1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Yaz-Boz Tahtası Olmasın
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaz-Boz Tahtası Olmasın

A+A-
Yeni adli yıl başladı. Hepimize ama, hepimize hayırlı olsun.
Bu dünyada hukuk, adalet herkese lazım. Hiç istemediğiniz, ilgi duymadığınız bir gün hukuka, adalete ihtiyacınız olabilir.
Hukuku, Adaleti hepimiz sevmeliyiz, saymalıyız.
Yalnız burada aranan tek şey, hukukun, adaletin baskı altında kalmadan, tarafsız kalmasıdır.
Demokrasilerde yönetim’in rehberi Hukuktur.
Hukuk’u hiçe sayarsanız, İşinize gelince Hukuk, gelmeyince “Guguk” yaparsanız ne demokrasi olur, ne de hukuk olur.
Yönetim iradesinin hukuk kurallarına tabi olması düşüncesinin uygulanması için insanoğlu tarihsel süreçte çok bedeller ödemiştir.
Siyasi iktidarın güç despotizmini önlemek ve çoğunluk karşısında azınlık haklarını korumak için hukuksal eşitliğin devlet yaşamında egemen olması için hukuk devleti ilkesi kabul edilmiştir.
Otoriter yönetimlerde; yargı ayak bağıdır. Yönetim her şeydir. İktidar mutlak yetkilidir. Ancak ülkemizin yönetim biçimi demokrasidir. Otoriter yönetimler çok geride kalmıştır.
Demokratik yönetimlerde ise; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrı ellerde olması ve birbirinden kalın çizgilerle ayrılması esası benimsenmiştir. Yetki kullanımında kişi iradesi değil, hukuk kuralları asıldır.
Türkiye’de; adalet, hukuk beklentileri karşılıyor mu, demokrasi sağlıklı işliyor mu?
Türkiye’de; hukuk yargı, adalet, yasalar artık insicamını kaybetmiş durumda. Kişilere konumlara göre değişen, değiştirilen yasalar, farklı uygulamalar, toplumdaki adalete olan güven duygusunu sarsıyor. Soğukkanlı olunması gereken bu ortamda hukukçulara büyük görev düşmektedir.
Yargılama ve kanunlar konusunda çaba gösteren elbette var. Bazıları hukuksuzluklarını göz ardı ederek zaman zaman hukuk, demokrasi, özgürlük savunucusu kesiliyorlar.
Maalesef günümüzde hukuku belirleyen Siyaset Kurumu’dur. Doğrumudur, yanlış mıdır? Bu tartışılabilir.
Demokratik hukuk devletlerinde; siyasetin, hukuku yapma yetkisi de elbette sınırsız değildir. Yargısal denetim ve kuvvetler ayrılığı ilkesi de bunu gösterir.
Siyaset, yürürlükteki hukuk değiştirilmedikçe ona uymak zorundadır. Mahkeme kararlarının yasama ve yürütmeyi bağlaması bu nedenledir. Yasama organı, evrensel hukuk kuralları ve demokratik hukuk devletiyle uyumlu biçimde hukuku değiştirebilir.
Bu açıdan; Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları, bağlayıcı kararlardır. Türkiye; Hukuk devleti olma yolunda önemli aşamalar geçirmiştir. Ancak siyasiler; hukukun üstünlüğü yerine siyasetin üstünlüğünde ısrar ediyor. Siyasi iktidarlar; Yargısal denetime çoğu zaman maalesef tahammül edemiyor.
Çağdaş demokrasilerde yargısal denetimden şikâyet eden yokken, demokrasi bilincinin oluşmadığı ülkelerde yargı, ayak bağı olarak görülür. Adalet adına adaleti katleden yargı ise felaketlerin büyüğüdür.
Unutmayalım ki siyasi iktidarın emrinde yandaş kayırmacılığına dayalı yargı anlayışı toplumsal yıkımdır. Yine şunun altını çizelim ki, mutlak iktidar elinde adalet, adalet değildir. Adalet temel ilkeleri ile yaz-boz tahtasına dönüştürülürse, kimse bu adalet anlayışına akort yapamaz.
 
Bu yazı toplam 64 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.