Bizlerden önce bu âleme pek çok insan imtihan için geldiler, bir süre kaldılar ve gittiler.
Şimdi sıra bizlere geldi. Biz de geldik, kaldık ve kalacaklar ve gideceklerdir. Dünyaya gelip te gitmeyecek, yani bu geçici alemde ve ebedi olarak kalacak olan hiçbir kimse yoktur.
Mübarek ağızlarından çıkan her sözleri, her konuşmaları ve her hutbeleri, insanlara yol gösterici, hakka götürücü, cennete vasıl edici ve haramlardan sakındırıcı özellik arzeden ins ve cinin peygamberi Hazreti Muhammed (SAV) efendimizi gayet iyi anlamak, O’nun hayatını kendi hayatımızdan çok daha iyi bilmek ve sünnetlerine dört elle sarılmak her Müslüman’ın en önemli vazifeleri arasında ve hem de ilk sıralarda yer almalıdır.
Peygamberimizin her sözü mutlak surette bir ayetin açıklığa kavuşmasına veya Cenab-ı Allah’tan almış olduğu manevi bir ilhama dayanır. O, kendinden konuşmaz. Meselenin özü ve özeti böyle olunca Allah Resulü’nün hutbeleri ve her çeşit sünnetleri bir rehber, bir kılavuz ve manevi bin mesaj özelliği taşır. Bu mesaja her zaman, her yerde ve her halükârda Müslümanlar, hatta bütün insanlık alemi olarak dikkat etmek, onlardan yararlanmak, dünya ve özellikle de ebedi olan ahiret saadet ve selametine nail olabilmek için efendimizin hutbelerine ve sünnetlerine son derece riayet etmek lazımdır. Her türlü maddi ve manevi bunalımlardan kurtulmanın, karanlıktan aydınlığa, zulmetten nura kavuşmanın altında yatan en önemli gerçek budur. Zaman geçirmeden bu gerçeği kavramak lazımdır.
Peygamber (SAV) efendimiz, her önemli olay karşısında veya Sahabe-i kiram hazretleri arasında görmüş olduğu bir yanlışı düzeltmek, hatayı tashih etmek, yahutta İslami manada bilgi vermek, günün hadiselerine parmak basarak Müslümanları aydınlatmak için sık sık hutbe iradederlerdi. Onun için dinimizde Peygamber Efendimizin hutbeleri çok önemli bir yer tutmaktadır.
Müslümanlar olarak, hakka ve hakikate hulusi kalp ile inanmış insanlar olarak dünyanın bir ekin tarlası olduğunu düşünmemiz ve bu tarlaya ne ekersek kıyamette onu elde edeceğimizi tefekkür etmemiz lazımdır. Hasadının hayırlı, verimli ve güzel olmasını isteyenler dünya hayatında her zaman gerekli hassasiyeti göstermelidir. Şer bir tohumdan hayırlı bir netice elde etmek mümkün değildir. O halde her işimiz, her amelimiz ve her icraatımız hayra yönelik, İslami emirleri yerine getirmeye yasaklardan da uzak kalmaya müteveccih olmalıdır. Dünya hayatını güzel amellerle süsleyen insanların ebedi hayatı saadet ve selamet üzere geçer.
Bu hakikatten ve bu mutlak gerçekten gafil olanlar, kendilerini çok kısa ve geçici olan dünya hayatının debdebesine kaptıranlar, sanki hiç ölmeyecekmiş, o daracık toprak eve girmeyecekmiş, yaptıklarından sorguya-suale çekilmeyecekmiş gibi bir yaşantıyı benimseyenler kendilerine yazık ettiklerini daha fazla zaman kaybetmeden ve ölüm yakasına yapışmadan çok önce akıllarını başlarına almalıdır. Hak ve hakikate giden kurtuluş yolunun müdavimi onlara ne mutlu! (son)
www.hakimiyet.com