Yazdır

Oku Düşün Yaz

Konya’mızın seçkin okullarından biri olan Mareşal Mustafa Kemal İlköğretim Okulunda öğrencilerle okuma yazma ve kitap konusunda söyleşi yapmak için karşı karşıyaydım.

Yazarlarla söyleşi ve imza günü ilk değilmiş öğrendiğim kadarıyla. Son da olmayacağını analdım. Bu konuda okul idaresinin gayretini gördüm. Okuma kampanyalarının hedefine ulaşması için okullara büyük görev düştüğünün, okullarla okuma alışkanlığının yaygınlaşacağının inancıyla hareket ediyorlar.

Öğrencileriyle buluşmamın verdiği heyecanı anlatmanın kolay olmadığının farkındayım.

Öğrenciler karşısında kitapları yayımlanmış bir yazarı bulunca soracak onlarca soruların olduğunun farkında bir şekilde soru yağmuruna tutulduğumu söyleyebilirim.

Parlayan zekâ ışıltısı gözlerdeki mutluluğun verdiği moral ile onların her sordukları soruya cevap yetiştirmeye ve onların anlayacağı şekilde konuşmaya gayret gösterdim.

Nice öykü ve şiir yazan öğrencilere bakarken, gelecekte Konya’nın ve belki de ülkenin yazarlarına, şairlerine bakmanın dayanılmaz güzelliğini yaşadım. Doygunluktu belki de yaşadıklarım. Onlarca defa öğrencilerle konuştum. Bu defa biraz daha farklıydı sanki. Belki de farklılığı, küçücük çocuklardan gelen büyük sorulardı.

Yazarlığın ne olduğunu, neden yazar olmaları gerektiğini, bunun için neler yapmaları gerektiğini, okumanın anlamından neler okumamız gerektiğine kadar sorular sorular sorular…

Geleceğin büyüklerine yapmaları gerekenleri özetliyorum:

“Ben öğretmenim. Yazarlık meslek değil benim için. Sadece hobi. Neden yazdığımı sorarsanız eğer; çocukları çok severim. Onlara iyiyi doğruyu ve güzeli göstermek, anlatmak ve faydalı olmak için yazıyorum. 2000 yılında Bir Kucak Sevgi isimli öykü kitabımla başladı serüven. Bizi anlatan bize yabancı olmayan, okuduğunuz zaman anlayacağınız yalınlıkta, size güzel konuşmayı, güzel düşünmeyi, güzel yamayı ve Türkçeyi iyi kullanan kitapları yazmaya çalışıyorum. Çocukların dünyasında yelken açan kitapları öneriyorum.

Önce kendimiz iyi olmak zorundayız. Okumada iyi olma, düşüncede iyi olmak, yazma da iyi olmak. Başkalarına saygılı, dinlemesini bilen, sevgi dolu bir hayat.

Çocukluğumda ben yazarlığın ne olduğunu bilmiyordum ki. Onları farklı yerlerde yaşar diye düşünürdüm. Bizim gibi olmadıklarını sanırdım. Ben küçükken öğretmen olmak istedim. Bir hedefim vardı: Öğretmenlik. Sonunda öğretmen oldum. Çok mutluyum. Hedefime ulaştım. Siz de hedef koymalısınız önünüze. Başarmak için de sürekli ve düzenli çalışmalısınız. Çok okumak gerekiyor. Bilgi birikimini artınca sonra kendiliğinden yazmaya başlıyorsunuz.

Çocukları çok önemsiyorum. Çocukları çok seviyorum. Onları yanlışı yapmalarını, üzülmelerini istemiyorum. Onların kendi özümüzden, kültürümüzden kopmalarını istemiyorum. Onlara iyiyi doğruyu güzeli göstermek için yazıyorum.

Okumak, sizdeki birikimi, kültürü artıracak ufkunuzu açacaktır. Bunun için diyorum ki: Oku, oku, oku, oku, düşün, yaz…”

Not: Okul Müdürü Ertan Dündar’ın il dışında olmasına rağmen kitap ve okuma yazma konusundaki hassasiyetini, birkaç kez telefonla arayıp ilgilenmesi ve konuya verdiği ehemmiyetin açıkça ortaya koymasının ifadesiydi.

Mustafa Sakarya ve diğer idareci arkadaşlar programın gerçekleşmesi için büyük gayretleri oldu.

Kütüphane kolu öğretmeni Ömer Çelik programın düzenli bir şekilde geçmesini sağlama noktasında büyük çabası vardı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

www.hakimiyet.com