Son bir haftadan beri Türkiye; bir mayısla ilgili kimileri leyhte, kimileri de aleyhte konuşuyor, yazıyor çok yönlü ifadelere tanık oluyor. Toplumlar ve milletler kanunlarla, yönetmeliklerle ve devlet temsilcilerinin talimatlarıyla idare edilirler.
Birileri de çıkıp da devlete karşı gelirse, hükümetin emirlerini hiçe sayarsa, “Ben kendi başıma buyruğum” havasına girerse işte öyle hallerde, öyle ortamlarda devletin asayiş güçleri devreye girer. Geçtiğimiz 1 Mayıs öncesinde ve sonrasında ülkemizde böylesine vahim bir gerginlik yaşamış olduk.
Bazı işçi kuruluşu sendikalar ve onların malum zihniyet sahibi yöneticileri; vilayetçe ve hükümetçe yasaklanmış olan bir meydanda ve illada orada bir mayısı kutlayacağız diye diretmesi ve dayatması bazı üzücü olayların yaşanmasına sebep olmuştur.
Bundan 31 yıl önce, yani 1977 yılında yapılan bir Mayıs kutlamalarında 34 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. O kanlı bir Mayıs’tan itibaren Taksim Meydanı her türlü gösterilere, mitinglere kapalı tutulmaktadır. Aradan kocaman bir otuz bir sene geçmesine ve sahibi olmasına rağmen bu yıl ki kadar işçi sendikalarından gergin bir ortam yaşanmamıştı. Hükümete karşı olduğunu her fırsatta sergileyen aşırı sol ve sosyalist görüş taraftarları ülkemizde bir kaosa her fırsatta yeşil ışık yakmaktadır.
Bayram; vurmak, kırmak, esnafı rahatsız etmek, devlete ve kanunlara karşı gelmek, ülkede huzursuzluğa sebep olmak, “İllada Taksim Meydanı” diye inadı bir tavır sergilemek ve devletin kolluk kuvvetleriyle kıyasıya çatışmaya girmek, çok sayıda maddi ve manevi zayiata yol açmak değildir. Birçok ülkede “İşçi Bayramı” olarak kabul edilen 1 Mayısı ruhuna ve manasına uygun bir şekilde kutlanması gerekirdi. Buna riayet etmeyen sendikalar, ülkemizde aşırı derecede bir gerginliğin yaşanmasına sebebiyet vermişlerdir.
Provakatif olayların çıkması kuvvetle muhtemel olan bir ortamda bütün kurumlar ve kuruluşlar devletin karşısında değil, safında yer almasını bilmelidir. Bu gerçeğe uyan, yasaklara riayet eden, devletten gelen uyarıları dikkate alan ve olaysız bir şekilde 1 Mayısı kutlayan sendikaları ve onların yöneticilerine canı gönülden kutluyorum.
Vilayetin valisi bir taraftan, öbür taraftan da ilgili bakanlar tarafından kutlama yeri olarak gösterilen meydanları kabul etmemek ve illa da Taksim Meydanı’nda ısrar etmek bir art niyet ve bir kasıt olarak değerlendirilmektedir.
Milletimiz ve ülkemiz kanunsuz yürüyüşlerden, toplantılar ve kutlamalardan zamanla büyük ölçüde zarar ve ziyan görmüştür. Devlet, hem bunları, hem de böylesine nazik ve herkesin dikkatli olması gerekli bir ortamda günlerce uyarı üstüne uyarı yapmasına rağmen bu ikazlara duyarsız kalmanın mantığını anlamakta güçlük çekmekteyiz.
Sendikacılık elbette kabadayılık ve yasalara karşı gelmek demek değildir. Bu hakikati bildikleri halde bazı sendikacıların kaba kuvvete tevessül etme girişimleri milletimizin büyük çoğunluğu tarafından yadırganmış ve asla tasvip görmemiştir.
www.hakimiyet.com