AK Parti için açılan davanın ana dayanağı; ”Anayasanın değiştirilemez hükümlerinden biri olan laikliğe karşı odak olma” iddiasıdır.
Bu iddia davanın ana temasını oluşturmaktadır. Bu mantıkla baktığımız zaman CHP ile ilgilide hemen bir dava açılması gerekir. Çünkü Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken sadece Laiklikten değil bunun yanında demokratiklikten, sosyal ve hukuk devleti olmaktan da bahsediliyor… ( MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.)
Nasıl AK Parti için “Laikliğe karşı odak olma” iddiası ile dava açılmışsa CHP için de, “Demokrat olmama” “demokrasiye olan güveni sarsma” iddiası ile dava açılmalı. Çünkü böyle bir davanın somut delilleri AKP’ninkinden daha net ve daha çok! Nasıl mı? Şöyle; Eğer CHP demokrat bir parti olsa, demokrasiden ve halktan yana tavırlar sergileseydi iktidara gelirdi.”İnançlara saygılı bir laikliği” savunsaydı dini konuda hassas insanların korkularını giderir ve kendisine yaklaşmasını sağlardı. 60 yıllık çok partili sistemimizde (1977 Ecevit’in kısa dönemi hariç) bir kere olsun tek başına iktidara gelemedi.
Gelir dağılımının bu kadar bozulduğu, işsizliğin bu kadar arttığı bir dönemde CHP’nin oyları yükselmiyor aksine iniyorsa suç ana muhalefetin mi yoksa halkın mı? Demokrasilerde suç halkta (seçmende) olamayacağına göre suç iktidara gelemeyen, iktidara gelmek için gerekli çalışmaları yapmayan CHP’dedir. Tembellik yaparak, halktan yana çözümler üretmeyerek, alternatif politikalar oluşturmayarak, iktidarı hep sağ partilere kaptırmıştır. Bu durum da demokrasinin normal çalışmasını engellemekle kalmamış aynı zamanda demokrasiye karşı duyulan güveni de sarsmıştır. CHP son seçimlerde basının, önemli kurum ve kişilerin desteğine rağmen iktidar partisinin yarısı kadar bile oy alamamıştır. Bu seçim sonucu da halkın bir kısmının iktidarı normal yollardan değiştirme umudunun kaybolmasına neden olmuş, dolayısı ile halkın demokrasiye olan bağlılığını zayıflatmıştır. CHP iktidara gelemediği ve böyle giderse de gelemeyeceği için laiklik konusunda aşırı duyarlı insanların (CHP ile laikliği özdeşleştirdikleri için) demokrasiye olan bağlılıkları zayıflatmaktadır
Benim gibi doğuştan emekçi insanlar Avrupa’da olsak soysal demokratlara oy veririz. Zaten Avrupa da ki “dindar” ve “milliyetçi” Türkler o ülkelerin sosyal demokratlarına oy veriyorlar. CHP niçin bizim oylarımızı alamıyor da bizi sağ ( kapitalist! ) partilerin kucağına itiyor? Geçenlerde CHP Konya milletvekili Sayın Atilla Kart’ın bir ilçemizde bir doktorun başı örtülü bir hasta ile münakaşasını meclise taşıyarak (yanlış anlamadıysam) hastayı haklı gören tavrını görünce çok şaşırdım ve çok sevindim. Ben beklerdim ki gerek yasaklar konusunda, gerekse bireysel haklar konusunda bütün CHP’liler böyle davransın. Keşke CHP’liler Yeniliğin, özgürlüğün, değişimin öncüsü marşandizi olsalar halkta onlara oy verse. Ama nerede? Sosyalist Enternasyonal bile AK Parti’yi kendilerine CHP den yakın buluyorlar. Bu işte bir garipliğin olduğunu CHP’liler de görmeli artık. (Tabi iktidara oynayan bir muhalefet anlayışı taşıyorlarsa)
Yukarıda dile getirdiğim görüşler muvacehesinde CHP hakkında da “demokrasi kuşunun iki kanadından birini temsil eden sol kanadı zayıflatması, sağ kanadın çok çalışması neticesinde ülkenin sürekli sağa giderek demokrasi rotasından çıkması tehlikesine neden olmak” suçundan dava açılmalı.
www.hakimiyet.com