Cenab-ı Hak canlı veya cansız bütün varlıkları insanların emrine amade kılmıştır. Öyle ise insan, tabiat aleminde mevcut olan bütün varlıkları en güzel, en iyi ve en doğru şekilde kullanmasını bilmeli, hiçbir şeyi gayesi dışında kullanmamalıdır.
Doğa ve çevre ile her zaman ve sürekli şekilde içiçe, yan yana ve karşı karşıya bir hayatın içinde bulunuyoruz. Çevremizi kuşatan hava, hayatın çok önemli bir parçasını teşkil eden su, bize sürekli oksijen üreten ağaç ve ağaçlar topluluğunu oluşturan orman, insanlara ayrı ayrı tad ve lezzetle gıda maddeleri hazırlamakla görevlendirilmiş küçük-büyük hayvanlar yer küre üzerinde ekolojik dengeyi oluşturur.
Bu ilahi dengeyi ya dünyalık menfaatleri için, yahutta cehalet eseri olarak bozan, onları asliyetinden uzaklaştıran insan oğlu kendi binmiş olduğu dalı kesecek kadar şuursuzlaşabilmektedir. Çevresini ve çevresinin havasını kirleten kaynaktan çıkan tertemiz suları zararlı atıklarla içilmez veya kullanılmaz bir duruma getiren, akciğerlerimizin en önemli dostu olan ve çeşitli nedenlerle kirlenen havayı temizleyen ağaçları bilinçsiz şekilde kesen, yolları, sokakları, meydanları ve caddeleri tükettiği gıda atıklarıyla kirleten insan, doğadaki dengeyi bozmaktadır.
Ekolojik dengeyi bozmadan, asliyetini değiştirmeden onu en güzel şekilde korumak hepimizin çok önemli vazifeleri arasında yer alır. Bu, genelde bir anlayış, hatta anlayışında çok ötesinde ciddi bir eğitim ve kültür meselesidir.
Bu eğitim ve kültür konusu her ailede çok küçük yaşlarda ele alınmalı ve gereken ağırlık gerekli şekilde ve titizlikle üzerinde durulmalıdır.
Ailede başlayan bu doğa ve çevre temizliğiyle ilgili eğitimi, ilköğretim okullarının birinci ve ana sınıflarından başlayarak her kademede bu bilgi geliştirilmeli, bunun her türlü tatbikatı uygulamalı şekillerde sık sık tekrarlanmalıdır.
Allah (CC) tarafından beşeriyetin emrine en münasip şekilde verilmiş ve insanların istifadesine sunulmuş olan canlı ve cansız her varlığı hem yerli yerinde, hem de en güzel şekilde onu zayi etmeden kullanmak hepimiz için çok önemli bir görevdir. Böylesine çok önemli bir görevin ihmali hem kendimizin, hem de toplumun başına felaket getirir.
Tüketim bilinci, doğa ve çevre anlayışı gelişmemiş bireyler ve toplumlar çok yönlü zorluklar ve sıkıntılarla her zaman için karşı karşıya kalabilirler. Bu açıdan herkese, hepimize, ciddi ve önemli vazifeler düşmektedir. Yanlış yapanları ve hatalı davranışlarda bulunanları, hele hele bunda ısrar edenleri yumuşak bir lisanla ikaz etmek, uyarı da bulunmak görevi asla ihmal edilmemelidir.
Doğa ve çevre o civarda oturan, şehirlerde, beldelerde ve köylerde iskan eden insanların ortak malıdır. Bu ortak malı bozmaya, kirletmeye, ağaçları sebepsiz yere kesmeye, herkesin havasını ve suyunun asliyetini değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bir parkta açan bir çiçeği koparmak, yenen meyve ve kuru yemiş kabuklarını rasgele yerlere atmak, boş sigara paketleri ile izmaritlerini gelişi güzel şekilde bırakmak medeni insanlara asla yaraşmaz. Her hal ve hareketimiz ile olgun ve medeni insanlar olduğumuzu isbat etmek zorundayız. Çevre ve doğa bilinci gelişmemiş toplumlar geri kalmışlık çemberini kırmış olamaz!
www.hakimiyet.com