Hafta sonu, bir grup gazeteci-yazar arkadaşımızla birlikte, Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş’de gezi ve incelemelerde bulunduk. Bizi davet etme nezaketinde bulunan Genel Müdür Sayın Mehmet Arkan Bey’e şahsım ve geziye katılan arkadaşlarım adına teşekkürler ediyorum. Kendisini ehl-i hizmetten sayar, gerek çalışkan vasfı gerekse mütavazı kişiliğiyle uzun yıllardır yakından tanır ve bir hemşehrimiz olarak gurur duyarım.
Özelleştirme kapsamındaki Eti Alüminyum A.Ş., 29 Temmuz 2005 tarihinde Cengiz Holding bünyesine katıldı ve fabrikanın özelleştirme serüveni bir hayli sancılı geçti. Danıştay 13. Dairesinin, Eti Alüminyum A.Ş’nin özelleştirilmesi kararını iptal etmesiyle ilgili süreç ise devam ediyor.
Bu ziyaretimiz, özelleştirmenin vatana millete hayrını anlayabilmek için işletmeleri muhakkak surette bizzat yerinde görmenin, yönetici ve çalışanları dinlemenin ne kadar elzem olduğunu anlamaya yeterli geldi. Ezcümle, ortaya çıkan kesin sonuç şudur:
Özelleştirme olmasaydı, Türkiye’nin bu nadir özelliklere sahip devasa işletmesi bir süre sonra özellikle personel giderleri yüzünden zaten kendiliğinden kapanacak ve sahipsizlikten çürüyüp gidecekti. Özelleştirme öncesi son beş yılda 108 trilyon lira zarar eden işletmenin yeni sahibi Cengiz Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz’in basına yansıyan; “Tesislerin bu durumda olduğunu bilseydim almazdım. Bütün birimlerin modernizasyonu büyük harcamaları beraberinde getirecek” şeklindeki açıklaması, devletin aslında bu satıştan ciddi kâr ettiğini ortaya koyuyor. 305 milyon dolara satılan tesis için yaklaşık olarak 200 milyon dolarlık aciliyet kesbeden yatırıma başlanmış durumda. Toplam yatırım tutarı bu rakamın muhtemelen iki katı olacak. Şimdi birkaç başlık halinde özelleştirme idaresinin bu satıştan elde ettiklerine bir bakalım:
Giderek zarar eden bir şirketi özelleştirme ile satmış.
Kimselere yar olmayacak bir işletmeyi çürümekten kurtarmaya vesile olmuş.
Hazineye para girişi sağlamış.
Yeni sahibinden vergi almaya başlamış.
Üstelik tesislerin yerli bir holding elinde bulunuyor olması da diğer bir nimettir. Özelleştirme sonrası kadrolu personel sayısı 2600’den 1500’e indirilmiş. Buna ilaveten 500 de taşeron işçisi çalışıyor. Bir kişinin çalışmasının yeterli olduğu birimlerde bir yığın insanın iş üretmediği gerçeğine bakarak, tesislerin özelleştirilmesine karşı olanların gerekçelerini anlayabiliyorsunuz. Muhalefet partisinin malum vekili ile ilgili sendikanın açıklamalarını kısaca “şov yapmak” şeklinde görmek mümkün.
Biz rahatına düşkün milletizdir. Sabah yatsak, akşam kalksak, canımız sıkıldığında işten kaçmak için rapor alsak, mümkünse az çalışsak, çok tatiller yapsak… Devletin sahip olduğu tesislerin sürekli zararı, esasen eğitim sorunlarımızla ilgilidir. İnsanlara vicdanlarını dinlemeyi öğretmezseniz işyerlerinde her şeyi mübah sayar hale gelirler. Özel sektörde sıkar öyle iş gevşetmeler, yan çizmeler. Ben kişisel olarak “hizmetin satın alınması gerektiğine” ve “iş disiplininin sürekliliğine” inanırım. Bu hususta söylenecek söz çok ama yerimiz azdır.
Tekrar konumuza dönecek olursak;
Seydişehir Eti Alüminyum’da neler modernize edilmiş, neler modernize aşamasında ve neler yapılacak sorusunun cevabını Mehmet Bey’e bırakalım:
Dökümhanede 20 milyon dolarlık yatırım tamamlanmış durumda. Modernizasyonu tamamlanmış. Bloklar halindeki alüminyumun kullanılabilir halini yerinde gördük.
Alümina üretim maliyetini en aza indirmek için planlanan yeni Buhar Santralinde çalışmalar devam ediyor. 40-50 milyon dolarlık bir maliyeti ifade diyor bu.
Sıcak Hadde yaklaşık 15 milyon euro civarında bir yatırımı ifade ediyor. Yapımına başlanacak.
Elektroliz biriminde öngörülen bütçenin kesin olmamakla birlikte 40-50 milyon doları bulması bekleniyor. 248 elektroliz hücresi mevcut ve buradaki üretim alanında toz dumanı ortadan kaldıran tedbirler alınmış durumda.
Alümina’da aynı şekilde modernizasyon gideri 40-50 milyon dolar civarında bir gideri ifade ediyor.
Bayavşar’daki düşük kalorili kömür yataklarını satın alan şirket, buhar ihtiyacının ucuza gelmesini planlıyor.
Bunların dışında fabrika sahasını mezbelelikten kurtaran çevre düzenlemeleri, yeşil alanlar ve mavi renkli bina giydirmeleri çok hoşumuza gitti. Gezi boyunca bize eşlik edip değerli bilgiler veren Mühendis Bülent Karaoğlu, üretim sahası ile çevre birlikteliğine çok öncelik verdiklerini ve zaman içerisinde bütün alanın örnek olacağını belirtti.
Toplam 35 milyon ton rezerve sahip yedi maden sahasından en yenisi Morçukur ve Seydişehir’in turistik Tınaztepe Mağarasındaki gezimizin ardından, zaman içerisinde tesislerde çok güzel işler yapılacağına olan inancımızla Konya’ya yeni bilgilerle döndük.
Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş. yönetici ve çalışanlarını yürekten tebrik ediyor, teşekkürlerimi iletiyor ve başarılar diliyorum.
www.hakimiyet.com