Günlerden değil haftalardan, hatta aylardan beri siyasetin Ankara ayağı oldukça gergin. Herkes adeta “Öküz altında buzağı arar” bir duruma gelmiş.
İslami kurallara ve Hazreti Muhammed (sav)e hakaret ve saygısızlık, ardından telefon dinleniyor yaygaraları, onun önünde ve hemen ardında Anayasa Mahkemesi Başkan Vekilinin Kara Kuvvetleri Komutanı ile yapmış olduğu görüşmeler ve Ana Muhalefet lideri Baykal’ın Başbakan’a ve iktidara karşı kavgacı tutumu ile sert çıkışları ülkemizin siyasi atmosferini iyiden iyiye germiş ve toz-duman haline getirmiş bulunuyor.
Hepimiz tecrübeyle bilir ve istesek de, istemesek de kabul ederiz ki siyaset gerginliği, aşırılığı, haddini aşan sertliği, iktidar ve muhalefet arasındaki diyalog kopukluğunu, yalan ve iftiraya dayalı çirkin ve basit kampanyaları hem sevmez, hem de bu yükü kaldıramaz.
Bilhassa Türkiye gibi demokrasisi tam rayına oturmamış, hatta zaman zamanda rayından çıkarılma girişimlerinde bulunulmuş, bazen de çeşitli bahanelerle tekerinin önüne taş veya takoz konmuş demokrasiler yoluna küt-topal şekilde devam edebilir. Bu gerçek her siyasetçi tarafından en açık şekilde bilindiği halde yinede siyasi ortamı germeye, ortalığı bulandırmaya ve böylesine havadan da siyasi rant ve menfaat beklemeye çalışanlar vardır.
Millet ve ülke bütünlüğünü ve mevcut huzuru bozmak için bir takım yalan-yanlış girişimlerde bulunmak, yalan ve iftira silahına sarılarak onlardan medet ummak şimdiye kadar kimseye en ufak yollu yarar sağlamadığı gibi bundan sonra da yine kimseye faydası olmayacaktır.
Millet ve memleket meseleleri iktidar-muhalefet işbirliğiyle daha kolay yoldan çözüme kavuşabilir. Halkımız sertlikten, gerginlikten, iktidar-muhalefet çekişmelerinden gına getirmiştir. Her lider, her siyasi parti ve her kurum seçim sandığının sonuçlarına katlanmasını bilmelidir. Gelişmiş ve rayına oturmuş demokrasilerde sandığa ve sandıktan çıkan neticeye itirazsız bir şekilde saygı gösterir. Bizde ise böyle mi ya? Bir seçimden öteki seçimlere kadar hem siyasi gerginlik hem her türlü gerçek ve gerçek dışı eleştiri aynı hızla devam edip gider.
Şu gerçeğin altını kalın çizgilerle bir kere daha çizelim ki; gerginlik, uyuşmazlık, sertlik hakaret ve aşırılık siyasette taraftar kazanmaz. Bu hakikati bilmeyenler veya bildikleri halde bunlardan kendilerini kurtaramayanlar her zaman zararlı çıkmışlardır.
Siyaset sahnesini toz-duman haline getirmiş olanları bu asil millet hiçbir zaman affetmemiştir. Halkımız genelde bulanık ve katı siyasetten çok çektiği için bu görüş ve bu kararda yol alan partileri ve siyasetçileri her zaman safdışı bırakmasını bilmiştir. Fakat hala daha yaşanan bu gerçek doğrultusunda kendilerine bir yol haritası çizemeyenler vardır. Milletin doğrularıyla kendi yaşantılarını birleştiremeyenler her zaman yenilginin adresi olurlar.
Seçimlerde mağlubiyetten kurtulamayan sertlik yanlısı, aşırılık ve gerginlik taraftarı olanları birde ılımlı siyaseti, uyumlu ve hoşgörülü siyaseti, diyalog ve dirsek teması sürdürmeyi hedefleyen siyaseti deneseler herhalde daha iyi daha olumlu sonuç alma imkanları olabilir.
Dumanlı, puslu ve bulanık havayı ancak kurtlar sever. Böylesine havalar siyaset sahnesine yarar sağlamaz. Öyleyle her siyaset erbabı sükuneti, ülke meselelerini soğukkanlılıkla takip etmeyi, eleştiri ve tenkit dozunu daima ayarlı tutmayı prensip haline getirmelidir.
İşte böylesine siyasette ve böylesine ortamlarda hem partiler, hem de ülkemiz kazançlı çıkma şansına sahip olur. Millet ve memleket sevgisi de bunu gerektirir. Son günlerde yaşanan siyasi gerginliğin, aşırı kutuplaşmaların ve adeta toz-duman haline getirilmiş olan siyasetin normal seyrine ve mecrasına avdeti için liderler ve parti kurmayları ciddi ve inandırıcı bir gayret sergilemelidirler.
www.hakimiyet.com