Yazdır

Konya’dan Adam Çıkar

Yıllardır Konya’nın gelişimi ve Konya’nın sahip olduğu güzellikleri ve Konya’nın Türkiye ve dünyadaki önemi üzerinde çok şeyler anlattık ve anlatmaya devam edeceğiz. Çeşitli dost ve tanıdık sohbetlerinde sık sık Konya’dan adam çıkmaz, bunu Konyalı yapar gibi tariz ve hicivlere pek sıkça karşılaşırız.

Bizde deriz ki, e.. kardeşim Mevlana var ya ondan iyisini mi bulacaksın? Diye cevap veririz de muhataplarımız Mevlana’dan başka doğru dürüst şöyle adı şanı belli bir adamınız var mı kardeşim? Diye karşı cevap verirler. Yıllardır siyasi. Ekonomik, spor ve sanat, bilim alanlarında isim yapmış, insanlığa ve toplumumuza örnek olmuş çok da tanınan böyle birinin varlığından habersiz de ondan.

 Evet öyle bir insan var. Eski Yargıtay Başkanı şimdi Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk. Sami bey Konya’nın yetiştirdiği değil, Türkiye’nin son zamanlarda yetiştirdiği nadir devlet adamı, hukuk adamı, düşünür, yazar, hatip ve en önemlisi insani yanları ağır basan günümüzün en önemli şahsiyetlerinden biridir.

Onu geçmişte Cumhuriyet Gazetesinde hukukla cumhuriyetle, demokrasi ile yazılarını okur ve böyle bu gazetede onun görüşleri ve önerileri için nasılda müsaade ediyorlar diye hayıflanırdım.

Sami beyi bazen bir açılış konuşmasında kimsenin cesaret edemediği görüş ve düşünceleri dile getiren, ufuk açıcı konuşmalar irat eden, devlet ve hükümet adamlarına, mesleğe yeni giren hukuk adamlarına yol gösteren, rehberlik eden bir büyük  abi gibi görebildiğimiz gibi , bazen de bir kitabı Didik didik eden  hevesli bir öğrenciden daha fazla zaman ve emek verirken de görebilirsiniz.

Bazen de bir karar için en olması gereken hükümleri didik ederken bundan insan için neler çıkar?  İnsanı ve insanlığın selameti için neler olabilirE endişe ve tasası içinde görürüz.

   

      Bir televizyon programında serdettiği düşünce ve fikirler ekrandaki ve stüdyodaki dinleyicileri ve sunucuyu derin derin düşünmeye davet ederken hiçbir zaman kırıcı olmamaya,sen/siz beni anlamadınız basitliğine yönelivermez,tekrar tekrar olayı çeşitlendirerek açıklamaya daha anlaşılır bir dil kullanmaya çabalarken görürsünüz.. Tıpkı Mevlana Celaleddin-i Rumi hemşerisi gibi.

O, aynı zamanda Türk diline de sahip çıkar. Çıkar çünkü, dertlerini, dileklerini, meramını insanoğlu dille anlatır.  Eğer bu dil de bir bozulma ve yetersizlik varsa, o kişinin eşya ve olayları sunmadaki başarısı yetersiz olacağından tam anlamıyla bir hüküm icra edilemez.  Sami bey bu toprakların değerini herkesten iyi bilir.

Ekecek toprağın çok az olduğu Torosların bağrından çıkarak ülkenin en önemli kurumlarının başına başkan olmanın ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu ve buna mukabil ne kadar onur verici bir tutum olduğunu her zaman sitayişle anlatır. Ve bundan dolayı halkını ve ülkesini her şeyden çok sever.

Onun yaşındaki amcalar evde sedirde uyuklarken o, bir gece yarısı yurttaşlarına doğruları anlatmanın hazzını yaşar, katılımların az olmasına aldırış etmeden. Umut verir, geleceğe dair. Akıl verir, verdiği akıldan nemalanmadan. Arkadaşlarını hiç karamaz, onlardan övgü ile söz eder, sıfatlarından hiç rahatsızlık duymaz.

Ben duygusunu aşmıştır. Yurtdışı seyahatleri dolu dolu geçirir.  O ülkenin entelektüelleri ile tanışır dünya sorunlarını onların penceresinden nasıl baktıklarına bizzat şahit olur ve doldurma bilgilere itibar etmez.  Samibey böylesi örnek bir şahsiyettir. Sami beyi övmek için bu yazıyı yazmadım. Gerçekten kendisini takip ediyordum.Konyalı olduğunu öğrenince sevgim kat be kat arttı.Konyadan adam çıkmaz diyenlere Sami bey var ya diyorum. Sami hocam,ömrünü uzun,sağlığını daim etsin Rabbim.

www.hakimiyet.com