Ülkemizin en önemli iç meselelerinden birinin eğitimi sistemi ve onun beraberinde getirdiği sınavlar olduğunu 24 Mayıs tarihli yazımızda bir nebze olsun değinmiş ve çözümün nasıl/ neler olacağı konularında fazlaca bir irdeleme yoluna gitmemiştik.
Sınavlar her yönüyle hayatımızın en önemli vazgeçilmezleri arasında. Sınavın verdiği stres kişiyi kendini diğer adaylarla yarıştırdığı, doğal olarak da her sınavda bir birinci, ikinci ve üçüncü olacağı ve diğerlerinin kaybedeceği durum kaybedenlerin çoğunlukta olduğu, kaybedenlerin her alanda çoğalmaya başladığı, kişileri kendini geliştirecek alan ve dallarda eğitmek ve istihdam etmek varken kaybedenlerin çoğunlukta olduğu, bunun doğal yansıması olan iş ortamında, okul ve diğer alanlarda böylesi kategorize olmuş insan yığınlarının hızla arttığı, kendine güven bunalımının her hal ve şartta yüzüne vurulduğu, başarısızlıkların sürekli gündemde tutulduğu, bunun kişinin ruhsal dünyasında olan yansımaları evlenip çoluk çocuk sahibi olduğu zamanda devam etmektedir. Bizim ülkemizdeki sınavlar eleyici, yok edici, bireyler arası ilişkileri kopartıcı, sosyal dayanışma ve ekonomik düzeni temelinden sarsacak boyuta varmış bulunmaktadır. Bu sınav olayının başında her kurum ve kuruluş ihtiyaç duyduğu personeli seçmek ve hukuki sorunları gidermek ve suiistimalleri önlemek babından hareket ettiği söylenebilir ama olayın iç yüzü hiç de öyle değildir. Çünkü, bu sınavlar için insan ilişkilerinde uzman görüşü alınmış mıdır, sınavı kazanan insanların psikolojik ve fiziki kapasiteleri seçimi yapılan işe uygun mudur, kurumun ihtiyaçları için psikoloji, psikiyatri, öğretmen, din adamı, adli ve idari kurullardan görüş ve öneri alınmış mıdır, sınavlara her zaman başvurmak doğru bir tercih midir, üniversite, emniyet ve hastane gibi ilgili kuruluşların bu sınavlar hakkında görüş ve önerileri dikkate alınmış mıdır daha bir çok yönden sınavların her zaman gerekli olduğu doğru mudur? Bunların irdelenip kamuoyu ile paylaşılmış ve bir devlet politikası oluşmuş mudur? Sürekli böyle eleyici sınıflandırıcı yolla eğitim sistemi ve hep övündüğümüz kültür hayatımız, sosyal hayatımız ve aile hayatımız sürekli yara almıyor mu?
Konu çok önemli ve bilimsel araştırmalara konu olacak kadar yelpazesi ve ekonomisi var. Bunları tartışmayı bir başka yazı konusuna ayıralım ve bu hafta son kez yapılacak olan OKS için birkaç önemli tüyo ve önerilerle konuyu noktalayalım. Bilindiği üzere OKS Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler derslerinden 25 er soru sorulmaktadır. Türkçe Matematik soruları her türdeki okul tercihi için önemli olup katsayısı farklıdır. Sınavın belirleyicisi bu iki ders olmaktadır. Sonra Fen ve Sosyal bilgiler dersleri soruları yerleşilecek okul okula göre önem arz etmektedir. Adayların hangi okulu öncelikle düşündükleri önemli olup buna göre iyi oldukları derslerden başlamaları tavsiye olunur. Sonra ikinci önemli ders hangisi ise onunla devam etmeleri sınav sırasında moral ve motivasyonları için önemlidir. İyi olduğu derslerden başlarlarsa morali düzelip, kısa sürede sınav stresini alt eder. Bu durumda diğer derslere daha rahat başlama şansı vardır. Özellikle soruların bazıları zor olup adayın bu soruya takılması zaman harcaması gibi amaç güdülür soruyu hazırlayanlar açısından. Bunun çözümü böyle sorulara takılıp kalmamak ve böyle sorularla kavga etmemektir. Çünkü zaman çok önemlidir. Bu soruya işaret konup kalan zaman içinde tekrar ele alınabilir. Sorularda özellikle paragraf soruları uzun gibi gözükse de kolaydır. Bunlar adayın gözünü korkutmak için konmuş sorulardır bunlar dikkatle okunursa kolayca cevaplanabilir. Bir diğer önemli husus karalama işlemi sırasında rastlanan kaydırmadır. Bunun için acele edilmemeli, kalan süre içinde kontrol edilmelidir. Bir diğer önemli nokta her sorunun hakkı eşittir. Bir babanın çocukları arasında ayrım yapması nasıl hoş karşılanmazsa, sorularda beğenmediğim konu sorusu deyip hiç bakmamak olmaz, bak bi beğenmezsen atla geç. Yani soru seç. Bir diğer husus da sınavdan önce iyi bir uyku ve dinlenme ve moraldir. Bunun için aileler gerekeni yapmalı ve sıkıntı yapmadan sınav öncesi aday nasıl yaşıyorsa öyle devam etmeli, aşırı telaş ve özen adayı sınava girerken daha stresli yapar. Kahvaltısını dün ne yediyse onun gibi şeylerle beslenmesi gerekir. Özellikle glikoz içeren yiyecekler alması yararlı olur.
Tüm adaylara ve sevgili yeğenime de buradan başarılar dilerim.
www.hakimiyet.com