Yazdır

Mezuniyet törenlerinde yaşanan skandallar

2007-2008 eğitim ve öğretim yılının sona ermesi münasebetiyle ülkemiz geneline serpilmiş bulunan üniversitelerde çeşitli aralıklarla mezuniyet törenleri düzenlenmektedir. İki yıllık bir yüksek okuldan veya dört, yahut altı yıllık bir fakülteden mezun olmanın şan ve şerefini her öğrenci, anne, baba ve kardeş gibi en yakınlarıyla birlikte kutlamak hayatının en manalı sevincini onlarla birlikte yaşamak ister.

Fakat bazı mezun öğrencilerin bu haklı istek ve arzusu bazı yüksek okullarda veya bazı fakültelerde bir takım gereksiz engellere takılmaktadır. Başları-inancı-gereği-örtülü olan anneler evlatlarının bu mutlu gününden mahrum bırakılmaktadır. Kampüslerin giriş kapılarından içeri alınmayan ve dışarıda beklemek zorunda bırakılan gözü yaşlı anneler o neşeli ve coşkulu günlerini yavrularıyla birlikte yaşayamadılar.

Dahası; sınıf veya okul birincisi olan kız öğrenciler içinde başı örtülü olanlar kürsüye çıkarılarak diploması ve birincilik ödülü kendilerine verilmedi. Bu nasıl bir anlayış ve nasıl bir uygulama olduğunu anlamakta ve kabul etmekte çok zorluk çekiyoruz.

Esasında mezuniyet törenleri bir coşku, bir neşe günü ve insan hayatını unutulmaz bir hatırası olarak en yakınlarının katılımı ile geçmelidir. Bir yüksek okuldan veya bir fakülteden mezun olan bir genci annesini dışarıda bırakarak bir uygulamayı zoraki olarak gerçekleştirmek o genci hayatının ilk adımda rencide eder, manevi çöküntüye sürükler.

Bir kız öğrenci ve onun annesi istediği kadar açılsa: “Bu halin nedir?” diye onlara kimse bir şey demez. Deme hakkına da hiç kimse sahip değildir. Herkes istediği kıyafeti giyebilir. İllaki tesettürlü olanlar, ilahi emir olduğu için başlarını örten hanımlar bu tarifin dışında kabul edildiği için kamusal alan onlara yasaktır. Bu her hali ve her yönüyle bir ikilemdir, çifte standarttır ve çok ciddi bir çelişkidir.

İnsanların inançlarıyla, özgür iradeleriyle ve ibadetleriyle uğraşmak, hanımları başları açık ve başları örtülü diye ayrı yargıya tabi tutmak, hele hele bir-kaç saat devam edecek olan bir mezuniyet töreninde anne ile kızını veya oğlunu bir arada bulundurmamak, bu hususta çok katı ve demokratik olmayan bir tutum sergilemek hiç doğru değildir.

Bu ülkenin her türlü yüksek okullarında ve fakültelerinde başları açıklar ile başları kapalı olanlar arasında herhangi bir sorun, bir hizip, bir anlaşmazlık yoktur. Onlar kendi aralarında gül gibi geçinip ve anlaşıp giderler. Bütün sorun bazı üniversite ve fakültelerinde bazı işgüzar yöneticilerden, özellikle de üst tabakadaki görevlilerden kaynaklanmaktadır.

50-60 yaşlarına gelmiş ve o zamana kadar ki ömrünü başı örtülü olarak geçirmiş bir anneye: “Başını aç çocuğun mezuniyet töreni yapılacak yere öyle gir” demek kadar manasız ve gülünç bir uygulama dünyanın başka bir ülkesinde var mıdır acaba?

Hani ya millet olarak, birey olarak tasa da ve kıvançta bir ve beraberdik? İnsan hayatının en mesrur, en neşeli ve en bahtiyar olduğu bir mezuniyet kıvancını çocuğu ile annesini birlikte yaşatamamanın ezici acısını ve ızdırabını hesaba katmayanlar milli ve manevi rahatsızlığın yegane sorumlusudurlar. Bu ve benzeri skandallara artık son verilsin, ana ile yavru mezuniyetin neşesini beraberce yaşasın diyoruz.

www.hakimiyet.com