Yazdır

GÜNAH ve SEVAB

Sevab, dünyevî ve uhrevî yapılan her işin Allah rızasını niyet ederek yapılması. Günah da Allah’ın rızasına uymayan ve yapmamızı yasakladığı her türlü davranışlardır.

Günahlar, büyük ve küçük olmak üzere ikidir. Büyük günahlar, sadece Allah ile kul arasında kalmayıp Allah’la beraber O’nun mahlûkâtının da hukukuna tecâvüzdür. Küçük günahlar ise, kişinin kendi nefsine karşı haksızlık etmesi, Allah’ın ona emanet olarak verdiği beden ve mal nimetlerine karşı hoyrat ve saygısız davranışlarıdır. Mesela, tembellik ve israf gibi… Büyük günah ise, yasaklanan davranışın büyüğü, daha çok isyan içereni, daha çok tahribat yapanı, daha çok zarar verici olanıdır.

Helal ve sevab dairesi çok geniştir. Haram dairesi, helâl dairesine nazaran dardır; fakat haramların sayısı hiç şüphesiz  yedi büyük günahla da sınırlı değildir.

Helal ve sevab dairesi gücünü doğruluktan aldığı kadar genişler ve mübah âlemi ihata eder. Haram ve günah dairesi, gücünü yalandan alır. İnsanları yalana inandırdığı kadar etki alanı genişler. Haram ve günah, bâtıla inanan ve yalana kananlar tarafından işlenir. Bizim bakış açımız, haramların sayısı üzerinde yoğunlaşmak değil, haramların özünü kavramaya ve onlardan sakınmaya dönük olmalıdır. Helalin ve sevabın yolları, hidayet yolları kadar sonsuza açılır. Haramların ve günahların sayısı, o yolda gidenlerin sayısı kadardır.

1- Helâl dairesi, haram dairesinden daha geniştir.

2- Her haramın, helâl dairesinde birden fazla karşılığı ve muadili vardır. Harama girmeye lüzum yoktur.

3- Asıl amel sevabtır. Günahlar arîzîdir ve onlardan dönüş (tövbe ile) mümkündür.

4- Pişmanlık, tövbe ve istiğfâr ile, Allah’a sığınmakla, her zaman günah kirlerinden arınmak mümkündür. Tövbe, bâtıldan hakka, yalandan doğruluğa, günahtan sevaba, zulümden adalete dönmek demektir. Tövbe ile arınmamız inşallah bize Allah’ın rızâsı kapılarını açacaktır.

Batıl yalana ve günaha, îman sıdka ve sevaba dayanır. Esas olan imandır, takvadır, ibadettir. Böyle fitne ve fesat asrında, kalpteki Allah korkusu günahlara karşı en büyük bir silâh ve siper hükmündedir. Bu zamanda farzları yapan, büyük günahları terk eden kurtulur. Günümüzde işlenen ve yaygınlaşan büyük günahlar arasında, salih amelde ihlâsla muvaffak olmak pek zordur. Diğer yandan, az bir salih amel, böyle ağır şartlar altında, çok hükmündedir. Hem zaten Allah korkusu ile günahlardan uzak durmak, bir nevî salih amel işlemek gibidir. Çünkü bir günahı terk etmek vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere bedel sevaplar kazandırır. Özellikle böyle günahların sel gibi üzerimize hücum ettiği bir zamanda, yalnızca günahlardan korunmak suretiyle, yani az bir irade gösterip yüzlerce günahı terk etmek suretiyle, yüzlerce vacip işlenmiş olmaktadır. Madem, şimdiki sosyal hayatta her dakikada yüzlerce günahla karşı karşıya kalıyoruz. Elbette Allah korkusunu ve günahlardan sakınmak duygusunu kalbimizde taşıdığımız her an, yüzlerce sâlih amelin de kapısını çalmış olmaktayız.(1)

