1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. YAZ-BOZ ALANI
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

YAZ-BOZ ALANI

A+A-

Eğitim ve öğretimde yıl sonu yaklaşmaktadır. Yeni eğitim ve öğretim sistemi yine değişiyor.Bu da göstermektedir ki,deneme yanılmayla geçen eğitim sistemimiz..
17 yılda 7 bakan değişti, milli eğitim’de sistem oturmadı..Her gelen bakan, farklı ve köklü değişiklikler, sınav sistemleri yaptı, bir türlü olmadı..AK Parti döneminde yaklaşık 17 yılda en çok bakan değiştiren Bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı oldu..Sırasıyla, Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz ve şimdiki bakan Ziya Selçuk..
Yunanistan nüfusu kadar öğrenciye sahip olduğumuz ülkemizde, Liselere geçiş ve Üniversiteye giriş, her zaman sınavlı ve bu sınavlar problemli oldu.Öğrenciler, hemen her sene, hatta sene içinde değişen sınav sistemi ile karşılaştılar. Bir öğrenci ortaokula başladığında, son sınıfta sınav sistemi değişti. Bir öğrenci liseye başladığında, sınava girdiğinde sınav sistemini değişmiş buldu. Hatta bırakın üç dört senede bir sınav sisteminin değişmesini, nerdeyse her yıl bir sınav sistemi icat eder olduk.Mesela ortaokullardan liselere geçiş sınav sistemlerine bakalım;
En uzun süre (6 yıl) görev yapan Hüseyin Çelik, OKS’yi kaldırıp, yerine SBS’yi getirdi. Yani Orta Öğretim Kurumları’na geçiş Sınavı’nı kaldırıp, Seviye Belirleme Sınavı’nı getirdi. OKS’de öğrenci sadece 8. Sınıf sonunda sınava giriyordu ve aldığı puanlara göre, Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri’ne yerleşiyordu. O zaman Anadolu Liseleri her il’de bir-kaç taneydi. Şimdi bütün liseler nerede ise Anadolu Lisesi oldu.Kalite ve eğitim- öğretim bozuldu.
Hüseyin Çelik’in getirdiği sistemde, her öğrenci yıl sonunda o yılın derslerinden sınava giriyor ve bir puanı oluşuyordu. 6,7 ve 8. Sınıfın sonunda, her yıl aldığı notların ortalaması ile okuldaki aldığı notların ortalamasından bir puan sistemi oluşuyordu ve öğrenci bu puana göre tercih yapıyordu. Bu sistem, akıllı, mantıklı idi.. Ancak veliler, çocuklarını her yıl dershaneye de göndermek zorunda hissediyorlardı kendilerini.
Hüseyin Çelik’in ardından Nimet Çubukçu bakan oldu. İki yıllık bakanlık döneminde o da sınav sistemini değiştirdi. SBS’ye sadece 8’nci sınıf öğrencilerinin girmesine karar verdi. Daha önce 6 ve 7.nci sınıf öğrencileri de yıl sonunda SBS’ye giriyordu. Bakan Nimet Çubukçu, aynı zamanda bütün liselerin, meslek liselerinin ve İmam hatip liselerinin başına “Anadolu” adını koydu. Böylece en niteliksiz okullar bile artık “Anadolu Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi” oldu. Öğrenciler de artık “ben de Anadolu
Lisesi’ne gidiyorum” diye sevindiler.. Gittikleri lisenin niteliği, kalitesizdi.. Derken, Nimet Çubukçu gitti, Ömer Dinçer geldi.. 1 yıl 5 ay görev yaptı. Onun döneminde fazla bir değişiklik olmadı. Ömer Dinçer, aynı zamanda öğretmenlerin çok yüksek maaş aldığını da söyleyerek, öğretmenlerin bir kez daha tepkisini çekmişti..Neticede, hiçbir varlığı hissedilmeyen ancak öğretmen düşmanı olarak anılan Ömer Dinçer dönemi de kapanmış oldu.
