Gerçek manada ibret dersi alabilenler için musalla taşına getirilen her cenaze ve her tabut, geride kalan ve yaşamını devam ettiren insanlara çok şey söyler.
Namazı kılınmak, son yolculuğuna uğurlanmak için tabut adı verilen tahta sandık içinde musallaya konan bir din kardeşimizin cenazesi gerçek manada en büyük ve en önemli ve ibret dersi alınması gerekli olan çok ciddi bir hatiptir. Bu hatip susar ve vücut diliyle konuşmaz amma çok şey ifade eder.
Musalla taşına getirilen tabut içindeki cenaze erkek ise: “Er kişi” diye şayet o cenaze kadın ise: “Hatun kişi” diye niyet edilerek namazı kılınır. Bütün makam ve mevkileri artık geride kalır. Hiç kimse için ünvanı ve dünyadaki makamı ifade edilerek namazı kılınmaz. Askeri rütbelerin en yükseğine nail olan zevat ile bir onbaşının veya bir erinde cenaze namazına “er kişi” diye başlanır ve hepsinde aynı dualar okunur.
Yine her cenaze 7-8 metrelik bir kefene sarılır ve eşit şartlar altında daracık bir toprak eve konur. Artık ondan sonrası Allah (CC) ile kul arasında cereyan ede. Hiç kimse oraya karışamaz, müdahalede edemez.
Bir yakınımızın, bir dostumuzun, bir komşumuzun veya bir meslektaşımızın cenaze namazını kılmaya ve onu toprağa vermeye gittiğimizde bir gün bu işlerin mutlaka bizim de başımıza geleceğini düşünebiliyor, kendimizi ahvalimiz hakkında sorgulayabiliyor ve yakınımızın ölümünden gerekli ibret dersi alabiliyorsak hayat çizgimize yepyeni bir yön vermek kararlılığını göstermeliyiz.
Aksi halde tabuttan, teneşirden ve definden her hangi şekilde ibret alamıyor, bunu fazla umursamıyor, ölüm bana daha çok uzak gibi yanlış bir görüş ve karardan kendimizi bir türlü kurtaramıyor isek hem dünyamızı, hem de ebedi olan ahiret hayatımızı mahvı perişan etmiş oluruz.
Ölüm olayı ile yeni ve değişik bir yaşantının, yani ölümsüz bir hayatın penceresini aralayan insanların bizlere, arkada kalan dostlarına, akrabalarına hal dilince söyledikleri, vermek istedikleri mesajlarında yer alan hakikatleri anlatmakta, onları idrak etmekte güçlük çekmemek lazımdır.
Ölüm, bizlere Allah’ın her günü kapımızın tokmağını ve evimizin zilini çalarak gelmektedir. Çalınan bu zillerden, döğülen bu tokmaklardan, musalla taşına getirilen tabuttan, beyaz bir kefene sarılarak toprağa verilen cenazelerden gerçek manada ve manevi açıdan önümüzü görebilecek şekilde ibret dersi alamıyorsak: “Bize de yuh olsun!” demekten başka elimizden bir şey gelmez.
Bazı olaylar vardır ki; konuşma imkanı olmadığı için konuşamaz, fakat hal ve kavl dili, çevresindekilere çok şeyler ifade eder. İşte bunlardan, yani konuşmadığı, sessizce durduğu halde geride kalanlara, dünya hayatına devam edenlere unutması mümkün olmayan nasihatler ile içi dopdolu manevi mesajlar veren ölüm, insanoğluna en büyük ibret alabilenlere…
Bu gerçekleri idrak eden ve günün birinde kendisinin de tabut içinde musalla taşına getirileceğini etraflı şekilde düşünen Müslümanlar fırsat buldukça cenaze namazlarına iştirak etmeli, zaman zaman kabir ziyaretinde ve defin işinde bulunmalıdır. Tabutun, cenazenin, musalla taşının, kefenin ve o daracık toprak evin bizlere vermek istediği mesajı en iyi ve en doğru şekilde algılanmalıdır.
www.hakimiyet.com