Belki sağlıkla ilgili yüzlerce, binlerce kere yazılıp çizilmiştir. Atalarımızın her sözü mutlaka birbirinden değerli, ama “Başına gelmeyen bilmez” sözünün ne denli isabetli olduğunu bir kez de ben vurgulamak isterim.
On onbeş günden bu yana, eşimin sağlık sorunuyla ilgilenmekteyim. Şükür, şimdilik atlattı atlatmasına da, hastane köşelerinde sağlığını yeniden elde etmeye çalışan bir dolu insan var. Bu insanların, çoğunluğu da gerçekten hasta. Şifa bulmak adına, o poliklinik senin, bu poliklinik benim gezinip duruyorlar.
İnsan, bu durumu görünce gerçekten üzülüyor.
Geçtiğimiz hafta, hepinizin bildiği gibi Adana’da bir sağlık skandalı yaşandı. 230 YTL verilmedi diye, masum bir çocuk göz göre göre ateşe atıldı. Tüm Türkiye’nin ibretle izlediği bu olay karşısında, bir doktor çocuğun yanından gülerek geçip gidiyordu.
İnanın, içim “Cız” etti. Zaten böyle bir olayı gören hangi aklı başında insanın yüreği sızlamaz ki? Bu sorun belki sonradan aşıldı aşılmasına da, bizlerde derin yaralar ve düşünceler bırakarak aşıldı.
Eğer insansanız gerçekten, ister istemez üzülüyorsunuz.
Öte yandan, sabahtan akşama kadar derdine derman bulmak için kıvranan hastalar, yeri geliyor ertesi gün, hatta daha ertesi gün ancak sıra bulabiliyor. Şifa bulabiliyor mu derseniz, orasını da ancak hastalar ve hekimler bilir.
Başta da dediğim gibi önemli olan sağlık. Cihan padişahı
Kanuni Sultan Süleyman’ın şu dizeleri, sağlığın önemini zaten açıkça ortaya
koyuyor:
“Halk içinde muteber bir nesne yok,
devlet gibi
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi”
Bilmiyorum başka söze hacet var mı?
Bir saat operasyon, üç saat bürokrasi
Türkiye’nin ezeli ve ebedi derdi olan bürokrasiden, anlaşılan kurtuluş yok. Bunu durup dururken söylemiyorum, yaşadığım olaylar söyletiyor. Eşimin Meram Tıp Fakültesi’nden çıkış işlemlerini yapacağız. Bizi, işlemlerin yapıldığı odaya gönderdiler.
Odada üç memure, zaten suratlarından düşen bin parça. Birisine “Bizim dosya” diyecek oluyoruz, surat savat “Sıraya geç” diyor. Çaresiz sıraya geçiyoruz, orada yine yüzü hiç gülmeyen başka bir memure kaplumbağa misali işlem yapıyor. Ayaklarımıza kara sular inmiş bir vaziyette iken, dosyayı tamamlayıp bu kez yan taraftaki memureye gönderiyor.
Bir saate yakın zaman beklemişiz, haydiii bir yarım saat de hanımefendi bekletiyor. Sonra, öğle tatiline beş dakika kala doktora imza için gönderiyor. İmzadan geliyorsun, bir de bakıyorsun kimse yerinde yok. Yemeğe gitmişler, başlarındaki daha da ters bayan vatandaşı azarlıyor, “Öğle yemeğindeyiz, saat 1’de gelin”
Hepsine eyvallah ama, tüm işlemleri bitirmişsin ve sadece sağlık karnesini alıp gideceksin. Tamamlanmış dosyayı memureye uzatıyorsun, ters ters bakıyor ve bir kez daha “Sıraya geç” emri veriyor. Oysa, yapacağı iş sadece ve sadece dosyayı alıp sağlık karnesini teslim etmek.
Eşimin ameliyat süresi 60 dakika, işlem yaptırmak 180 dakika.
Bir başka deyişle operasyon bir saat, bürokrasi üç saat…
Hangi işlem daha önemli, siz karar verin!
Pazara kadar dostluklar
Ünlü filozof Diyojen’in gündüz vakti elinde fenerle gezerken, “Bu hal ne” diyenlere verdiği “Adam arıyorum” cevabı çoğumuza hikâye gibi gelir değil mi? Oysa, bizim henüz çözemediğimiz bir olayı, adam asırlar öncesinde çözmüş.
Adam gibi adam olabilmek, dostluk kavramının ne olduğunu gösterebilmek tarihin tozlu sayfalarında ya da kitaplarda falan kalmış. Çıkar ilişkilerinin dışına çıkamayan dostluklar, sizce nasıl bir dostluktur?
Lâfla peynir gemisinin yürüyemeyeceği gibi, “Ben senin dostunum” demekle veya “Başın sıkıştığında yanındayım” diyerek, en gerekli olduğu zaman ortalardan kayboluyorsa bir insan, sizce ne kadar dost olabilir?
Geçtiğimiz hafta da altını çizmiştim. Gerçek anlamda dost olanları, bu sözlerimden bir kez daha tenzih ediyorum. Ancak sayıları öylesine az ki, neredeyse parmakla gösterilecek kadar. Diğerleri ise, yüzünüze gülüp arkanızdan sövecek kadar dosttur.
Son günlerden yaşadıklarımdan anladığım kadarıyla, üzülerek söylüyorum.
Dostluklar, ne yazık ki mezara kadar değil pazara kadarmış…
Ne olur, gerçek dostlar bu sözümü üzerine alınmasın.
Onlar, zaten kendilerini bilirler.
www.hakimiyet.com