Yazdır

Çocuklara dini bilgiler öğretme fırsatı

Bütün Türkiye genelinde ilk ve orta dereceli okullarda okuyan yaklaşık on beş milyon öğrenci 2007-2008 eğitim ve öğretim yılını tamamlayarak ve çalışmalarının ürünü olan karnelerini de alarak üç aylık bir yaz tatiline daha girmiş oldular.

Çocuklarını bu üç ay gibi uzun sürede başıboş bırakan ailelerin olduğu gibi bu tatil dönemini en güzel, en yararlı ve en iyi şekilde değerlendiren şuurlu ailelerde vardır elbette.

Bir çocuk ve ilköğretim okullarında okuyan her öğrenci için uzun yaz tatilleri en önemli ve en büyük bir fırsattır. Yaşları ve seviyeleri itibariyle o yaştaki çocuklar bu fırsatı gereği gibi değerlendiremezler. Burada iş ve vazife yine annelere ve babalara düşmektedir.

Yedi ve 14 yaş arasındaki bir çocuk eğer bu yaşlarda hayatı boyu lüzumlu olan İslami bilgileri bu arada Kur’anı Kerim’in okumasını öğrenmeyecek olursa hem dini bilgilerden, hem de kulluk vazifelerini yerine getirmekten uzak kalmış olur. Hem ilahi kitabımız Kur’anı Kerim, hem de bir Müslüman olarak helaller, haramlar ile ibadetler bu yaşlarda ve böylesine tatil imkanları ele geçmiş olduğu zamanlarda öğrenilir.

Dini bilgileri ve Kur’anı Kerimi öğrenmemek için şu zaman diliminde geçerli hiçbir mazeret olamaz. Şehirlerin her tarafına yaz kurslarında, hatta mahalle camilerinde görevli imamlar tarafından verilen seviyelerine uygun dini bilgiler sayesinde çocuklarımız eksiklerini giderme ve yeni bilgiler öğrenme imkanına sahip olabilirler. Yeter ki anne ve babalar ile onların yavruları bu yola başvurmuş olsunlar.

Hepimiz bilir ve kabul ederiz ki “Ağaç yaş iken eğilir” ve her türlü İslami bilgiler ancak çocuk yaşlarda kazanılır. Şayet bir çocuk, bir genç ve bu yaşlarında dini bilgiler ile Kur’anı Kerim’i okumasını öğrenmeyecek yahutta ailecek işin üzerinde durulmayacak olunursa ondan sonraki yaşlarda bu bilgileri öğrenmek imkansızlaşmaz amma velakin iş iyiden iyiye zorlaşmış olur. Atalarımız: “Demir tavında döğülür” ifadesiyle bir hakikati en açık ve en berrak bir şekilde dile getirmişlerdir.

Namaz surelerini öğrenmek, namazın kılınış şeklini tatbiki olarak çocuklara tanıtmak, helaller ve haramlar üzerinde onları bilgilendirmek, bazı dini temel kavramlar hakkında malumat sahibi yapmak, evlerinde kendi hallerinde anne-babaların yapacağı iş değildir.

Genelde çocuklar İslami bilgiler ile namaz surelerini birbirlerinden duya duya ve tekrarlaya tekrarlaya daha da kolay bir şekilde öğrenme imkanına sahip olabilirler. Bunun içinde her çocuk bir kursta veya bir camideki arkadaşlarının arasına katılacaktır.

Bazıları kasıtlı olarak: “Çocukların dinlenmeye ihtiyacı var, yaz tatilinde onları İslami kurslara göndermek yanlıştır” gibi ipe-sapa gelmez ve ilimle bağlantısı olmayan ancak dinimize karşı alerjisi olan bazı malum çevrelerin, belli odakların hezeyanıdır.

Esasında kazanılan her yeni bilgi insanı dinçleştirir ve hücrelerini yeniler. Boş gezmek, köpek-kedi taşlamak, saatlerce, hatta günlerce top peşinde koşmak, huyunu-hünerini bilmediği kimselerle arkadaşlık yapmak, maddi kazanç elde etmek için ağır işlerde çalışmak, gidip geldiği yerlerden habersiz olmak ve çocuklarını bir hüdai nabit, bir ot-çöp gibi kendi haline terk etmek her anne ve her baba için en büyük mesuliyettir.

Böylesine bir sorumluluktan kurtulmak ve kendi yavrularına bu fırsat ve bu imkanda dini bilgilerini öğretmek için anneler ve babalar uyanık olmalıdır. Dini bilgiden mahrum olarak yetişen her çocuk yarın ilahi hesap gününde annesinin, babasının ve yakınlarının yakasına yapışacaktır. O halde uyanık olmak, bu fırsatı iyi değerlendirmek lazımdır.

www.hakimiyet.com