Günahlara karşı en büyük siper, tövbe ve istiğfar etmek ve günahlardan vazgeçmektir. Allah’a şirk koşmak hariç olmak üzere, büyük günahları işlemek imansızlıktan gelmediğinden; günah olduğunu inkâr etmedikçe büyük günah işleyen, iman dairesinden çıkıp mutlak küfre düşmüş olmaz.(2) Ta ki ümitsizliğe düşüp tövbeden vazgeçmesin. Ancak, her günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. Eğer işlenen bir günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, manevî küçük bir kurt gibi değil, belki manevî büyük bir yılan gibi kalbi ısırır. Çünkü günahlar kalbe işlemeye başladığı ve tövbe ile temizlenmediği takdirde, kalbi karartır. Kalbi kararmış ve günahlara alışmış bir kimse, korkusuzca günah işlemeye devam ederse kalbinin katılaşmasına ve iman nurunun çıkmasına neden olur.(3) Oysa tövbe ile günahlardan kurtulmaya bizi çağıran Allah’ın kitabıdır: “Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını affetmez. Bundan başka dilediğini affeder” (4) buyuran Kur’ân, bir diğer ayette, Allah’a sığınıldığı, günah itiraf edildiği ve pişman olunduğu sürece Allah’ın bütün günahları affedeceği şöyle müjdelenir: “De ki: Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş olan kullarım. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.” (5)

Kur’ân’ın emri büyük olduğu gibi, yasakladığı günahlar da büyüktür. Allah’a şirk koşmak (6), adam öldürmek (7), zina (8), içki ve kumar (9), anne ve babaya karşı gelip zulmetmek (10), yalancı şahitlik ve iftira etmek, (11) hırsızlık yapmak, (12) gıybet etmek ve sû-i zanda bulunmak, (13) livâta yapmak (14), fâiz yemek, (15) yetim hakkı gasbetmek, (16) ölü hayvan ve domuz eti yemek, (17) Kur’ân’da anılan ve önceliği olan günahlardır.

Allah Rasûlu, kul hakkı ile Allah hakkını birlikte anarak yedi büyük günahtan haber verir: “Büyük günahlar yedidir: Allah’a ortak koşmak, Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek, namuslu kimseye zina isnadında bulunmak, savaştan kaçmak, faiz yemek, yetim malı yemek, hicret ettikten sonra eski cahilliğine geri dönmek.” (18)

Allah Resulü (sav) bir diğer hadislerinde: “Büyük günahların en büyüklerinden bir kısmı şunlardır: Allah’a ortak koşmak, anne ve babaya asi olmak, yalan yere yemin etmek” (19) buyurur.

Günah hususunda, muhakkak bilmemiz ve sakınmamız gereken husus, Allah’ın yasakladığı şeylere yaklaşmamak, küçük veya büyük günahlara karşı Allah’a sığınmak, Kur’ân’da bildirilen günahları, günah olarak kabullenmek ve büyük-küçük hiçbir günahta ısrar etmeden tövbe ve istiğfar ile günahları terk etmektir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav): “Tövbe ve istiğfar edildiğinde büyük günah ‘büyük’ değil, ısrarla işlenmeye devam edildiğinde ise, küçük günah ‘küçük’ değildir” (20) buyurmuştur.

Güncel ve modern şirk: Laikliğin tanımını kasten yanlış yapanlar, din ve devlet işlerinin ayrılması, dindarların ve dinsizlerin birbirlerinin hayatına karışmaması ve çoğunluğun azınlığa baskı yapmaması şeklinde tanımlanması gerekirken, onu, dinsizce bir hayat tarzı sanarak millete dayatmağa kalkışmak…

Allah cümlemizi günahlardan ve fitnelerden korusun. Âmin.

DİPNOTLAR:

1- Kastamonu Lâhikası, s. 110. 2- Lem’alar, s. 80. 3- Lem’alar, s. 15. 4- Nisâ Sûresi, 4/116. 5- Zümer Sûresi, 39/53. 6- Şuarâ Sûresi, 26/213; Kasas Sûresi, 28/88. 7- Nisâ Sûresi, 4/92, 93; Mâide Sûresi, 5/32; İsrâ Sûresi, 17/33;. 8- Furkan Sûresi, 25/68-70. 9- Mâide Sûresi, 5/5; Nûr Sûresi, 24/2,4. 10- Mâide Sûresi, 5/90, 91. 11- İsrâ Sûresi, 17/23. 12- Bakara Sûresi, 2/283; Nisâ Sûresi, 4/135. 13- Mâide Sûresi, 5(38. 14- Nisâ Sûresi, 4/112. 15- A’râf Sûresi, 7/80, 81; Neml Sûresi, 27/54; Ankebût Sûresi, 29/28, 29. 16- Bakara Sûresi 2/188, 275. 17- Fecir Sûresi, 89/17; Mâûn Sûresi, 107/2. 18- Mâide Sûresi, 5/3.  19- Câmiü’s-Sağîr, 3/3065. 20- a.g.e., 2/1382 , a.g.e., 3/3416

www.hakimiyet.com