki insani hasletlerin tamamen yok olup gitmeye yüz tutacağına beni kimse inandıramazdı. İklimsel değişikliklerin bu derece farklı bir seyre gireceğine kimseyi inandırmazdınız. Ama bugün öyle bir hal aldı ki günden güne ilerleyen teknolojik gelişmelerin ekolojik denge gidişatında hasara yol açacağına dair bir beklenti söz konusu bile değildi. Ama görüyoruz ki bu dünyanın kontrolü elimizde değil. Asırlardır insan başta olmak üzere tüm canlılara kucak açan dünyamız da isyanları oynamaya başlamış. İç karartıcı ama tüm dünyayı kasıp kavuracak kuraklığı konuşuyoruz. Onca kuraklığa rağmen, dünyanın her tarafında yaşanan sel baskınlarıyla karşı karşıyayız. Bir zamanlar rahmet olarak adlandırdığımız sağanak yağmur neredeyse felaket olarak adlandırılır hale gelmiş. Akıp giden sel suları bile kuraklığa çözüm olmuyor. Tsunami’nin adını bile bilmezdik. Hortum denen felaketin günün birinde bizim de sınırlarımızı işgal edeceğine inanmazdık. Havada uçuşan toz zerreciklerinin insanlığın geleceğini karartacak kadar ciddi hastalıklara kapı açacağına gülüp geçerdik. Yediğimiz, içtiğimiz adına da gıda dediğimiz ürünlerin birer plastikten farksız kimyasal maddeler olduğuna kimseyi inandıramazdınız.
Gördüğünüz gibi yaşadığımız dünyayı ve hayatımızı zehir edenler yine bizleriz. Bu hayatın kontrolünü kıt akıllarımızla sağlayamadığımıza göre, bu felaketleri birer imtihan vesilesi olarak algılamalı ve attığımız adımları olabildiğince dikkat etmeliyiz.
Çocuklarımıza gelecekte yaşanabilir bir hayat bırakmak için kendimize çekidüzen vermek zorundayız. Bizim hatalarımızın ve dünyayı büyük bir cehenneme çevirmemizin ceremesini çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakmamalıyız.
Yukarıda ki misaller dışında hayatı zehreden diğer örneklere de bir bakalım mı?
Teknolojik yeniliklerin tavan yaptığı dijital bir çöplüğün içerisinde sanal yaşam süren evlatlarımızın duygu taşıyan, sevinen, üzülen canlılar olduklarını sadece yemek vakitlerinde ve bayramlarda mı göreceğiz?
Cep telefonlarının varlığına karşı olmak elbette ki mantıklı bir şey değildir. Ama günümüzde cep telefonu araç olmaktan çıkmış, hayatımızın her anına damga vuran ve vaktimizi çalan birer hırsızlar haline dönüşmüştür. Sizlerde müsait bir vaktinizde örneğin Zafer meydanı’na giderek etrafı gözetleyin. Birçok gencimizin elinde ki cep telefonlarıyla uzun dakikalar ibaresi hafif kalıyor, saatlerce konuştuklarına hayret ve ibretle şahit olacaksınız. GSM operatörlerinin kendilerine hat taşımak isteyen ya da yeni aboneler elde etmek için cüz’i bedellerle uzun konuşma süreleri vadeden kampanyalarına hep karşı çıkmışımdır. Onların bu yaptıkları sadece gençlerimiz değil tüm insanlarımızın hayatlarını gasp etmektir. Telefon görüşmelerinin sadece ihtiyaç amacıyla olması gerektiği zihinlere kazınmalıdır. Devletimizin bu konuda önlem almaması da manidardır. Çünkü konuşma süreleri arttıkça vergi gelirleri de aynı oranda artacaktır. Bu da devlete kazanç olarak yansıyacaktır. İyi anladık ta bu kazancın hesabı yapılırken kaybedilen değerlerimizin farkındalar mı acaba? Cep telefonları beyin işlevlerinde hasara neden olmaktadır? Birçok değerli uğraştan insanları uzaklaştırıp, boş konuşma alışkanlıklarına sebep olmaktadır. Hastanelerimizde teknoloji menşeli hastalıkların sayısı artmakta insanlarımız doyumsuzluk ve tükenmişlik sendromuna yakalanmaktadır. Hayatın anlamı kaybolmaktadır. Kaybolan kişilikler sebebiyle aileler de geçimsizlikler artmakta, insanlar arasında korkunç ve ucu cinayete kadar varan husumetlikler ortaya çıkmaktadır.
Peki internet çok mu farklı?
Onda da değişen bir şey yok. Aynı cep telefonlarında olduğu gibi o da bir zaman hırsızıdır. Aileler arası ziyaretleşmelerden tutun, ebeveyn ile çocuklar arası iletişimi bitirmeye kadar her türlü zarara sebep olmaktadır.
Peki internet yasaklanmalı mıdır?
Tabii ki hayır…
Ama ölçülü kullanıma götüren bir takım önlemler alınmalıdır. Ölçü kaçtığı için insanlar tüm zamanlarını bu illete harcamakta ve zamanın nasıl geçip gittiğinin farkına varamamaktadırlar. Chatleşmeler, oyun programları, Facebook’ta kendini ispat edememiş, baltaya sap olamamış olanların ünlülerle çekindikleri fotoğrafları sadece hava olsun diye paylaşmaları, yedikleri içtiklerine kadar paylaşıp yokluk içinde olanları düşünemedikleri yüzünden neler kaçırdıklarını bir türlü anlayamadılar ve anlayamayacaklar.
Nasıl mı ?
Çocuk, ebeveynine, ebeveynler çocuklarına hal hatır soramayacaklar. Toplumun en güçlü yapılarından aile kurumu zedelendi mi ?
Bu önemli işleri(!) yüzünden akraba, eş dost ziyareti yapamayacaklar. Sıla-i rahim denilen güzelliğin köküne dinamit konuldu mu?
Ezan-ı Muhammedliye okundu, diğer vakit geldi o da okundu. Öbürü de okundu ama internet kullanıcısında çıt yok. Peki ibadet hayatımızda çöküntü oldu mu?
Tüm bu soruların cevabı evet olduğuna göre, geçenlerde internet kullanımına karşı olduğunu ifade eden sevgili cumhurbaşkanımızın neyi kastettiğini anladınız değil mi?
 
Bu yazı toplam 29 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.