Türkiye’de çok partili hayata geçiş tarihi olan 1946 yılından bu yana değişik zamanlarda bazı siyasi partiler ya tamamen kapatılmış, yahutta siyasi iradeleri yasak kapsamına alınmıştır.
27 Mayıs 1960’da gerçekleştirilen askeri darbe ile on yıllık tek başına iktidarda olan ülkemizin kalkınmasında ciddi ve çok önemli hizmetlere imza atan, tek parti CHP’nin zulmetinden ve şef diktatoryasından milletimizi kurtaran Demokrat Parti kapatılmış, Başbakan Adnan Menderes ile birlikte Dışişleri ve Maliye Bakanları da nahak yere idam edilmişlerdir.
Gerçekleştirilen bu ihtilal ile kalkınmanın önü kesilmiş, ülke yararına gerçekleştirilen her türlü planlar, projeler ve ciddi çalışmalar son verilmiş, milletimiz ve memleketimiz büyük ölçüde zarar-ziyan görmüştür.
27 Mayıs askeri darbesini gerçekleştiren subaylar bilahare kendi aralarında bile uyum sağlayamamış, ihtilalci subayların bazıları, bazılarını yurt dışına sürgün etmiş ve yapılması planlanmış millet yararına olan bütün işler yüzüstü bırakılmış, ülkemiz bir sahipsizliğe terkedilmiştir. İhtilalcilerin getirmiş olduğu büyük zararı ve kaybı milletimiz çekmiştir.
İhtilaller, darbeler ve türlü vesilelerle parti kapatmalardan ne milletimize, ne de yurdumuza en ufak yollu yarar gelmediği herkes tarafından en açık, en net ve en berrak şekilde bilinmektedir. Şayet 1960 yılında ülkemiz, ilk defa bir askeri darbe ile karşılaşmış olmasaydı Türkiye bugün daha kalkınmış, daha ilerlemiş milletler arasında yer alırdı.
1960 ile 1980’de yapılan iki ihtilal arasında muhtıralar döneminde yaşamış olan Türkiye çeşitli sıkıntılarla bocalamıştır. Hemen bunların ardından 12 Eylül 1980 yılında ikinci bir askeri müdahaleye karşılaşmış, iktidarda olan partide dahil olmak üzere bütün siyasi partiler kapatılmıştır. Ülkenin tecrübeli siyaset adamlarının çoğu hem siyasi yasaklılar arasına alınmış, hem de sürgün edilmiş, yahutta aylarca cezaevlerinde tevkif edilmişlerdir. Darbelerin ve parti kapatmaların meyvesidir bunlar.
Bu ihtilalde de milletimiz ve vatanımız büyük ölçüde zarar görmüş, ülkenin önemli işleri yıllar yılı bir kere daha sürüncemede kalmıştır. Bütün bunların üstüne üstlük milletimiz bir de 28 Şubat gibi çok ızdıraplı bir tarih yaşamıştır.
Bizzat yaşadığımız uzun tecrübeler bize, ister ihtilal ile, isterse yargı kararları ile parti kapatmaların en ufak yollu faydasının olmadığı, fakat büyük zararlara yol açtığı gerçeğini beyan etmektedir. Demokrasilerde partiler vatandaşların hür iradesiyle açılır ve yine o yolla kapatılır. Parti kapatma heveslileri bu hakikati daima akıllarında tutmalı, ona göre de icraat yapmalıdırlar.
www.hakimiyet.com