Türkiye kadar çok seçim yapan başka ülke var mı bilmiyorum. Ama ortada başka çıkar yol olmayınca elbette seçim gündeme geliyor ve gelecek.
Madem demokrasilerde siyasi partiler, olmazsa olmaz cinsinden ise, o zaman seçimler de aynı şekilde olmazsa olmazlardandır. Eğer meseleyi siyasi mekanizmalar çözemiyorlarsa, o vakit sandık milletin önüne konacak, millete; “Haydi bakalım kararı siz verin, sizin verdiğiniz kadar şaşmıyor, kimi seçeceğinizi iyi biliyorsunuz...” diyerek halka müracaat edilecek.
AK Partinin kapatılması ile ilgili birçok senaryo üretiliyor. Bir kısım senaryoya göre, eğer AK Parti kapatılırsa, ufukta, genel seçim var. Eğer anayasa mahkemesi kararını Aralık 2008’den önce verirse, yeni bir parti kurularak, seçime girilecek. Başbakan Tayyip Erdoğan da bağımsız aday olacak- tabii siyasi partiye üye olma yasağı getirilirse- ama böyle bir yasak getirilmezse bir şey yok. Esasında kapatılması iyi olmayacak. Çünkü yapılacak çok iş var.
Halkın nabzını yokluyorum. İnsanlarla yaptığım görüşmeler ve sohbetlerde soruyorum; “Bir erken seçim olursa oyunuz kime?” diye, hepsinden, adeta ağız birliği etmişler gibi; “Tabii ki Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu partiye veya yeni kurulan partiye...” cevabı yükseliyor. Yine soruyorum; “Bu yeni kurulan parti tek başına iktidara gelebilir mi?” şeklinde. Hepsi olmasa da, çoğu; “Hem de AK Partinin 22 Temmuz seçimlerinde aldığından daha çok oy alarak” diyorlar. Ortada bir parasal sıkıntı var, ona ne dersiniz? Diyorum, cevapları; “Bu, genel bir sıkıntı. Dönen dolaplar yüzünden, bizler mağdur oluyoruz. Ama bunlar gelip geçici. Çünkü, pislikler temizlenmeye başladı. Arı kovanına çomak sokulduğu için temelli de olmasa, bazı temiz insanlar da bu sıkıntıdan payını alıyorlar. Fakat biz umutsuz değiliz. Baksanıza dolandıran dolandırana... Devletimiz ne sağlammış, atalarımız temeli ne kadar güzel atmış...” karşılığını veriyorlar.
Bunlar, sadece benim on, yirmi, bilemediniz otuz kişiyle görüşmelerimin sonucu. Bir de Türkiye olarak düşünelim bu rakamı...
Diyelim ki, erken seçim oldu. Yine var sayalım ki yeni bir parti (AK Parti’nin yerine kurulan) tek başına iktidara geldi. Yine aynı ayak oyunları oynanmayacak mı? yine aynı, karanlık mahfiller karanlık emellerini icra safhasına sokmak için çaba harcamayacak mı? bu sözleri, umutsuz olduğum, moralimi bozduğum için söylemiyorum. Demek istediğim şu; eğer demokrasiyi içimize sindirmişsek, demokrasiyi iyi anlamış ve kavramışsak, halkın seçtiği iktidarı içimize sindiririz. Artık; darbe çığırtkanlığı yaparak, YÖK’ü, Üniversiteleri, bazı sivil toplum örgütlerini, hükümetleri yıkmak için devreye sokmayız. Eğer beğenmiyorsak, yine seçimde o partinin hakkını avucuna veririz.
Önemli olan, seçimle iktidara gelen partileri, yine seçimle iktidardan götürmektir. Bu alışkanlığı edindiğimiz zaman olgunluğu kazanmışız demektir. Ama yavaş yavaş oluyor mu ne? Baksanıza nereden nereye geldi Türkiye? Yapılacak seçimde iktidara gelecek olan parti de aynı şekilde AK Partide olduğu gibi AB yolunda ilerlemeye devam edecek. bu AB, bir masal değil. Aslında AB adı altında çok da güzel reformlar yapılmadı değil. İlerlemeye hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, ekonominin iyileşmesine doğru koşar adım gidildi, daha da gidilecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
www.hakimiyet.com