Yazdır

Ben Yaptım Oldu Mantığı

Yeni nesli öncekilerin (biz de artık öncekilerden sayılırız) kaprisleri ile yetiştirmeye çalışan bir ülkeyiz. Her yıl aynı şeyleri konuşur yazarız, ama pek okuyanı dinleyeni yoktur bunların. Akademik çevreden bir bakana sahip Millî Eğitim. Aynı zamanda siyasetin diş kovuğu dolduran taraflarından biri bu alan.

Devletin en gözde kurumlarından biri, belki de ilki. Öyle de olması gerekir. Ben her zaman tartışılan kısımlarını değil de, pek konuşanı olmayan birkaç noktayı dikkate sunmak istiyorum. Bu konular eğitimcilerin çok azını ilgilendiriyor gibi görünen, ama ülke geleceğini de belirleyici olacak olan konular.

    Söz konusu bakanlık, yapamadıkları ile gündemde kalıyor. Oysa yaptığı öyle şeyler var ki; ne adına yapıldığını anlamak en azından benim için kolay olmuyor. Aslında burada anlayabildiğim her şeyi yazabilecek lükse sahip değilim. Nedeni de, konunun devlet harici taraflarının anlamasının mümkün olmaması. Yani yazacağım konunun bakanlıktan başka tarafları var ve zaten bunun böyle olması onların kaprisleri sebebiyle.. Malum Milli Eğitim Bakanlığı personelinin eğitim seviyesi, emsallerine oranla kıyas kabul etmeyecek kadar yüksek. En azından eğitimci kadroları böyle…

   Hal böyle olunca bu personelin görevi sadece eğitimcilik olamaz. Onlardan araştırmacı olmaları da beklenir. Bunu da yapmaya çalıştıklarını şahsen görüyorum. Ama..

   Bakanlık daha önce akademik çalışma yapanlara ek derslerde küçük bir fark veriyordu. Bu uygulamaya Hüseyin Bey son verdi. Buna karşı çıkma olmadı. Zira akademik çalışma yapanların ek derslerde gözü yoktu.

    Şimdi bakanlık yeni bir uygulamaya imza atıyor ve mastır, doktora yapmakta olanları Doğu görevine (bu kavram ne kadar doğru bilmiyorum) gönderiyor. Bunu anlamam mümkün değil, zira ülkemizin en zayıf alanlarından biri araştırmacılık ve eğitimi yönetenler bunu biraz daha geriye götürmek üzere. Bu insanlar sadece kendileri için çalışmıyorlar, bu ülke için bir yerde fedakârlık yapıyorlar. Bir mastırın değeri bu ülkede ayda 2 YTL getiriden ibaretse, neden birkaç bin YTL masraf yapılsın ki? Bir mastır veya doktora öğrencisini il merkezi dışına attınız mı, otomatik olarak birkaç bin YTL fazla harcama yapmak zorunda bırakırsınız.

   Aynı yönetim belli bir tarihten önce göreve başlayanların Doğu görevlerini iptal etti geçmişte. O iptali de sonlandırması en azından bu uygulamayı makul hale getirebilir. Şu tarihten öncekiler muaf diyeceksin, sonra da çıkıp akademik kariyerle uğraşanları göreve göndereceksin.

 ‘Ben yaptım oldu’ mantığı, ülke geleceğini ancak bu kadar etkileyebilir. Geçmişte bu kurumun personeli olmayı arzu etmiş biri olarak, bu uygulamayı yadırgadığımı belirtmeliyim. Birçok yerde personel eksikliğini de anlayabiliyorum. Ama bu sorunun çözümünün bu olmadığından da eminim. Çelişkili uygulamalar için sadece pes diyebilirim.

  İlgili personel çoktan çözmüş meseleyi. Çalışmalarını bırakıp gidecekler. Ben sadece bana anlatıldığı kadarını biliyorum ve o kadarını aktarabiliyorum. Ek ders ücreti farkının kaldırılması, göreve başlama tarihi baz alınarak getirilen muafiyet ve en son yapılmaya çalışılan uygulama… kimlerin etkisi ile olabilir? Burasını siz düşünün... 

www.hakimiyet.com