Mutabık kalmak… Toplumsal mutabakat…
Siyasiler tarafından sıkça dile getirilen bu cümleler son zamanlarda sanatçılar, aydınlar tarafından da dillendirilmeye başlandı.
Biz halk olarak birilerinin rotasına çok çabuk girebilen bir nesne(!)yiz ya!
Meğer bizim sanatçılarımız ne de marifetliymiş. Adamlar sanatı aşmış siyasete bile soyunmuşlar.
Malum
Geçenlerde Kadir İnanır ve Tarık Akan gibi hayatını sanata adamış insanlar ödül gecesinde konuşmuşlar.Tarık Akan: "Bugüne kadar Kadir arkadaşımla ben, dincilere faşistlere karşı, ülkenin adam gibi idare edilmesi için mücadelemizi verdik. Ama artık yaşlandık. Gelin hep beraber dinci, şeriatçı basına ve televizyonlara hayır diyelim ve çalışmayalım."derken Kadir İnanır ise; çalışma şartlarının ağırlığını vurgulayıp, "Tek başına tavır koymak doğru değil. Demokrasi, örgütlü toplumlardan geçer. Birbirimizle uğraşmaktan vazgeçelim, geleceğimizi düşünelim" diye konuştu.
Tabi açıklamalarına tek bir kelime etmiyoruz ama mümkünse bu açıklamalar sanat dalında olsun. Yani kendi branşlarında çünkü biz onları sanatçı olarak biliyoruz. Çalışma şartlarının ağırlığına sonuna kadar katılırım. Çünkü emek harcanılarak ortaya çıkarılan her eser küçümsenmemelidir. Kısacası emeğe saygı duymak gerekir.Emek üzerinden de toplum terziliği yapmanın bir anlamı olmasa gerekir…
Şimdiye kadar ülkemiz toplum mühendislerinden çok çekti. Son zamanlarda ise yeni toplum terzileri ortaya çıktı ki onlarda deyim yerindeyse doğmadık çocuğa don biçmeye başladılar.
Hani bu ülkede ikilik yaratmaya çalışanlar var ya. Türkiye, Malezya oluyor, mollalar Türkiye’ye indi şeriat geliyor vaveylası koparıp el altından cukka yapanları çok gördük. Sabah Gazetesi ve ATV’nin satışında yaşananları sıralamaya hiç gerek yok. Sırf yabancı sermaye girmesin de biz bu ihaleyi ucuza kapatalım düşüncesiyle Türkiye’de kriz var manşetleri yapmak hangi sınıfa girer acaba.
(Merak edenler Nazlı Ilıcak’ın bu konuyla ilgili yazısını okuyabilir.)
Malum sanatçılarımız cukka hesabında değilse önüne konulan metni mi okudular yoksa…
Bu ülkenin bakkala da ihtiyacı var çırağa da… Marangoz da olacak berber de. Sanatçısız zaten sanat ortaya çıkmaz. Ama büyük sanatçılarla kurulan Türkiye’mizi küçük hesaplar peşinde koşarak kaybetmeyelim.
CHP lideri Deniz Baykal bile bu işin farkında ki bilmeyerek de olsa AKP’yi övdü. Ne dedi; Çizdiğimiz hedefin birçoğuna ulaştık. Yeni hedefler çizerek daha ileriye götürmeliyiz ülkemizi.
Sizce de doğru ve güzel bir karar değil mi?
Elin adamı dört trilyona market belgeseli yapıyor. Bizim televizyon sanatçılarımız da bunların maliyetini düşürüp ülkemizi tanıtmak amaçlı güzel belgeseller yapmak yerine siyasetle uğraşıyorlar. Bakın birileri bu maliyeti hesapladı dört trilyona yapılan belgesel 50 bin dolara yapılabiliyormuş. Şimdi çok mu iyi oldu. Ne yani siyasilerde işi gücü bırakıp belgesel maliyeti mi çıkarsınlar.
Türkiye’de bir mantık vardır. Popüler bir siyasetçi olun aç kalmazsınız, seçilemezseniz ya köşe yazarı olursunuz ya da TV sanatçısı.
Malum sanatçılara benden bir uyarı; Valla mesleğinizi kaptırır aç kalırsınız.
benden söylemesi… (siz değilse de sizden sonrakiler)
Tamam…
Toplumsal mutabakatı sağlayalım ama…Bu mutabakat ülkemizi hakettiği konuma getirmek olsun. Sanatçısı, aydını, esnafı, siyasetçisi aynı rotada çalışıp hedefimize ulaşalım.Farklılıklar ise demokrasinin güzelliğidir.Yoksa farklı anlayışlar içerisine girip başkalarının potasında eriyip gitmeyelim…
www.hakimiyet.com