Hani hep şikâyet eder dururuz ya, bulunduğumuz halden. Aklıma düştü, dünden bugüne neler yaşadık, yarınlarda neler yaşayabiliriz bir bakayım dedim. Geriye döndüm ve yaşananları hayal etmeye başladım.
Sahi, bu ülkede 1980 öncesinde sürekli sokaklarda, üniversitelerde silâhlar konuşmuyor muydu? Geçmişe dönüp baktığınız zaman, sağ sol çatışması uğruna birçok gencin, hatta içlerinde masum olanların da kuru gürültüye kurban gittiğini görürsünüz.
Sahi, yine 70’li 80’li yıllarda benzin ve mazot kuyrukları, yağ kuyrukları ve buna benzer birçok kuyruklar yaşanmamış mıydı? İnsanlar, iki ekmek uğruna birbirlerini çiğner hale gelmemiş miydi? Ekmek, neredeyse karneyle dağıtılacaktı.
Enflasyonun, insanların boğazına kadar tırmandığı günler yaşandı dünde. Türk milleti, “5 sente muhtaç” hale getirilmemiş miydi. Üstüne üstlük, o yıllarda şimdiki gibi ne kuraklık vardı, ne kıtlık. Dünyanın, kendi kendisine yeten 7 ülkesinden biriydik.
O yıllarda da ev sahibi, kiracı, dar gelirli hemen herkes halinden şikâyetçiydi.
80 sonrasında ise, işbaşına gelen yeni yönetim, milletin kendisine verdiği krediyi çok çabuk harcadı. İşler başta iyi gidiyor gibi görünse de, zaman içerisindeki “Çokbilmişlikler”, iktidarı yıprattı. İktidardaki parti, yaptığı yanlışların faturasını ağır ödedi ve mum gibi eriyip tükendi.
Bugüne dönelim.
İşin aslına bakacak olursanız, uzun süren kemer sıkma politikası nedeniyle piyasalarda nakit sıkıntısı yaşansa da, insanlar hiç görmediği rahatlıkta 5-6 yıl geçirdi. Ancak, son zamanlarda ve özellikle seçim sonrasında ortalık durulacağına, akıl almaz durumlar oluşmaya başladı.
İktidar partisi mahkemeye verildi, 1 Mayıs’ta yaşananlar malûm, üniversiteler ufaktan ufaktan karışık. Geçmişe bakıp ders almamız gerekirken, ne yazık ki geçmişten hiç mi hiç ibret almıyoruz.
Belki, şu anda bizi yöneten iktidarın yanlışları çoktur. Hangimiz yanlış yapmıyoruz ki? Hayatımız, hatalardan ibaret. Ama, düşünüyorum da “Bu adamlar, hiç mi doğru işler yapmadı” diye bazen kendi kendime soruyorum.
“İmdat, batıyoruz” diye bas bas bağıran, borçlarını ödeyemez hale gelen kredi kartı sahiplerinin çığlığına kulak verip, bu işi halleden bu iktidar değil miydi sahi? “Batarsa batsın, bana ne” demedi. Gereken kolaylığı sağladı.
Sonra, daha önceki iktidarların üstüne yattığı tasarruf paralarını, yine bu iktidar ödemedi mi? Altını kalın çizgilerle bir kez daha çizerek söylüyorum, kimsenin yalakası falan değilim. Allah’a şükür, Allah’tan başka hiç kimseden de herhangi bir beklentim yok. Bunlar, tamamen gerçekler. Ben de, acizane gerçekleri yazmaya çalışıyorum.
Bakın, yine kendilerinden önce üzerlerine yatılan ve nereye gittiği bile belirsiz KEY’leri de ödeyecekler. Bu adamlar, buna mecbur mu? Bence hayır. “Bize ne kardeşim, gidin paraların üzerine yatanlara sorun” deseler, verecek cevap bulabilir miyiz?
Peki yarınlarda ne olacak?
Haşa, müneccim değilim ama, görünen köy de kılavuz istemez. Yarınlar, bugünden farklı olmayacak. Hepimizin çoluk çocuğu var, ama üzülerek söylüyorum, belki bugünleri de mumla arayacağız.
Gelecek karanlık. Sonuna kadar okuyan milyonlarca genç var, bu gençlere şimdilerde bile iş imkânı sağlayamazken, ilerleyen yıllarda ne gibi çözüm bulacağız? Bir sürü “Diplomalı işsiz” sokaklarda dolaşırken, vicdanlar rahat olabilecek mi?
Bakınız, emekli maaşlarını ödeyemeyecek duruma gelen devlet yeni bir emeklilik düzenlemesi yaptı. Emekli maaşları bile ileride hiç ödenemeyecek hale gelir denildiğine göre, yıllarca okullarda dirsek çürütmüş gençlerin istikbali ne olacak?
Kimse kusura bakmasın.
Yarınlar, karanlık.
Ara ki bulasın
Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Akyürek olmak üzere, belediye başkanlarını bulmak, onlardan randevu alabilmek neredeyse imkânsız hale geldi. Kendilerini, düzenledikleri oturumlarda ancak görebiliyoruz. O da, uzaktan uzağa.
Lütfen, mazeret üretmeyelim.
Geçmişte valisinden, belediye başkanına tüm önde gelenlerin kapısını “tık”layıp, içeri girmek, derdini anlatmak kadar kolay bir şey yoktu. Benim bir beklentim yok, ama beklentisi olanların da herhalde aylarca beklemek gibi bir lüksü yok.
Kimse, keyfi için oralara gitmez. Mutlaka bir derdi, bir sıkıntısı var ki oralara gidip, çözüm aramak, bulmak istiyor. Ama, ne yazık ki kapılar suratlarına kapanıyor. Böyle olmamalı, işbaşında kim olursa olsun, sorun üretmek için değil, sorunlara çözüm bulmak için geliyor.
Ben, kimsenin yapılan eleştirileri dikkate aldığını da sanmıyorum.
Zaten okuyan falan da yok…
Okunsaydı eğer, bu kadar ilgisiz kalınır mıydı?
www.hakimiyet.com