Geçtiğimiz 1 Mayıs günü İstanbul’un bazı semtlerindeki iş yerlerini adeta savaş meydanına çeviren, polisle çatışmaya giren, kaldırım taşlarını sökerek taşları düzenleyen, sopayla sapanla ve molotoflu, hatta bombalı girişimlerle devlet ve valilik tarafından yasaklanmış olan Taksim Meydanı’na girmek, orada 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlamak isteyen malum zihniyet sahipleri gelecek yılın 1 Mayısını, yasaklanan meydanda kutlamak için şimdiden inadi girişimlerini sürdürmektedirler.
Türk Milleti olarak bizim mazimizde, bizim şanlı geçmişimizde hem dini, hem de milli bayram günlerimiz vardır. Dini bayramlarımızdan olan Ramazan ve Kurban bayramlar, kardeşliğin, barışın, ziyaretleşmenin, büyüklerin ellerinin öpülüp hayır dualarının alınmasına en büyük ve en önemli vesile kabul edilir.
Milli bayramlarımız da milletçe birlik ve beraberlik içinde coşku ile kutlanır. Bu bayramlarda kavga ve gürültü, sağa-sola ve iş yerlerine saldırı yoktur. Güvenlik güçlerine karşı ters bir bakış değil, daima sevgi ve hürmet duyguları vardır. Bunların zıttı ve tersi uygulamalar bizim olan Türk Milletine mahsus olan bütün dini ve milli bayramların ruhuna ve manasına tamamen ters düşer.
Fakat işçi bayramı diye nitelendirilen 1 Mayıs; Türk Milletinin geçmişinde ne dini ve ne de milli günleriyle uzaktan-yakından ilgisi ve alakası yoktur. İşte bunun içindir ki çoğu kez 1 Mayıslarda ya kan dökülür ya silahlı sopalı kavgalı görülür, ya esnaflar, sanatkârlar ile iş çevreleri tedirgin edilir, cereyan eden olayları bastırmak için polis güç kullanmak zorunda kalır ve bütün bunlarla beraber devlete ve emniyet güçlerine karşı gelinir. Buna bayram denilir mi hiç?
İşte 1 Mayıslarda bunlar yaşanır. Ondan sonrada malum sol ve sosyalist sendikaların yöneticileri hükümeti sorumlu tutma girişiminde bulunurlar. Adamlar daha şimdiden bir yıl sonrasının Taksim Meydanı hesaplarını yapmakla meşguller.
Polisin sert davranmasından, tazyikli su ve biber gazı sıkmasından, işçileri coplamasından sürekli şikayet edenler meseleyi hep tek taraflı olarak ele almakta polise yapılan çirkin saldırılar asla gündeme getirilmemektedir. Polis, hem vilayet, hem de devlet tarafından yasaklanan meydanı korumakla mükelleftir.
Devletle inatlaşmak, emirlere ve talimatlara karşı gelmek, ülkemizin kolluk kuvvetleriyle çatışmaya girmek ve vatandaşları huzursuz bir ortama sürüklemek bizim hiçbir dini ve milli bayram günlerimizde yoktur.
Sendikalar ve onların yönetici kadrosunda bulunanlar 1 Mayısında hem işçilerimize, hem de milletimize yaraşır şekilde kavgadan, gürültüden, polis ile çatışmadan uzak bir bayram olması için gayret sarfetmeli, devletin kararları ve emirleri doğrultusunda kutlama gerçekleştirmelidirler. Bunlara uyulduğu taktirde hiç kimse en ufak yollu olsun zarar görmez 1 Mayısları milletimize yaraşır bir olgunluk, bir vakar içinde kutlamak her sendika yöneticisinin asli görevi olmalıdır.
www.hakimiyet.com