Yazar R. Şükrü Apuhan’ın yazdıklarının bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum. Hayat dersi verircesine sıralanıyor yapılması gerekenler. İnsan düşüncesinin güzelleşmesi hayatının güzelleşmesini sağlıyor. Gelin bu güzelliklerden bir demet koklayalım birlikte:
“Başarmak,
insanın maddi ve manevi kuvvetlerini bir hedefe doğru yöneltip hedefi elde etme
sürecidir.
Etrafınıza, üç gün sonra bir daha hiç görmeyecekmiş gibi bakınız. Üç gün sonra
bir daha hiç duymayacakmış gibi dinleyiniz sesleri... Belki o zaman her zaman
bakıp da göremediğiniz, işitip de güzel bulmadığınız ne harikalarla
karşılaşacaksınız. Belki o zaman sahip olduğunuz zenginlikler karşısında
şaşırıp kalacaksınız.
Hayatınız bir duadır. Size dilinizle istediklerinizden çok hayatınızla
istedikleriniz verilir. Hakkınızda bir karar verilebilmesi için dinlenecek tek
meşru şahit hayatınız olacaktır. Eğer yeterince fedakârlık yapmamışsanız,
hayatınızın şahitliği pek parlak olmayacaktır. Belki ağzını açıp bir-iki kelime
bile etmeyecek, size boş gözlerle bakıp duracaktır.
Olabileceklere, “Bir şey olmaz” kadar, kötü bir başlangıç yoktur.
Her insan kötü bir alışkanlığa, “hürriyetimi kullanıyorum” ifadesi ile ayak
basar. Her halde hürriyet uğruna insanın kendi kendini tıktığı daha karanlık
bir zindan yoktur.
Durgun su çabuk kirlenir ve bozulur. Nice suyu bataklık haline getiren
durgunluktur. Çalışmayan insanda durgun su gibidir. Kirlenir ve bozulur.
Sabah kaybettiğimiz bir saati, değil bir yıl, ömrümüz boyunca arasak bulamayız.
Kaybettiğimiz saatler ne kadar çoksa eserimiz o kadar eksik olacaktır.
Dağlar ne kadar vakurdur. Onlar göklerden kar dilenmezler. İlk kar yinede
onlara düşer.
Hayatta önemli olan mazeretler değil, neticelerdir.
İşimizin, amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek, kahramanlığa
isim olabiliriz. Hangi toplumun isimsiz kahramanı çoksa, o toplum diğerlerine
üstün gelir.
Kırk yılını denizlerde geçiren bir kaptanın İspanya açıklarında başına gelenler
herkesin ilgisini çeker. Hayatında bir defa gemiye binmemiş bir adamın
anlattıkları ise, ne kadar ilgi çekici olursa olsun “vah vah” diyerek
geçiştirilir.
Küçük ruhlardan gelen bükük harfler herkesi sıkar. Büyük ruhlardan gelen küçük
harfler bile bizi bütün varlığımızla seferber eder.
Son derece iyi hazırlanmış, bilgi ve tecrübe yüklü bir konuşma, küçücük bir
bilgi hatası yüzünden berbat olur. Dinleyenlerde, konuşmanın bütünü üzerinde
tereddütler hâsıl olur.
Sıfıra Çarparsanız Sıfırlanırsınız
Başkalarının yanında yaptığınız zaman ayıplanacak davranışları yalnız başınıza
da kaldığınızda yapmamanız tesirli bir atmosfere sahip olmasını sağlar.
Güçlükleri göze alamayanların kolaylıklarla karşılaşması mümkün değildir.
Güçlükleri göze alarak yola çıkanlar ise güçlüklerle beraber mutlaka
kolaylıklarla da karşılaşırlar.
Doğrudur; her arayan bulamaz. Ama aramadan bulan hiç olmamıştır.
Her kötülükten sonra bir iyilik, her yanlıştan sonra bir doğru, kötülüğün ve
yanlışın lekeleri içinde simsiyah olmamızı engeller.
Kuvveti arttıkça şefkati artmayan bir insan her an bir haksızlığa sebep
olabilir.
Doğruyu görebilmemiz için doğruyu hissedebilmek, doğruyu hissedebilmek için de
doğru yaşamak gerekir. Nasıl göze kaçmış bir çöp, rüzgârın kaldırıp gözümüze
doldurduğu toz toprak, görme kabiliyetimizi etkiler, görüş mesafemizi
kısaltırsa, kalbimize dolmuş toz ve toprak, kalbimize batmış bir çöpte kalp
gözümüzün görüş kabiliyetini ve mesafesini etkiler. Kalp gözü perdelenmiş bir
adam sapla samanı karıştırır, aka kara, karaya ak diyerek iddialara tutuşur.”
Aramadan hiçbir şey bulunamayacağına göre hep arayış içinde olmamız gerekiyor:
hakkı, hakikati, gerçeği, mutluluğu, huzuru, sevgiyi, füzeliği, dostluğu, güzel
ahlakı… bize düşen belli olduğuna göre, gerisi bizlere kalıyor. Kolay gelsin…
www.hakimiyet.com