Yazdır

AK Parti felsefesine ters düşen AKP’liler

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluş ve bugüne kadar uygulama gerekçesinde milletimizi topyekun kucaklama, herkesin gönlüne girme ve yetmiş milyon vatandaşımıza aynı mesafede yakınlık gösterme gibi üstün meziyetlerin yattığı şaşmaz ve değişmez bir gerçektir.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın çeşitli toplantılarda veya miting meydanlarında kendileriyle görüşmek isteyen, hatta o kalabalığın içinde yüksek tonda eleştiri sınırlarını bile aşan kişileri yanına çağırarak onunla en makul şekilde konuşacak kadar halkaya yakın, millete yakın bir siyaset takip edişi hakikatini bir türlü kavrayamamış olan teşkilat mensupları vardır, milletvekilleri vardır ve belediye başkanları vardır.

Kendilerini başkanlık makamına getiren hemşerileriyle görüşmeden kaçan verdiği sözden cayan, randevu taleplerini hiçe sayan, kendi yakınları dışında kimselerle bir araya gelme, zaruri ihtiyaç ve dert sahiplerini dinleme gibi isteklere kapılarını hepten kapalı tutan, eski başkanların çok güzel ve yerinde bir geleneği olan halkımızla görüşme günlerini tamamen iptal eden belediye başkanı veya başkanları hem AK Parti’nin felsefesine, hem de parti genel başkanı Erdoğan’ın uygulamalarına ters düşmektedir.

Zaman olur bir gencin, bir yaşlının bir komşusunun, hatta bir çocuğun bile görüşme veya evlerinde çay içme tekliflerini dahi olumlu karşılayan, şayet zamanı müsait değilse onları tatlı sözle ikna eden bir partinin hem genel başkanı hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı; kendi partilileri, o partinin her türlü organları ile bakanları, milletvekilleri, özellikle de hemşerileriyle en çok ve en sıkı temas halinde bulunmaları icap eden belediye başkanları örnek almalı ve büyüklük kompleksi gibi zillete düşmekten uzak kalmalıdırlar.

Herhangi bir yere baş olmakla, bir makama getirilmekle iş bitmez. Esasında her türlü iş ondan sonra başlar. Halktan uzak kalmakla, herkese özellikle dar bir çevrenin dışındakilere tepeden bakmakla işlerin tamam olduğu zaafına kapılanlar hem kendilerine, hem de partilerine zarar ettiklerini an anladıkları iş işten çoktan geçmiş olabilir.

Adalet ve Kalkınma Partisi; bu kuruluşunun hemen birinci yılında tek başına iktidara gelmesinde, beş yıl sonra yapılan milletvekili genel seçimlerinden oyunu daha da artırarak ikinci kez tek başına iktidarı elinde tutmasındaki gerekçeleri ve siyasi felsefeyi, her AK Partili ve özellikle de AK Parti şemsiyesi altında göreve getirilmiş olan her siyaset adamı çok iyi anlayıp, doğru değerlendirmesi lazımdır.

“Sel gider kum kalır” gerçeği asla unutulmamalı ve akıldan da çıkarılmamalıdır. Atalarımız ayrıca: “Mahkeme, kadıya mülk değil” diye bir gerçeği dile getirmiştir. İşte bunların ışığı altında AK Parti çatısı altında göreve getirilmiş herkes hem hak ölçülere riayette, hem de partinin kuruluş gerekçesinde yer alan görüşlere uymakta herkes bir Erdoğan olma çaba ve gayretini halata geçirmelidir. Aksi tutumda olanlar ikaz edilmelidir.

www.hakimiyet.com