Yazdır

Bildiklerin Yanlış Olabilir

Gün geçmiyor ki, bildiğimiz, okuduğumuz tıbbi gerçekler olsun diğer bilimsel gerçekler olsun yanlışlığı ortaya çıkmasın.

Gün geçmiyor ki, yıllarca güvenip dayandığımız devlet adamları ve onların yakınları hakkında dedikodu çıkmasın.

Gün geçmiyor ki, masum olan çoğu huy ve davranışın arkasında başka başka gerçekler olsun.

Gün geçmiyor ki, yıllarca dost bildiğimiz insanlar küçük menfaatler karşılığında en sevdiği insanları satmasın,

Gün geçmiyor ki, çıkarı bozulan insanlar devlet, millet, hak hukuk tüm inandığı değerleri bir kalemde silip atmasın,

Gün geçmiyor ki, yeni yayınlanan bilgi ve belgeler birçok olayın arka planın farklı olduğunu ortaya koyuyor bunları izledikçe vay be deyip hayıflanıyoruz.

Gün geçmiyor ki, okuyup dinlediğimiz ilim erbabı geçinin insanların ne kadar da bize benzediklerin gözlemliyoruz.

Gün geçmiyor ki, yaşadığın, duyduğun, şahit olduğun olaylar öylesine zaman ve zemine müsaitmiş ki, bağımsız birer olay gibi düşünüyoruz.

Tüm bu yakınma ve sitemler kendimizle, bizim dışımızda olduğu kadar kendi iç dünyamızdaki yansımalarının birer dışa vurumudur da.

Sahip olduğumuz bilgi, görgü, ahlak kuralları  belli bir zümre ve sınıf tarafından zorla yada başka bir yöntemle kabul ettirilip benimsettirildiyse, tartışma ve taraf duygusu /taraf olmama halleri oluşmadıysa, kişi kendi yolunu ve tarzını benimsemediyse, hep kulaktan dolma bilgi ve kanaatlere sahipse bu durumlar kaçınılmazdır.

Bir diğer husus kişilerin  seçimlerinin sık sık aile, toplum ve diğer kural ve kaide koyucular tarafından eleştirilip, yine onların önünde kusurlu ve yetersiz ilan edilip mahkum edilmesi,iki yüzlü bir anlayış gelişmesine katkı yapıyor.

İnsanların kendi gelişimlerine kendilerinin karar vermeyip yaşamlarını başkalarına ödünç vermelerini de ekleyebiliriz.   Kişinin seçiminin olmayıp, başındaki her kimse onun adına da karar verici olması bildiklerimizin hep yanlış olmasına  neden oluyor.

 Evet bu ülkede 15 yaşında velisinin izni ile zorla evlendirilen ve yaşı 70 olmuş hala mutsuzluk yaşayan insanlar yok mu? Dolu...  Kanunlar bunu yazmıyor mu?

 

Bu ülkede anne ve babasının zoruyla okul ve meslek seçen kaç milyon kişi var. Bu ülkede başkasının seçimiyle hayatı yaşayan kaç milyon insan var?

Bildiklerin hep yanlış olabilir.  Yaşadıkların seni mutlu etmeyebilir. Okudukların seni yanlış yollara yönlendiriyor olabilir.  E bi de buna medya adını verdiğimiz sanal değer yargıları oluşturan, yalan yanlış kasıtlı yayın yapan,dedikodu üreten,başkasının yaşamlarını albenili gösteren, imrenme ve hayranlık duygusunu oluşturan,duygu ve düşünce sömürüsü yapan ama hiç problem çözmeyen yayınlar da eklenince bildiklerin pek ala yanlış olabilir. 

 

 Yaşam insanın kendisi için var.  Değilse bizler niye geliyoruz /getiriyoruz bu dünyaya.  İnsanı kendi olması için eğitmiyoruz.

Kendi benliğini bulması için eğitmiyoruz.  Hep bir şekilde bizim değerlerimizi benimsesin sonra ne yaparsa/yapacaksa bize danışsın istiyoruz.  Böyle olunca da yetişen insanımız hep başkasına bağımlı olarak yaşamaya başlıyor. Üretim, yok, icat yok yeni bir tarz yok. Kopyalanan, klonlanan yaşamlar hep ödünç olarak yeni jenerasyonlara aktarılıyor.  İki üç asırdır insanımız bu kısır döngü içinde kıvranıp duruyor.

www.hakimiyet.com