Yazdır

Ben Büyüdüm Öğretmenim…

Miniciktim, hastalıktan ve yaramazlıktan başımı kaldıramadığım yıllardı. Ağabeylerimden ablalarımdan görüp özenirdim.

 Gizlice çantalarını karıştırır, arada ya kalemlerini kaybeder, ya da cetvellerini kırardım. Kırmızı kalemle dudaklarımı boyardım, annem yıkarken hep homurdanırdı geçmeyince. Kalemlerimin ucunu hep kırardım, defterimi hep delerdim tüm gücümle yazmak için. Harflerimi beğenmen çok hoşuma giderdi. Yıldızlı beşi almak içindi bütün çabam. Bütün sözlerin emirdi ya, anne baba gibiydin öğretmenim işte.


Sonra biraz daha büyüdüm. Artık resmilerimi kendim yapmak daha çok hoşuma gidiyordu. Çizdiğim kızların eteklerini dışına taşırmadan boyamayı da sen öğrettin. Artık kelimeler kurabiliyor, hayata çokbilmiş cümleler yollayabiliyordum. Dedem hep “büyümüş de küçülmüş benim kızım” diyordu. Bense içimden sana milyonlarca teşekkür yolluyordum. Artık hayvanları da tanıyordum. Onları değil sadece, fasulyeyi, çileği, çiçekleri ağaçları… Hepsini hiç bıkıp usanmadan öğretmiştin. Kaç kez annemi isterim diye tutturmuştum. Ağlamıştım. Kaç kez diğer arkadaşlarımdan seni kıskanmıştım. Ödevlerimi bazen kendim yapıyordum bazen de sıkılıp anne babamdan birazcık yardım alıyordum. Ama sen anlıyordun benim yapmadığımı. Anlıyordun da arkadaşlarımın yanında söylemiyordun. Yüzümün kızarmasını sen öğrettin bana. Sayıları öğrendim sonra. Sonsuzdan gelip, sonsuza giden sayıları… Artık kardeşimle harçlıklarımızı kavga etmeden paylaşabiliyorduk. Artık ikimizde şekerlerimizi kavga etmeden yiyebiliyorduk. Artık kumbaramızdaki paralarımızı kendimiz biriktirebiliyor, dükkândan dondurmalarımızı kendimiz alabiliyorduk.


Ve ben gene biraz daha büyüdüm öğretmenim. Artık büyük hesaplarımı yapabiliyordum. Kendi geleceğimin hayalini kuruyordum. Kendi mesleğimi düşünebiliyordum. Bunu için de gene yanımda sen vardın öğretmenim. Geleceğimi kurarken, eti senin kemiği benim dedi annem babam. Sen etin peşinde olmadın ki hiç öğretmenim. Sen geleceğin peşinden koştun. Çiçeklerin olsun istedin. Geleceğe, her bahara açan, hazana solmayıp, kışa meydan okuyan çiçeklerin… Oldu da öğretmenim. İşte şimdi ben de onlardan biriyim. Senin öğrettiğin gibi, aldığım paranın hakkını vermeye çalışarak, onu hak ederek, kendi masamda, kendi işimin başındayım.


İşte böyle öğretmenim. Ben daha büyümeye devam ediyorum. Sevginle bize büyüklüğü, sevginle yaşamayı, yaşamla başa çıkmayı öğrettin. Söylemezsem içimde kalır, o yüzden seni üzeceğini bilsem de söylemeden geçemeyeceğim. Hani sınavlarda arada ya camdan dışarı bakar, ya da bize bir an bile olsa arkanı dönerdin ya, işte o zaman gözüm yandakini kâğıdına kayardı. Sonra utanır, korkardım. Bile bile kayardı gözüm, camdan bizi izliyor olma olasılığını bildiğimiz halde, ya da arkada gözün olduğunu söylediğin halde. Ben seninle böyle büyüdüm işte…

www.hakimiyet.com