Yazdır

Adile Sultan

Tarihimizi okumak benim için zevktir, çok keyif alırım. Savaşlarda kaybettiğimiz topraklar, yönetimdeki zafiyetler içimi burkar ama…

o ihtişamlı tarihi okurken gözümde canlandırdığım mekanlarda var olmak, yaşıyorcasına okumak bana büyük haz verir. Türk tarihinde kadınlar diğer tarihlere oranla daha başat rollerdedir. Ama büyük bir ustalıkta ikinci planda kalarak, birincil olmayı başarmışlardır. En keskin örneği verecek olursak Kanuninin eşi Hürrem Sultandır, tabi. Şu aralar bende bir merak oluştu. Türk tarihinde özellikle Osmanlı tarihindeki kadınlar ve hayatları. Ne yapmışlar, nasıl yaşamışlardı; onların yaşamı kafes arkası mıydı yoksa bin bir gece masalı mıydı …İlk baktığım kaynak, güvenilirliğinden emin olduğum Yılmaz Öztuna’nın Büyük Osmanlı Tarihi eseriydi Ötüken Yayınevi tarafından basılan 10 ciltlik bir eserdir. Her evde olması ve okunması gereken bir kaynak olduğu kanaatindeyim. Kaynakta, harem hayatının anlatıldığı bölümde ki ihtişam, dudak uçuklatacak cinsten. Bir düğün alayından bahsedilir ki kıyafetler, eğlenceler, takılar Osmanlının ihtişamını yansıtır. Çocukluğumuzda okuduğumuz hikâyelerdeki saray yaşantılarını ben abartı zannederdim, anladım ki az bile mübalağa edilmiş. Velhasıl sayfaları su içer gibi kana kana okudum. Kişilerden kesitler verilirken bir tartışma ortamında Sultan Abdülmecid’e erkek olsaydım şimdi ben padişahtım deme cüretini gösteren, o cüretti gösterecek kadar kendinden emin, karşı tarafın saygısını kazanan sultan dikkatimi çekti. Bu Sultan ayrıca yeğeni II.Abdülhamid tarafından da saygı görmüş, Padişahın karşısına alıp sohbet ettiği, istişare ettiği tek bayan olarak da hareme mührünü vurmuştur. Ayrıca o devirde Osmanlıya kök söktüren Kavalalı ailesinin kadınlarına, otoritesiyle el pençe durduran, etek öptürende yine ADİLE SULTAN’ dır. Kimdir Adile Sultan diye soracak olursanız.Adile Sultan 1825 yılında, İstanbul'da, Sultan 2. Mahmut ile eşlerinden Zernigar Sultan'ın kızı olarak dünyaya geldi. Babası Sultan 2. Mahmut sanatçı kişiliği ile öne çıkmış, özellikle hat ve musiki ile yakından ilgilenmiş bir padişahtı. Sultan İkinci Mahmud, kızı Adile Sultanı çocukları yaşamayan başkadın Nevfidan Kadına büyütmek üzere verdi. O da Adile Sultanı kendi evladı gibi büyütüp yetiştirdi. Mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Tam anlamıyla harem eğitiminden geçti. Daha sonra da Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa ile evlenmiştir. Mehmet Ali Paşa daha sonra sadrazam olacak, ama çiftin mutlu evliliği ciddi kayıplarla yüzleşecektir. Öncelikle üç çocuklarını kaybederler, daha sonra Mehmet Ali Paşa ölür, son olarak da genç kızı Hayriye Sultan vefat eder. Ölümlerle sarsılan Adile Sultan yoğun bir kedere gömülür, Nakşibendi tarikatına girer. 1898'de vefat eder. Türbesi İstanbul Eyüp'te, Bostan İskelesi yakınındadır. Döneminin ünlü kadın şairleri Leyla ve Fıtnat hanımlardan yetenek ve teknik bakımdan daha az başarılı sayılsa da Adile Sultan özellikle Osmanlı tarihine tuttuğu ışık nedeniyle önemlidir. Çocuklarının ve eşinin arkasından hissettiği hüznü çeşitli şiirlerinde yoğun bir biçimde işlemiştir. Aruzun yanı sıra hece vezniyle (ölçüsü) de şiirler yazmıştır. Şiirlerinde Yunus Emre, Fuzuli ve Şeyh Galip gibi ünlü şairlerin etkisini görmek mümkündür. Şiirleri 1996'da "Adile Sultan Divanı" ismiyle yayımlanmıştır. Babası, annesi, kardeşleri ve çevresi hakkında yazdıkları dönemin saray erkanının ve yönetiminin anlaşılmasına yardımcı olur. Bunun dışında Adile Sultan'ın önemli bir vasfı da Osmanlı hanedanından Divan tertip etmiş tek kadın şair olmasıdır. Hayatında bir dönüm noktası teşkil eden kayıplarının etkisini şiirlerinde görmek mümkündür; Adile Sultan,yetmiş üç sene yaşadı ve bu süre zarfında, İkinci Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz, Beşinci Murad ve İkinci Abdülhamid’in saltanatını gördü. Adile Sultanın bu mısraları Sultan Abdülaziz Hanın intihar etmeyip, öldürüldüğüne dair nice vesika yanısıra kıymetli bir şehadettir. Adile Sultanın basılmamış olan Divan’ının yazma nüshaları Üniversite ve Topkapı Sarayı Kütüphanelerinde mevcuttur. Atası Kanuni Sultan Süleyman Hanın şiirlerini, Divan-ı Muhibbi adıyla, ilk defa yayınlanmasını sağlamıştır.

Nasıl yanmam ki ben oldu olanlar Şah-ı devrana,
Bilinmez oldu hali, kıydılar ol zıll-ı Yezdana.

Cihan matem tutup kan ağlasın Abdülaziz Hana,
Meded Allah mübarek cismi boyandı kızıl kana.

Nasıl hemşiresi bu Adile yanmaz o Hakana,
Ki kıydı bunca zalimler karındaş-ı cihanbana

Rıza virmezdi adl ü şefkati zulm-i müşirana
Bütün nar-ı firakı saldı kalb-i ehl-i imana.

www.hakimiyet.com