Ekin biçme makinesinin icat edildiği ya da Türkiye’ye getirildiği yıllarda geçiyor hikâye.
Çiftçi, orakla bir günde biçtiği ekini, yeni üretilen makineyle bir saatte biçmenin hayalini kuruyor. Günlerden bir gün bir köylü çift, tarlaya giderken gördükleri manzara karşısında şaşkına dönüyor. Adam, “hanım görüyor musun ne de güzel biçilmiş ekin. Orak makinesi gelmiş olmalı” demeye kalmadan karısı atılıyor: “Ne orak makinesi bey, sındıyla kesilmiş sındıyla. Baksana anızına…” diye inatlaşıyor. “Orak makinesiyle kesildi, sındıyla kesildi” tartışması saatlerce sürüyor. Canına tak eden adam, tuttuğu gibi sıkıyor kadıncağızın boğazını. Gözleri büyüyen, nefesi kesilen kadın çırpınırken bile, ekinin sındıyla kesildiğini anlatabilmek için parmaklarıyla sındı (makas) işareti yapıyor. Adam bakıyor ki inadından vazgeçmiyor kadın, bırakıyor boğazını…
Bunu niye anlattım: Basın müşavirine, hatta üç beş kişinin istihdam edildiği basın bürosuna sahip bazı meslek odaları, belediyeler, hatta kültür hizmeti veren (!) bazı kamu kurum ve kuruluşlarının gönderdiği davetiyeleri inceledim, gönderdikleri dergileri karıştırdım önceki gün. Hazırlanmasından sunumuna kadar hemen her adımda gülümseten ya da ‘bu ne yav’ dedirten davetiyeleri, dergileri yan yana koyduğumda “Olsun da, nasıl olursa olsun” yapbozu oluştu masamda.
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği [ASKON] Konya Şubesi, Altın Marka Ödülleriyle ilgili davetiyeye ‘Hakimiyet Yazı İşleri Müdürü’ olarak bir başka gazetenin sahibini yazmış ve üzerini karalayarak göndermiş bana. Davetiyede yer alan program akışında da İstiklal Marşı, açılış konuşması vs gibi ayrıntılara yer verilmiş. Ben sadece “Ne alâka!” demekle yetiniyorum.
Karatay Belediyesi Meslek Edindirme Merkezi (KARMEK) binasının açılışıyla ilgili davetiyede de benzer bir durum. Ahmet Aka burada Haber Müdürü yapılmış. Kasıt aramadan, ilgili personel(ler)e teşekkür ediyorum:) İşlerini bir adım ileri götürme çabasında olan basın bürosu çalışanları gözlerimi yaşartıyor. (Davetiye için yazar ve yönetim kadromuzun bilgilerini güncelleyip tekrar gönderiyoruz ilgili makama)
Yaklaşık dört yıl önceki çalıştığım gazetede, bir muhabirimizi arayıp “bugünkü haberi manşetten verirseniz 50 milyon lira göndereceğiz” diyen belediyenin basın şefi, söylediği gibi yayımlansaydı haber, belki de cebinden ödeyecekti parayı. Böyle elamanlara can kurban!
Tekrar davetiyeye dönersek, Sayın Belediye Başkanımız Mehmet Hançerli’nin imzasıyla dağıtımı yapılan davetiyede ‘KARMEK’ küçük harflerle yazılmış. Başkan, kalkıp da küçük mü yazılacaktı büyük mü, onunla uğraşacak değil tabi. Hiçbir şey yapmasa bile (yola doğru sarkan Mevlana Müzesi’nin yanıbaşındaki Emekliler Konağı’nı görmezsek) “hayata geçirdiği kentsel dönüşüm projeleri yeter” diyebilirim.
Bir de TEMA’yı sevindiren -belki de üzen- Makine Mühendisleri Odası Konya Şubesi’nin yayımladığı dergi var. (Şu anda arşivimde olmadığı için adını hatırlayamıyorum.) 1-2 YTL’ye bastırıldığını sandığım dergilerden onlarcası baskı maliyetinin iki üç katı ücret ödenerek gönderiliyor basın yayın organlarına. Bir çuval dergi… Herkes TEMA’ya göndermiyor benim gibi, bazıları da çöpe atıyor. Çok acı değil mi?
Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz günlerde düzenlediği “4. Hizmet Yılı Değerlendirme Programı”nın 300 bin liraya (300 milyar lira) malolduğunu duyduğumda şok olmuştum. Bunun doğru olup olmadığını tartışırken, bir arkadaşın “bu da rakam mı?” demesi, -Büyükşehir Belediyesi Sosyal Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü’ne (SAMM) tam bir yıl önce yaptığım broşür, afiş ve billboard çalışmasının parasını hâlâ alamamış biri olarak- şaşkınlığımı iyice artırdı. Umarım, her yıl birkaç çocuğumuzun canını alan okul yollarına üst geçit yapılması için harcanmıştır alacağım para.
Şimdi ‘Bütün bunların sındı hikayesiyle ne ilgisi olabilir?’ diyorsa ilgili mercilerimiz, ben hiçbir şey dememiş olayım.
www.hakimiyet.com