Çok güzel hizmetler yapılıyor. Her yapılanı alkışlamamak, üzerinde uzun uzun konuşmamak mümkün değil. Çünkü hepsi lazım olan, insanlarımızın ihtiyaçlarına yönelik hususlar.
İnsanlarımızın karnının doyması, iş sahibi olması bir yuva kurması, ölünceye kadar rahat etmesi... çok önemli unsurlardır.
Çocuklarımızın midesini doyurmak, beslemek, giydirmek, büyütmek... her anne ve babanın en önemli görevidir. Bunu tam olarak yerine getiriyoruz. Hatta fazlasını yapıp, eksik etmeyenlerimizin sayısı epeyce var.
Her şehrin ana merkezlerinde; yiyecek, giyecek, bedeni zevklere cevap verecek malzemeler ve dükkanlar mevcut. Ama kültür konusunda bir şey diyemiyoruz.
Evlerimize gidince çocuklarımızla, ya futbol, ya telegol, ya magazin, ya da dedi kodu dediğimiz ve birbirimizi yaralayan şeyleri konuşuyoruz. İlk söze başlarken; “Bugün ne yedin? Yemekte ne vardı? Yemekler iyi miydi?...” diye sorarız. Takım tutmak, adeta bir din, mezhep, tarikat, meslek... tutmak pozisyonuna geldi. Adamlar, takımı için ölmeyi göze alıyorlar. Fakat, kültürel konuşmalar; tarihten söz etmeler, edebiyatı ele almalar, ilmi sohbet yapmalar, bir kitap okumak... var mı? hangi ailede hep birlikte kitap okuma alışkanlığı mevcut? Kaç tanemiz kütüphaneye gidiyor? En azından ödünç kitap alarak okuyoruz? Bir ayda kaç kitap bitirdik? Bitiriyoruz? Hangimizin evine bir günlük gazete giriyor? İnternetten olsun haberleri takip ediyor muyuz? Dünyada neler olmuş haberimiz var mı?...
Selçuklu ve Osmanlı yöneticileri kültüre, kültür adamına çok büyük değerler verirlerdi. Hatta daha ileri gidelim; İslâm; kültür konusunda en titiz duran bir dindir. Kültürün gelişmesi, yaygınlaşması, herkesin kültürden nasip alması için teşvik etmektedir. Tarihimizde kültür ile ilgili çok önemli anekdotlar bulunmaktadır. O dönemin Bağdat’ında dünyanın en büyük kütüphanesi vardı.
Şehrimize bakalım; doğru dürüst, herkesin rahatça gidebileceği bir il halk kütüphanesi var mı? aydınlık, rahat, huzur verici... kütüphaneye gidenler öncelikle yorulup geliyorlar. Hem binanın fiziki yönünden hem de ferah olmaması açısından. Sağ olsun şimdiki İl Halk kütüphanesi müdürü kardeşimizin çabasını inkar etmemek lazım. Çünkü Fuar kültür alanında, bir yeri Belediyeden istemiş ve belediye buna sıcak bakmıştır. Müdür beyin istediği ve çizmiş olduğu proje doğrultusunda buraya büyükçe bir kütüphane yapılacaktır.
Kültüre emek vermiş, kültür konusunda ömür tüketmiş binlerce insanımız var Konya’da. Bu insanların çalışmalarını boşa götürmemek, hepsini kitaplaştırıp kültür alemine sunmak ve bu konuda destek olmak; Belediyeler, Ticaret ve Sanayi odası, holdingler ve kültür konusun açılınca; “Ben bu konuda her şeyimle varım” diyenleri görmek istiyorum.
Gazetelerde yazarlık yapan yazarların çalışmalarını gazete sahipleri kitaplaştırmayı düşünmüyorlar mı? düşünmezler mi? veya kendi şahsi araştırmalarını bu gazetelerin yöneticileri jest olması için kitap haline getirip piyasaya sunmanın çabası içinde olmazlar mı? çünkü bu yazarlar emek veriyor, ter döküyor. Onlar olmazsa gazeteler de olmaz. Zira bazı insanlarımız sırf köşe yazılarını okumak için gazete alırlar. Bunu inkar edemeyiz.
Konya’mızın; “Konya Ansiklopedisine” ihtiyacı var. bu, büyük bir eksiklik. Bunu gidermek için daha fazla beklemenin anlamı olmadığı düşüncesindeyim. Ne olur Konya Ansiklopedisini hayata geçirelim.
www.hakimiyet.com