Nabi Avcı’nın gelişiyle, eğitim camiası biraz umutlandı.. Üç yıl görev yaptı. Sevecen, babacan kişiliğiyle camianın sevgisini kazandı.. Ancak, o da sınav sistemini değiştirdi. SBS yerine TEOG sistemi geldi. Burada, okullarda öğrencilerin normal yazılılarından birisi merkezi sistemle yapıldı ve bu sınav sonuçları öğretmenin yaptığı bir yazılıymış gibi geçerli sayıldı. 8. Sınıf sonunda yine sınava girdi.
Nabi Avcı’nın ardından İsmet Yılmaz Bakan oldu.. Yaklaşık iki yıl da o bakanlık yaptı.. Her bakan sistemi değiştirir de o değiştirmez mi? O da değiştirdi. TEOG’u kaldırdı, Liselere giriş sınavı geldi. LGS’de, Türkiye’deki liselerin yüzde 10’u nitelikli liseler, yüzde 90’ı ise Mahalle çevresindeki liseler olarak ayrıldı. 8. Sınıf öğrencileri, sınava iki ay kala sınav sisteminin ne olduğunu nasıl olduğunu öğrenebildiler ve apar-topar bu sınavlara girdiler.
Konya’nın bir çok gözde okulu nitelikli okul sayılmazken, bir çok imam hatip lisesi nitelikli okul sayıldı. Öğrencilere 5 tercihin 3’ünün mutlaka kendi mahalle bölgelerinden yapılması şartı konuldu ama önlerine örneğin üç Anadolu lisesi, konulmadığından bir Anadolu lisesinin yanı sıra meslek veya imam hatip’leri seçmek zorunda bırakıldılar. Zaten bu değişikliğin amacı, bir türlü doldurulamayan İmam Hatip Liseleri kontenjanlarını doldurmaktı. Öğrenciler üç tercihin birisi Anadolu Lisesi ise diğerleri İmam Hatip veya Meslek Lisesiydi.. Öğrenciler bu kez tek tercih olarak Anadolu Lisesi’ni yazdı, diğerlerini yazmadı. Zorlama olarak yapılması istenen İmam Hatiplerin kontenjanları tekrar doldurulamadı.
Zaten Liselerin yüzde 10’u Nitelikli Lise olursa, yüzde 90’nı da niteliksiz lise durumuna düşer. Bu bile, eğitimde geldiğimiz noktayı göstermiyor mu?
Şimdi Ziya Selçuk bakan.. İlk geldiğinde eğitim camiası umutlanmıştı.. Geçen 10 ay’a yakın zamanda olumlu ve köklü tek bir icraat görünmedi. O da “ben de bir şeyler yapayım” düşüncesiyle hareket ederek, daha geçen hafta, eğitim dönemine iki ara tatil daha ilave etti. Bu ilave tatiller, okulların bir hafta erken açılması ve bir hafta geç kapanmasıyla oluşturulacak.. 18-22 Kasım ve 6-10 Nisan’da birer hafta tatil olacak okullar. Sömestri tatili aynen devam edecek..
Liselere girişte bu tür sınav değişiklikleri yapıldı da Üniversitelere girişlerde yapılmadı mı? Elbette, Üniversite giriş sınavlarında da yaz-boz çok oldu.
Hatta, bu 17 yıllık dönemde, Üniversite giriş sınav sorularının cevaplarının Feto mensuplarına verildiği de yazıldı çizildi ama o dönemlerde hiçbir tedbir alınmadı. Aksine, sorular çalınmadı denildi. Yıllar sonra 15 Temmuz darbe girişimi olunca, bu kez geriye dönüldü ve “evet çalınmış” denilerek soruşturmalar başlatıldı. Sadece Üniversite sınavları değil, Polis Okulları, Askeri Okullar ve diğer sınavla girilen bütün okullar ve Kamu Personeli Seçme Sınavları, Yüksek Lisans Sınavları ve daha neler.. Hepsinde soruların cevapları Feto cemaatine verilmiş ve onlar da yüksek puanlarla, Türkiye’nin her tarafına yerleşmişlerdi. Milyonlarca diğer öğrencilerin “kul hakkına” girilmişti.
17 yılda Milli Eğitim’de geldiğimiz nokta, kısaca deneme tahtası oldu, gençliğin hayalleri çalındı, diye özetleyebiliriz.
Milli eğitimi,  adına uygun olarak  “Millileştiremez” isek bunlar hep olacaktır.

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.