Yürü be koçum.Kim tutar sizi. Yapın yapabildiğinizi helal(!) olsun size. Bir duble rakıya bırakıverdik koskoca benliğimizi..
Bütün dünya görmüştür artık ne kadar aydınlığımızı. İlkellikten dem vuranların yine elleri boş kaldı, ilkel bir gençliğe umut bağlayanlar artık hayallerinizi başka bahara saklayın. Bırakın artık şu aydın(!) gençliğimizin üzerinde planlar kurmayı, gelecek kaygısı gütmeyi. Siz artık kaygılanmayın. Artık onlar çok sabahlara(!) gark oldular. Artık onların üzerine güneş doğdu bir kere. O güneşi(!) batırmaya kimsenin gücü yetmez.
Yürü be gencim.
Çağlar senden medet bekler. Umut denen varlık senin olduğun yerlerde kol geziyor. Gece artık kendinden utanır oldu.
Karanlıklar ışığından (senin) aydınlanmak için medet bekler. Yollar kendi üzerinden geçmen için okyanuslara köprü olmuş seni bekler. Okyanuslar hıncından sularıyla karaları dövüyor sen yoksun diye.
Yürü be aslanım.
Kim tutar seni. Ayda hayat varmış hepsi boş. Sen zaten hayatın içinde hatta hayatın ta kendisisin. Bilmem kaç tonluk melokul dünyaya çarpacakmış. Varsın çarpsın be. Dünyanın fiziği bozulacaksa bozulsun. Bozulmasa ne olur. Zaten sensiz bir dünya cansız bir bedendir.
Yürü be.
Benim gençliğim.
Senin bir gecede tükettiğinle yirmi aile bir ay geçimini sağlarmış, bilmem kaç tane aç çocuk doyurulur hayata döndürülür. Sen bunları düşünme. Bunları düşüneceksen benim aklımdan çıkarsın. Geceyi kendine güldürürsün. Aydınlık sarar etrafını sen engin denizlere değil okyanuslar sana açılır. Dünyaya çarpan melokulun ağırlığını ta yüreğinde hissedersin. Umut senin peşini bırakmaz. Ha hani sen geleceğin garantisisin ya inan bana bütün bunları yaparsan garanti süren dolar tün sigortaları attırırsın.
Sizde.
Sizde ey kendi önünü aydınlatmayan, aydınlıktan dem vurup da karanlığa gömülen aydınlar. Övünün artık eserinizle. Düşünmeyin artık minarenin yüksekliğini. Sizin öğrettiklerinizi okuyacaklar. Görgülü kuşlara aksettirdiğinizi enerjinizi korkmayın. Onlarda gördüğünü işleyecekler. Öyle ya görgülü kuşlar gördüğünü işler.
Amaaa.
Ama şunu da bilin ki; sarayın elindeki hazine halkın eline geçerse halkı yoldan çıkarır. Fakat. Halkın içindeki hazineler sarayın eline geçerse hem halkı hem de sarayı ihya eder, doğru yola iletir.
Siz devam edin. Neye mi? Sarayın hazinesini ele geçirmeye. Bizde halkın içindeki hazineyi aramayı sürdüreceğiz. Ama tek sorun; pisliği karıştırınca üzerimize sıçrıyor. Karıştırmasak da etrafı kirletiyor. Ya biz elbise yıkamaya razı olacağız. Ya da siz pis kokularla yaşamaya devam edeceksiniz.
www.hakimiyet.com