Yazdır

Ben Böyle Düşünüyorum

Ben biliyorumculuk…Batı karşısında kaybetmiş olmanın verdiği eziklik.. Kahvehanelerde dünyayı kurtaran yorumlar. Cami köşelerinde din uleması kesilmek. Vs.

Garip bir toplumuz vesselam. Size bir günden bende kalanları anlatmaya çalışacağım. Bir gün dedi isem, yirmi dört saat değil. Belki birkaç kare.

  Saat 10 civarı, ekmek fırınında ekonomi profesörü ihtiyarlar, kurtuluş reçetesi yazıyorlar. Ama nafile, Bakan Unakıtan onları duymuyor bile..

 Yarım saat sonra kahvehanede ülke kurtaran yaşlılar. Anladım ki bu ülkede sadece yetkili ve konu uzmanları işi bilmiyor. Ülke sorunları okey masasında çözülebiliyor.(?)

  En sinir bozucu olan neydi dersiniz: ‘BEN BÖYLE DÜŞÜNÜYORUM(?)’  evet böyle düşünüyorlar. Bu cümle sayın düşünürleri ele veriyor.

  Saat 11:30; cami köşesi din uleması: Efendim İslâm mantık dinidir benim mantığıma göre bu şöyledir. Evet beyefendinin mantığı(?)

  Saat 14 civarı: Park; yahu mahalle karılarını geçtin. Dır, dır dıır.. (roller değişti artık neylersiniz)

***

2006 yazı idi. Birkaç arkadaş çay bahçesinde vakit öldürüyoruz. Tabi tipik Anadolu insanı olarak derin mevzular açılıp, halledilip; kapatılıyor. Aramıza son günlerde bir bilge katılmıştı. Her konudan edecek sözü var. Ama her konuda. Eskilerin bi-la istisna dedikleri şey. Yanı istisnasız.

  Dinlemek dünyanın en zor, en yorucu işi. Hele bilmediğini bilmeyen aptalları dinlemek..

‘Ülkede bilim adamlarının yazdıkları oradan buradan alıntı.’ cümlesi bizim bilgenin ağzından çıkan son cümle oldu.

  Sayın bilgeye bir soru yönelttim: Hiç ilmî dergi gördünüz mü? Cevap veremiyorsan soru sor kabilinden bir soru değildi bu. Cevabı ne oldu dersiniz. ‘Görmeme gerek yok ki’. Bizim bilge 2009 bahar döneminde ortaokulu (ilköğretim ikinci kademe) bitirecek.

 Ben böyle düşünüyorumcu yaklaşımlar batı karşısında nerede olduğumuzun da kanıtı aslında. Batıda J.LOCKE öncesi dönemde, bu hastalık yaşanmış ve Locke; ben böyle düşünüyorum, öyle ise bu doğrudur anlayışının bilgi değeri yoktur, diyerek batının ciddi bir yanılsamasının ortadan kalkmasına katkı yapmıştır. Biz bu noktada halk olara batının, nerede ise iki asır gerisinde duruyoruz. Beklide daha fazla..

  Bilgilenmeden tefekkürün olamayacağını bu millete anlatacak bir Locke lazım bize. Düşünüyorum, o halde varımdan; ‘insan zihni boş bir levhadır’a geçişi sağlayacak bir Locke.

Kahvehanede dünyayı kurtaran adamlar, bağlı oldukları ile yalnız gidip kaybolmadan gelebilecek durumda değiller. Parkta mahalle karısı benzetmesi yapanlara da şunu söyleyelim. Mahalle karıları artık laklakla vakit harcamıyorlar. Onların ev işleri, pembe dizileri vs var. Dedikodu işi sizlere kaldı.

  Cami köşesindeki din ulemasını unutmayalım. Kelime-i tevhidi doğru söyleyemeyen din uleması bunlar. Onlardan size bir hadis nakledeyim mi? ‘Peygamberimiz, evinizi camiden uzağa yapın! demiş.(miş) (?) evi mescide uzak olanların, camide namaz kılmalarının sevap olduğunu anlatıyor bu hadisle (?) ulema. Pardon ravi. Bu hadis 2008/14 Mart sürümü. Yani taze. Ben bilmem bilirsiniz bu işleri, ama ‘Hz. Peygamber niye evini mescidin duvarına bitiştirmiş de uzağa yapmamış?’ diye sormadan edemedim. Ulema sustu ve sordu: Ne iş yapan. Yapan kelimesinin son harfi nazal’n’ Genizden çıkarılıyor. Soruyu bana sorduğunu sonra fark ettim. İşim kulak misafirliği, sizi dinliyorum, dedim. Adam 60 yıldır vaaz dinlermiş. Hocalardan duymuş bu hadisi (?)

  Eh ne yapalım, bayramlık ağzımızı açıyoruz böyle durumlarda.  Sen halt etmişsin ihtiyar, hiçbir hoca böyle bir hadis söylemez/söyleyemez. Hocaları yalanına ortak etme...

  “Günde en fazla üç kişiye haddini bildirebiliyorum. Bugün senin günündü.’ deyip ayrıldım ulemanın  yanından. Unutmadan belirteyim. Halt; karıştırmak demek. Kelime manası bu. Yanlış anlaşılmasın.

www.hakimiyet.com